• BIST 83.105
  • Altın 146,901
  • Dolar 3,7669
  • Euro 4,0418
  • Konya -4 °C
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi

Avrupa Birliği Krizi

Ufuk Karadavut

Aslında bizler pek haberdar olmasak ta Avrupa Birliğine (AB) bağlı bazı ülkelerde ciddi anlamda ekonomik sıkıntılar yaşanmaya başlandı. Bizi de de yakın zamanda oldukça derinden etkileyeceği beklenen ekonomik kriz özellikle Yunanistan ve Portekiz’i derinden etkiledi. Önümüzdeki dönemde bizi de derinden etkileyecek deyişimiz ülke olarak borç stokumuzun 600 milyar doları bulmasından ve cari açığın sürekli olarak engellenemez şekilde artmasındandır. İnşallah korktuğumuza uğramayız.

Bazı Avrupa Birliği uzmanları aslında birlik kurucu üyeleri tarafından güçlenmiş bir Euro bölgesi istenmediği ve dolar karşısında her zaman daha zayıf kalması gerektiğini istediğini vurguluyorlar. Bu açıklamayı yaparken de beraberinde bazı deliller ortaya sunuyorlar. Örneğin, günümüzde forex piyasasının %30 undan fazlasını EUR/USD teşkil etmekte ve piyasanın 3 trilyon dolar olduğunu düşünürsek EUR/USD paritesinin ne kadar önemli bir parite olduğunu anlayabiliriz. Hatta dünya için bile o kadar önemlidir ki dün ve bugün paritenin yükselmesini engelleyen Çinin alımları olmaktadır. Ancak Çinin alımlarının bunu ne kadar engelleyeceği şüphelidir. Çünkü AB bu paritenin 1.40 lar seviyesinde kalmasını istemektedir. Kendileri için en uygunun bu olduğunu hesaplamışlar ve buna göre çalışmaktadırlar. Hatta Yunanistan’a müdahalenin geciktirilmesinin de euro’nun bir miktar değer kaybetmesinin istenmesinden kaynaklandığı belirtilmektedir.  AB deki uzmanlar Euro-dolar paritesinin her zaman 1,45 in altında olması gerektiğini vurgulamaktadırlar. Bunun üzerindeki bir kurun AB için oldukça zararlı olacağını belirtmektedirler. Avrupa Birliğinin sıkıntıya girmemesi ya da girmiş olduğu sıkıntılardan kurtulabilmesi için kurun da ona göre düşük olması gerektiği noktasından hareket etmekte ve buna göre kurun yükselmesini engellemektedirler. Bu nedenle eğer gerekli görülürse önümüzdeki dönemde görülmesi muhtemel Portekiz krizine de müdahale de ağırdan davranılması beklenebilir.

Tarihi sömürgecilikle geçen ve gelişmelerini sömürgecilikle sağlayan toplumlardan oluşan Avrupa’nın gerekirse kendi içinde de sömürgeye başvuracağını beklemek yanlış olmaz. Özellikle Yunanistan da son yaşanan krizde özellikle Almanya ve Fransa’nın yardımları Yunanistan’ın kamuya ait bütün kurumları özelleştirme şartına bağlamış olması bunun en bariz örneğidir. Yunanistan’daki banka hisselerinin büyük kısmının Fransızlarda olduğu düşünüldüğünde ne anlatmak istediğimiz daha kolay anlaşılacaktır. Yunanistan da ele geçiremedikleri bazı kurumları ve tesisleri de bu sayede ele geçireceklerdir. Yunanistan artık sömürge bir ülke haline gelecektir.

Yunanistan’a zorla yaptırılmak isteneni bir isteyerek yaptık zaten. Günümüzde ülkemize ait ne doğru dürüst banka ne de sanayi tesisi kalmıştır. Bu şu anlama gelmektedir; ülke olarak biz sömürgeyiz. Gördüğünüz gibi kapalı kapılar arkasında ne oyunlar oynanmaktadır. Sömürgeci düşünce ne zaman ve nerede olursa olsun her zaman iş başında olmuş ve olacaktır. Bu düşüncelerinden vaz geçmek tarihi gerçekleri yok saymak olacaktır.

Euro krizinin bir diğer etkisi ise siyasaldır. Yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle yapılan yardımlar özellikle yardımı yapan ülkelerin vatandaşlarınca tepki ile karşılanmaktadır. Çünkü birileri çalışmakta ve birileri ise çalışmadan para almaktadır. Bu ciddi anlamda yönetime karşı tepki oluşturmakta ve para aktarımı yapan ülkeleri zorlamaktadır. Aslında sömürgeci ülkelerde kendi içlerinde ikileme düşmüşlerdir. Bu ikilemin doğal sonucu da siyasi olarak çözümsüzlüğe doğru gitmektedir. Almanya ve Fransa göründüğü kadarı ile sistemi AB’yi taşıyan iki lokomotiftir. Her iki yöneticilerinin ülkede yaşayan halkın tepkilerini nereye kadar göz ardı edecekleri ise merakla beklenmektedir.

Ülke olarak bize düşen ise itidalli bir şekilde davranıp, özellikle AB’ye yapılan ihracatın zaman içinde azalacağını düşünerek alternatif ihracat kapıları araştırmak olmalıdır. Aksi takdirde üretilen malların elimizde kalması kaçınılmaz olacaktır. Bu ise ekonomimizin çok ağır darbe almasına neden olacaktır.

  

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim