• BIST 89.150
  • Altın 143,872
  • Dolar 3,5662
  • Euro 3,7794
  • Konya 2 °C
  • E-Devlet'ten Alınan Nüfus Belgeleri Resmi Belge Sayılacak
  • Suriyelilere Vatandaşlık Verilmeye Başlandı
  • 25 bin kamu çalışanına soruşturma!
  • E-Devlet'ten Alınan Nüfus Belgeleri Resmi Belge Sayılacak
  • Suriyelilere Vatandaşlık Verilmeye Başlandı
  • 25 bin kamu çalışanına soruşturma!

Avrupa'dan bakınca...

Adem Alemdar

Geçen haftaki yazımda bahsetmiştim; bir hafta buralarda olmayacağım diye. Belçika’nın başkenti Brüksel, Macaristan’ın başkenti Budapeşte ve Avusturya’nın başkenti Viyana’yı kapsayan bir haftalık seyahatimizi şükürler olsun selametle bitirip Konya’mıza döndük…

Biz burada değilken partiler milletvekili aday listelerini açıkladılar. Herkes gibi biz de ‘şok’ olduk, şaşırdık, hayretler içerisinde kaldık, ama benim bugünkü yazı konum bu değil…

Bugün sizlere Avrupa seyahatimizden kısa notlar aktaracağım. Seyahatle alakalı yazı dizimizi ise nasipse yarından itibaren okuyacaksınız…

Evvela Türk Havayollarından başlayalım. THY’yi Türkiye’nin yükselen markası olarak kutluyorum, ama her seferinde yaşadığımız bir uygulamasını bir kez daha eleştirmek istiyorum. Bildiğiniz gibi tüm havayolu firmaları gibi THY de yolculuk başladıktan bir süre sonra içecek ve yemek servisi yapıyor. Hostesler ne içeceğinizi soruyor ve herhangi bir içki ismi verirseniz küçük bir şişe ikram ediliyor. (Bir şişe yetmezse, ikinci şişeyi de isteyebiliyorsunuz!) Şayet içki değil de kola, ayran veya meyve suyu isterseniz plastik bir bardağı yarısına kadar doldurup veriyorlar. Yani alkol alanlara özel bi kıyak yapılıyor. Diyorum ki ya alkollü içecek isteyenlere de yarım bardak verilsin ya da alkol almayanlara da şişesiyle verilsin kola, ayran veya meyve suyu çeşitleri…

Mevzuyu THY’den açtık madem, devam edelim. Valizim yine benimle aynı uçakta gelemedi Konya’ya. Neyse ki az evvel arayıp valizimin geldiğini söyleyip, alabileceğimi bildirdiler…

Avrupa Birliği Bilgi Merkezi tarafından davet edildiğimiz ve Türkiye’nin değişik bölgelerinden 12 gazetecinin katıldığı AB bilgilendirme gezisinde; maalesef Türkiye’yi temsil eden gazetecilerin çoğunun Müslüman bir Türk evladı gibi değil Batılılar gibi bir görüntü vermesi, her yemek sofrasında şarap içmeleri ve her fırsatta Avrupalı siyasetçilere Türkiye’yi şikayet etmeleri beni çok üzdü. Maalesef Ergenekon davası bu geziye katılan gazetecileri de ikiye böldü. Hürriyet, Cumhuriyet gibi gazetelerin temsilcileri Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten’e Türkiye’yi vaktinde eleştirmedikleri için çıkışırken, Zaman Gazetesi ve Cihan Haber Ajansı’nın temsilcileri ile ben işin doğrusunu anlatmaya çabaladık, ama nafile. Türkiye içerde de birlik değil, dışarıda da. Bu görüntümüz zaten zayıf olan gücümüzün iyice azalmasına ve Batılıların kafasını karıştırmaya yetiyor…

Yine Brüksel’de Türkiye’nin genç, pırıl pırıl bürokratlarıyla bir öğlen yemeği yedik ve bu bürokratların bazılarının da bizim gazetecilerin çoğu gibi çok rahat bir şekilde yemekle birlikte şarap içmeleri beni yine ziyadesiyle üzdü. Beni içkiyle arası iyi olan okurlarım eleştirebilirler, eleştirsinler. Kimseyi namaz kılmıyor diye eleştirmiyorum, çünkü ibadet kişisel bişeydir. Ama ülkemi dışarıda temsil edenlerin en azından Müslüman gibi görünmelerini(!) istemek hakkım…

AB’yi kocaman bir bürokrasi krallığı olarak gördüm bu seyahatte. On binlerce bürokrat oradan oraya koşturup duruyor. Devasa binalar, gelenler, gidenler, toplantılar…

Özellikle AB’yi yöneten üç önemli sacayağını tanıdık geçtiğimiz hafta. AB Komisyonu, AB Parlamentosu ve AB Konseyi…

Yarın AB yazı dizimizde buluşmak ümidiyle…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim