• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 1 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Ayrışmanın Dayanılmaz Ağırlığı

Ufuk Karadavut

Son günlerde oldukça sıkıntılı ve bir o kadar da tartışmalı günler yaşıyoruz. Tartışılan konular aslında oldukça önemli. Tartışanlar ise belki tartışılan konulardan daha önemli. Tartışılan iki temel konu var. Birincisini sınır ötesi harekât, diğerini ise başörtüsü ya da türban sorunu oluşturmaktadır. Her iki konuda toplumda derin ayrışmalara neden olmaktadır. Şimdi kısaca her ikisini de inceleyelim.

            Sınır ötesi harekât tam bir bilmeceye döndü. Asker ile muhalefet partileri birbirlerini suçluyorlar. Bu belki de ilk kez oluyor. Alışık olunmayan bir durum, ama yaşanıyor. Amerikan yetkililerinin Türkiye ziyaretinin hemen ardından harekâtın bitmesi elbette pek çok soru işaretini geride bıraktı. Aklı başında olan insanlar sorular sormaya başladılar. Acaba neler oluyor? diyenlerin doğru bir şekilde bilgilendirilmeleri gerekirken, hemen herkes farklı şekillerde konuşunca kafalar iyice karıştı ya da karıştırıldı. Askerlerimiz neden bu ziyaretin hemen ardından çekildi? Neden ABD’li yetkili “…bizi anlamış olmalılar, 4 kez kendim çekilmeleri gerektiğini söyledim” dedikten hemen sonra çekilme gerçekleşti? Elbette bunları bizim bilme imkânımız yok. Yakın gelecekte de olmayacak. İleride bir askerimiz ya da bir politikacımız emekli olup anılarını yazarsa o zaman konu açıklığa kavuşacaktır.

Gerek CHP ve gerekse MHP’nin Genel Kurmay Başkanlığı tarafından “hainlerden daha fazla zarar vermektedirler” diyerek oldukça ağır bir şekilde suçlanmaları görmezden gelinebilecek ve küçümsenecek bir şey değildir. Özellikle CHP ve MHP tabanı için ordunun özel bir yeri vardır. Onlara göre; Ordu devletin, milletin geleceği ve rejimin teminatıdır. Ordu bu ülkenin olmazsa olmazıdır. Ancak askerin bu tavrı askerin yüceliğine inanan ve bu özelliğinin asla değişmemesi gerektiğine inanan bir tabanda ciddi anlamda soru işaretleri oluşturmuştur. Burada aslında kaybeden askerler olarak gözüküyor. Bunu biz buradan görebiliyorsak, yukarıda oturanların bunu görmemeleri imkânsız. Yapılanları anlamakta insanlar zorlanıyor. Yıllarca bu partiler askeri savundular. Ama savundukları asker şimdi onları suçluyor. Şimdi ne olacak. Yıllarca bu partilerin peşinde koşan ve askere kayıtsız şartsız bağlılık gösteren taban ne yapacak? İleride göreceğiz. Ama bunun getirdiği ya da getireceği ayrışmaya toplumumuz hazır değil. Bu ayrışmayı Türk toplumuna yaşatmaya kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum. Her yeni ayrışma toplumdan bir şeyleri bir daha geri getirmemecesine alıp götürmektedir. Ama görünen o ki, bu ayrışmada en büyük zararı Türk askeri görecektir. Ayrışma ileride bu topluma dayanılmaz bir ağırlık verecektir.

İkinci bir ayrışma noktası da türban meselesidir. Bilindiği gibi AKP ve MHP ortak bir noktada buluşarak anayasanın ilgili maddesini değiştirdiler. Amaçları bu şekilde en azından üniversitelerde türban serbestliğini sağlamaktı. Yapılan çalışmalarla yasa kabul edildi. Ama Rektörler bu yasaya uymuyorlar ve uymayacaklarını ifade ediyorlar. Hatta bazı rektörlerimiz çok ağır ifadeleri kullanmaktan dahi çekinmemişlerdir. Burada asıl sorulması gereken bu yasanın zamanlamasıdır. Yasa neden şimdi çıkarılmıştır. Tam bir belirsizlik ve açıklanması gereken bir konudur. Önümüzdeki temmuz ayında 22 üniversitenin rektörünün süresi bitiyor ve yeni rektörler atanacaktır. Yeni rektörleri yeni YÖK başkanı belirleyecek ve yeni Cumhurbaşkanımızda atamalarını yapacaktır. Bu şimdiden bilinen bir gerçek iken neden 6 ay sonra yapılması mantıklı olan bir değişim şimdi yapılarak ortalık toz duman edilmiştir. Bu işlem rektörler değiştikten sonra yapılsaydı daha ılımlı bir geçiş olabilir ve ortalık bu kadar gerilmezdi. Ayrışma bu kadar sert olmayabilirdi. Olan maalesef genç kızlarımıza oluyor. Sıkıntıyı onlar çekiyor.

Bu tartışmaların altında vakıflar yasası geçti ve daha doğru dürüst tartışılmadı bile. Bu yasanın getirdikleri, getirecekleri, yaratacağı sıkıntılar halk tarafından henüz bilinmiyor. Halkın başına gelene kadar da bilinmeyeceği görülüyor. Bir musibet bin nasihatten etkilidir denir. Toplumda ciddi bir ayrışma yaratacağı da bekleniyor. Ama bu konu dikkatlerden kaçtı ya da kaçırıldı.

Ayrışma son hızıyla devam ediyor. Nereye kadar devam edeceği ise bilinmiyor. Bu bir planın sebebimi yasa sonucumu bilmiyoruz. Ama görünen o ki iyi bir plan yürüyor. “Eğer bir planınız yoksa bir planın parçası olursunuz” denir. İşte ya bu bizim planımız ve her şey yolunda. Ya da birilerinin yaptığı planların parçasıyız ve yine her şey yolunda gidiyor. Ama bizler şuna inanıyoruz ki, herkesin bir planı varsa Allah’ında bir planı var ve Allah’ın planı her zaman üstün gelmiştir.   

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim