• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Konya 10 °C
  • RTÜK'e Konyalı yeni üye!
  • Akıncı Üssü Davası'nda Konya'da görevli sanıklar savunma yaptı
  • Erdoğan bizzat izleyecek! İşte AK Parti'de adaylık kriteri
  • RTÜK'e Konyalı yeni üye!
  • Akıncı Üssü Davası'nda Konya'da görevli sanıklar savunma yaptı
  • Erdoğan bizzat izleyecek! İşte AK Parti'de adaylık kriteri

Ay yarıldı mı?

Murat Kayacan

"Kıyamet saati yaklaştı, ay yarıldı." (Kamer, 54: 1) ayeti "ayın yarılması"ndan söz eden rivayetlerle birlikte ele alınarak Hz. Peygamber (s)'e de diğer peygamberlere verildiği gibi kevni mucize verildiği iddiasına (belki de en kuvvetli) delil olarak takdim edilmektedir. Bu yazıda, önce söz konusu rivayetleri ardından da bu rivayetlerle irtibatlandırılan ayeti ele alacağız.

"Her peygambere mutlaka insanların inanmakta olageldikleri şeyler cinsinden bir mucize verilmiştir. ama bana verilen (mucize) ise vahiydir ve bunu bana Allah vahyetmiştir. Bu sebeple Kıyamet günü, diğer peygamberlere nazaran tâbi olanı en çok olan peygamberin ben olacağımı ümid ediyorum." (Buhari, XV: 378; Müslim, 1: 364) hadisine aykırı bazı rivayetlere göre, Ay Rasulullah (s) zamanında yarıldı ve o (bu olaya) "Şahid olun!" dedi (Buhari, XI: 467). Bir rivayete göre o, olay esnasında bir grup Müslümanla Mekke'de (Müstedrek, VIII: 443) başka bir rivayete göre ise Mina'da idi. Olayın ardından içlerinde ayın bir parçası dağ yönüne (Buhari, XII: 249) bir rivayete göre ise bir parçası dağın arkasına gitti (Müsned-i Ahmed, IX: 165). Başka bir rivayete göre, bir parçası dağın üstündeyken, bir parçası dağın eteğine gitti (Buhari, XV: 115). Görüldüğü gibi, ayın yarılması konusu rivayetlerde pek net değil. Bu olayı nakleden sahabenin, olayın olduğu söylenen tarihte ya doğmamış (İbn Abbas) olmaları ya da çocuk olmaları (Enes b. Malik), buna karşın Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer gibi Hz. Peygamber (s)'in yanından ayrılmayan sahabenin bu olayı nakletmeyişi rivayetlerin sahihliği açısından bir sorundur. Ayrıca aynı enlem ve boylamda yaşayan başka toplumların da tarihlerinde böyle bir olaydan söz etmemesi gerçeği dikkat çekicidir. Ek olarak, olayın gece olduğundan herkesin görmemesinin normal olduğunu ileri sürmek de mucizelerin apaçık olması gerçeğiyle uyumlu görünmemektedir (Şimşek, 2012, V: 128-129).

Yukarıdaki ayette "Kıyamet saati yaklaştı" ve "ay yarıldı" cümleleri birbirine atfedilmiş haber kipidir. Kıyamet saati geldi yerine yaklaştı denilmektedir. Bu da söz konusu yarılmanın henüz gerçekleşmediğini ve bunun gerçekleşecek bir kıyamet olayı olduğunu belirtmektedir (Sarmış, 2007, II: 167). "İki parmağın birbirine yakınlığı gibi kıyamet saatine yakın bir dönemde elçi olarak gönderildim." (Buhari, XX: 162) hadisi de son peygamber ile kıyamet saati arasındaki yakınlığa işaret etmektedir. Ayrıca Araplar bir işin/gerçeğin ortaya çıktığını ifade etmek için "Ay"ı mesel olarak kullanırlar (Ragıb, ts. I: 546; Ebu Hayyan, ts., VIII: 130).

Yukarıda belirttiğimiz ayetin ardından gelen şu ayet, müşriklerin söz ettiği mucizenin tekerrür eden bir şey olduğunu ifade etmektedir. Halbuki "Ay"ın yarılması gibi bir olay "süregelen bir hadise" diye nitelendirilemez: "Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve 'Süregelen bir büyüdür.' derler." (Kamer, 54: 2). Dolayısıyla süregelen şey Kur'an'ın sureleridir (Şimşek, 2012, V: 128). Ayrıca ayetteki kip, haber kipi değil, şart kipidir. Bu kip kullanılarak geniş zaman veya gelecek zaman belirten "Görürlerse, yüz çevirirler/çevirecekler, derler/diyecekler" ifadeleri kullanılarak bu olayın henüz meydana gelmediği, aksine yarılmanın "geleceği kesin olan kıyamette olacağı" belirtilmektedir. Onun için ayetler, "Ay"ın kıyamet saatinde yarılacağını ama müşriklerin heveslerine uyarak ayetleri sürekli yalanladıklarını fakat her şeyin olacağına varacağını belirtmektedir (Sarmış, 2007, II: 167-168).

Müşriklere peygamberliğin ispatı olarak "Ayın yarılması" olayının meydana gelmiş olması müşriklerin mucize veya olağanüstülük isteklerine olumsuz cevap veren diğer ayetlere aykırıdır. Çünkü bütün ayetler, Rasulullah (s) döneminde müşriklerin maddi mucize isteklerine olumsuz cevap verildiğini, mucize gösterilse de onların inanmayacaklarını ve inanmamaları durumunda da önceki inanmayan toplumlar gibi helak olacaklarını belirtmektedir (Sarmış, 2007, II: 171). İnkârcıların mucize isteklerine, "De ki: 'Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.' Sana indirdiğimiz ve onlara okunmakta olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir topluluk için elbette bir rahmet ve öğüt vardır." (Ankebut 29: 51) denilerek olumlu yanıt verilmemiştir.

Görüldüğü gibi, ayetten kastedilenin ayın yarılması olduğunu ifade eden rivayetlerin aksine, "Ay" kıyamet saati geldiğinde yarılacaktır. Bundan yola çıkarak Rasulullah (s) ile Kur'an'ı karşı karşıya getirmeye çalıştığımız düşünülmemelidir. Böyle bir tutumdan Allah'a sığınırız. Aksine yapmaya çalıştığımız rivayetlerin Kur'anî perspektifle ele alınmasıdır.

Endelüsî, Ebu Hayyan, Tefsiru’l-Bahri’l-Muhit, 8 c., Daru’l-Fikr, Beyrut, ts.

İsfahâni, Ragıb, Müfredatu Elfâzi'l-Kur'an, 2 c., Daru'l-Kalem, Dımeşk, ts.

Sarmış, İbrahim, Muhammed’i Doğru Anlamak, 2 c., 3. bs., Ekin Yay., İst., 2007.

Şimşek, M. Sait, Hayat Kaynağı Kur'an Tefsiri, 5 c., Beyan Yay., İst., 2012.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
murat baş
07 Kasım 2013 Perşembe 12:28
akıl ile bulduğum
Döner döner "Akletmez misiniz" der ya Kuran, akıl ile bulduğum formül "istihare" oldu.
196.206.152.82
Konyalı
06 Kasım 2013 Çarşamba 22:51
Akılcı Akıllılara Alıntı
Vahyi, aklın sınırlı kavrayışına ve bilimin izafiyetine indirgemek,
Kur'an ı zamanlar ve çağlar üstü olmaktan çıkarmak ve
evrenselliğini iğdiş etmek anlamına gelecektir. Akıl, kavrayabildiği
kadarını kavrayacak, enerjisini tükettiği yerde de "el ilmu indellah" deyip teslimiyet bayrağını imanın yıkılmaz burçlarına dikecektir. Çünkü, vahyin kontrolünde olan iman, akıl ve bilim üstündür. Bu onun akıl ve bilim dışı olduğu anlamına gelmez. Çünkü, vahyin referansı akıl ve bilim değildir.
78.161.117.9
Konyalı
06 Kasım 2013 Çarşamba 22:45
Akılcı Akıllılara Alıntı
Akıl da, bilim de izafıdir. Kainattaki tek mutlak hakikat vahiy ve
vahiyden beslenen bilgidir.
Bir bilgi vahye nispet edildiğinde onun onayını alıyorsa o bilgi müspettir.
Aksi halde o bilginin keyfiyeti ne olursa olsun, hurafedir,
safsatadır ve işe yaramazdır.
Aynı şekilde, vahye muti olan ve onun emirber bir neferi hükmünde olan akıl selimdir .
Aksi halde sakimdir, anarşistir ve terörize olmuştur.
78.161.117.9
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim