• BIST 89.931
  • Altın 145,423
  • Dolar 3,5968
  • Euro 3,9078
  • Konya 17 °C
  • Ertem Şener'den Hakan Şükür'e Çok Sert Tepki: Buraya Hainler Bağlanamaz
  • Meteoroloji uyardı: Bu illerde yağış bekleniyor
  • Hakan Şükür ve Arif Erdem FETÖ'den değil aidattan ihraç edildi!
  • Ertem Şener'den Hakan Şükür'e Çok Sert Tepki: Buraya Hainler Bağlanamaz
  • Meteoroloji uyardı: Bu illerde yağış bekleniyor
  • Hakan Şükür ve Arif Erdem FETÖ'den değil aidattan ihraç edildi!

Atilla Kart ve Nakarat

Murat Kayacan
Atilla Kart Konya CHP Milletvekili. Gazetemize siyasete ve aktüel konulara dair görüşlerini açıklamış. Atilla Bey’in satır aralarında AB’ye sınırlı destek verdiği anlaşılıyor. AB’ye katılımın “çağdaşlaşmanın” bir gereği olduğunu söylüyor. Ancak üzerinde ittifak edilmiş bir kavrammış gibi davranıp çağdaşlaşmaya bir açıklama getirmiyor. Kaygıları “ulusal menfaatlerin” tehlikeye girmesiyle ilgili. Türkiye’nin geleneksel Kıbrıs politikası, Güneydoğu sorununa dair resmî bakış açısı, Hıristiyanlara din eğitim yasağı gibi konularda bilinen söylemleri tekrar etmekten başka bir şey söylemiyor.

AKP gibi bir kadroya değişim misyonunu yüklemenin mümkün olmadığını ifade ederken, CHP’nin konumunu unutmuş görünüyor. Zira CHP’nin seçimsiz iktidarda olduğu dönemi, kaç CHP’li “dikta yönetimi” olarak değerlendirir ki?!

Atilla Bey, özgürlüklerin teminatı olarak laikliği görüyor. Türkiye’yi İslâm coğrafyasında inancın en rahat yaşandığı ülke olarak gösteriyor. Zira Türkiye’de kişisel alanda kimse dinini yaşamakta zorlanmıyormuş. Sayın milletvekili bu konuda yanılıyor. Çünkü İslâm coğrafyasında Türkiye’de olduğu gibi İslâm’ın güllük gülistanlık yaşandığı bir ülke daha var, Tunus! Orada da insanlar “Başörtülü” olarak okula gidemiyorlar. Dini evde yaşamalarına kimse ses çıkarmıyor. Tesettürlü bayanlar özgür özgür evlerinde oturuyorlar.

Atilla Beyin rahatsız olduğu konulardan biri de, insanların dini duygularını kullanarak bunu kamu yönetimine yansıtma anlayışı imiş. Bu ifadeden çıkan sonuç şu: “Laiklik sadece din dışı kimselerin din dışılıklarını kamu yönetimine yansıtma imkânı verir ve bu sayede herkes özgür olur.” Yani öyle bir düzen hayal ediyor ki, inananlar inancına uygun birisini seçmeye kalkarlarsa onlara, “Dur ne yapıyorsun? Bak yine inancını kamusal alana yansıtıyorsun. Vazgeç, laikliğin zarar görmemesi için din dışı birilerini seçmelisin ki, özgür ortam devam etsin.” denecek.

Atilla Bey, İmam Hatipler’in CHP döneminde açıldığından sitayişle bahsediyor. Acaba AKP imam hatiplerin kapatılması için teklif verse, kendisi buna karşı çıkar mı? “Durun yahu onları biz açtık, imamların özgürlüğünün ve üniversiteyi diğer akranları gibi eşit şartlarda kazanıp bitirmelerinin teminatı biziz!” der mi? Keşke.

CHP’li milletvekili izinsiz Kur'an kurslarının terör örgütlerine muhtemel zemin hazırlayacağından endişeli. Yani, “Madem İsrailoğulları çoğalıyor, en iyisi erkeklerinin sayısını azaltalım, iktidarımızı baki olsun” mantığı. Muhtemel tehlike çağrıları, vekil tarafından yasağa gerekçe olarak sunuluyor. Ayrıca kastedilen terör tanımı -anladığım kadarıyla- ABD merkezli. Mesela sayın milletvekili şöyle bir mantık yürütmüyor: Bu çocuklar ABD emperyalizmine direnişin nüveleri olabilir. Zira Kur'an, zulme karşı oluşu ve hainlerden taraf olmamayı öğütlüyor. Zamanında imam hatipleri kurduğumuz gibi, Kur'an kurslarını da teşvik edelim ki, çocuklarımız güçlünün değil adaletin yanında yer alsınlar.

Atilla Bey, Başbakanın “Vakıf üniversitelerinde başörtüsü serbest, devlet üniversitelerinde yasak olsun.” şeklindeki teklifine itiraz ediyor. Ancak itirazı özgürlüklerden yana değil, ümitlenmeyin. Vekilin isteği her üniversitede yasak olsun!

Atilla Bey’in nadir özgürlükçü açıklamalarından birisi öğrencilerin değil, annelerinin başörtülü olarak üniversitelere girebilmesi. Zira öğrenci velisi, kamu hizmeti almıyormuş da vermiyormuş da. Yahu isteyen başörtülü olarak nüfus dairesi, vergi dairesi, defterdarlık, belediye vb. kamu binalarına girmiyor mu? Oralardan hizmet almıyorlar mı? Yine üniversitelerde başörtülü hizmetçiler yok mu? Onlar sırf hizmetçi oldukları için mi “siyasi başörtü” takmamış oluyorlar?

Merak ediyorum; size göre, örtülü hizmetlilerden birisi azim gösterip diyelim ki 50 yaşında üniversite sınavını kazansa, ona “Bu bayan siyasi olmayan bir örtüyle üniversiteye girdi” mi diyeceksiniz? Hayır demeyecek tabii, ama sayılarının 300’ü, 500’ü bulması hariç. O durumda aynı başörtülüler sayıları arttı diye birden bire siyasal amaçlı başörtü takanlar olacak!
Ya Rabbim nelerle uğraşıyoruz hâlâ!
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim