• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 1 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Avrupa’daki Yerimiz

Ufuk Karadavut

Dönem dönem görülen Avrupa Birliği sendromu bu günlerde oldukça yavaşladı. Kimseden bu konuda bir açıklama gelmiyor. Gelmesine gelmiyor ama müzkereler bir taraftan da devam ediyor. Aslında müzakere sözü yanlış bir söz. 'Avrupa birliğinin istekleri yerine nasıl getirilirin tartışması yapılıyor' desek daha doğru olacak. Çünkü müzakere deyince karşılıklı bilgi alışverişi ve karşılıklı yapılacaklar görüşülür. Ama görülen o ki biz hiç bir şey istemediğimiz gibi bizden yapılması istenilenleri yaptıkça yeni talepler gelmekte. İşin daha vahimi nedir biliyor musunuz? Bütün taleplerin yerine gelmesine rağmen içimizdeki bazıları bunu beğenmemekte ve yetersiz bulmaktadır.

Bunu yaşadığım bir örnekle açıklayayım; Diyarbakır’da bir toplantıya katılmıştık. Toplantı bittiğinde bir gezi yapılacağını söylediler. Bizi Mardin’e götürdüler. Gezdirdiler. Gerçekten ilginç ve güzel yerler. Oraları görünce Atalarımla gurur duydum ve Türk olduğum için mutlu oldum. Orada bulunan meşhur bir manastırı gezerken bizim gurubun içinden bir arkadaş papaza dönerek 'inanç özgürlüğü konusunda hükümete biraz daha fazla baskı yapamaz mısınız, siz özgürleştikçe biz Müslümanlar da özgürleşiyoruz' deyiverdi. Papaz sadece güldü ve manastırı anlatmaya devam etti.  Daha sonra neler anlatıldı bilmiyorum. Duymadım dinlemedim. Çünkü artık orada değildim. Moral olarak çok kötü durumdaydım. Tarikatların, cemaatlerin yıldız devrini yaşadığı bir dönemde bu tür bir istek ne anlama gelebilirdi ki? Anlamak gerçekten zor. Bu yaşadığım bir örnek. Bu arkadaşın ifadesi eminim kendisine ait değil. Mensup olduğu cemaat ya da tarikatın söylemlerinden etkilenmesidir diye düşünüyorum.

Avrupa’daki yerimizi ne yaparsak yapalım düzeltme gibi bir şansımız yok. Nedeni ise geçmişten kaynaklanan batılıların 'kuyruk acısı' yatmaktadır. Bakın geçtiğimiz günlerde hem Fransız Cumhurbaşkanı hem de Alman Başbakanı birbirine benzer açıklamalar yaptılar. Ama dikkate alınmadı ya da dikkatlerden kaçırıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, ''Türkiye'ye Avrupa'da yer yok'' dedi. TF1 ve France 2 kanallarına demeç veren Sarkozy, Türkiye'yle Avrupa arasında birlik değil ortaklık fikrini tekrarladı. Sarkozy, '' Türkiye'nin Avrupa'da yeri olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Türkiye Küçük Asya'da...'' dedi.  Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduklarını ve ''imtiyazlı ortaklık''tan yana olduklarını yineledi.

Bu kişilerin düşüncesi belli. Bu kişiler ise Avrupa Birliğinin kurulması ve yaşatılmasında öncü olan devletler. Avrupa Birliğine yön veren de bu ülkeler. Bunların vermiş olduğu kararlar geçerli kabul ediliyor. Adamlar düşüncelerini açık bir şekilde ifade ediyorlar. Ama biz bunu bir türlü kabul edemiyoruz. Neden kabul edemiyoruza gelince belki de Mardin’de papazdan yardım isteyen kişinin psikolojisini anlamak yeterli olabilecektir. Alt taraftaki biri papazdan yardım istiyorsa başkaları da başka yerlerden yardım isteyebilir. Bundan daha doğal bir şey olmaz. Bu böyledir demiyorum. Zaten diyemem. Ama fikir yürüterek bunun böyle olabileceğini ifade ediyorum. 

Avrupa Birliğine Türkiye’nin alınmasının bir nedenini de yine Alman Başbakan şu şekilde açıklıyor; Avrupa ülkelerinin günümüzdeki sorunları ve krizleri tek başlarına aşacak durumda olmadıklarını, bu nedenle AB içinde birlikte çalışmak zorunda olduklarını ve bunu da istediklerini belirterek, AB'nin komşularıyla olan ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla da Akdeniz Birliği'ni desteklediklerini kaydetti. Bu birliğe Türkiyenin üye olması gerektiğini de belirtti. Türkiye’nin Avrupa Birliğine üye olmasının yeni krizlere sebep olacağını ama Akdeniz Birliğine üye olması ile bu sorunların yaşanmayacağını ifade edebilmiştir. Bakın ''Genç Birlik'' Başkanı Philipp Messfelder, yaptığı konuşmada, Türkiye'ye yönelik sert ifadeler kullanarak, ''Avrupa'nın ortak değerler temelinde kurulmasını istiyoruz. Türkiye'nin burada yeri yok'' şeklinde konuştu.

Aslında hemen her şey açık ve net. Ama birde bunu anlayabilsek. Anlamamız gerekiyor. Yoksa anladığımızda çok şeyi kaybetmiş olacağız. Avrupa’nın 'temel değerlerimiz' dediği şeyler bizde yok. Biz Hıristiyan değiliz ve yıllarca onlara engel olduk. Bu nedenle biz emin olun 'hepimiz Hıristiyan olduk' desek bile bizim yerimiz yok. Nedeni ise Türk olmamız. Çünkü onlara engel olanlar Müslüman Türkler, ya da Suddeuche Zeitung gazetesinin deyişiyle 'Attilanın Torunları'.

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim