• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Konya 6 °C
  • Zafer Biryol, Gülen'in talimatıyla 675 bin TL yatırmış
  • Akıncı Üssü duruşması sırasında sanıktan sanığa iletilen "motivasyon" notu
  • FETÖ sanığı "itirafçı" hakime indirimli ceza
  • Zafer Biryol, Gülen'in talimatıyla 675 bin TL yatırmış
  • Akıncı Üssü duruşması sırasında sanıktan sanığa iletilen "motivasyon" notu
  • FETÖ sanığı "itirafçı" hakime indirimli ceza

Atasözlerimiz De Akrabalık İlişkileri

Halit Aksungur

Türk Atasözleri ve deyimler, halk yığınlarının yüzyıllarca doğadan, toplum yaşamının her alanından az sözcüklerle kesitler sunan, deneyimlere dayanarak ibret ve öğüt verici, yol gösterici kural koyucu özlü sözlerdir. Edebiyat ürünleri gibi birer kültür ürünüdür.  Yaratıcıları halktan olup adları bilinmez, toplumda konuşulan dilin ayrılmaz parçasıdır. Atasözlerinin belirli bir yazıp söyleyeni yoktur. Aynı dili konuşan milletin ortak emekleriyle yaratıldığından “Anonim” olarak nitelenir. Deyimlerde, ilgi çekici bir anlatım özelliği bulunan, bir çoğunun gerçek anlamından ayrı                anlamlar taşıyan söz topluluğudur. İçerdikleri konulara bakılınca bir çoğunun hısım ve akrabalarla ilgili oldukları görülecektir.                                                                                                                                                                       Toplumsal yaşayışın kurulmasından bu yana aile, sosyal bir kurum olarak  her millette yerleşmiştir. Yaşamın gerektirdiği ekonomik, sosyal, dini, eğitimle ilgili bütün çalışmalar aile çevresi içerisinde yerine getirilir. Kişiler ve toplumun kültürü geliştikçe kurumlar da gelişmekte, aynı amaç üzerinde birlik içinde görevlerini sürdürürler. Ailenin kurduğu, yerleştiği, geliştirdiği ev aile ocağıdır. Genellikle karı, koca  bazen de büyükler ve çocuklar arasındaki uyum, anlaşma, sevgi ve saygı, hoşgörü ailenin mutluluğunu yansıtır. Onların kış günleri sobanın başında, sıcak odalarında birbiriyle söyleşileri  o ailenin şiiridir. Aile insan soyunu çoğaltmak, toplumun sürekliliğini sağlamak gibi sosyal bir kurum olarak varlığını sürdürecektir.                                                                                                                           Atasözleri ve deyimlerde ortaya çıkan akrabalık bağları ve ilişkiler olumlu ve olumsuz yönleriyle ortaya çıkarıldıkça toplumda ve bireylerde görülen eğitim ve terbiye eksikliği kendini gösterecek sorunlar belirlenecektir. Atasözlerimiz bir yönüyle de topluma yön veren, şekillendiren özelliğiyle sosyal ve eğitsel denetim yoluyla sosyo-kültürel bütünleşmesinde  bizleri uyaracaktır… 

AİLENİN KURULUŞU

Akrabalıklar kurulurken ilk akla gelen evlilik kurumu yoluyla oluşur. Bu yolla yeni bir aile kurulur. Atasözlerimiz ve deyimlerimiz evlilik kurumunu çok yönlü olarak ayrıntılarıyla inceler, işler. Bir yanda bekarlığı desteklerken öte yandan evliliğin bekarlığı istenmeyen bir durum olarak gösterir evliliğe özendirilir. İşte konuyla ilgili atasözlerimiz:                                                                                                        

“Bekarın bağrını bit, malını it yer”                                                                                                                          “Bekarlıkmaskaralıktır”                                                                                                                                                      “Bekar gözü kör gözü”                                                                                                                                              “Varsa eşin rahattır başın, yoksa eşin zordur işin”                                                                                      

“Evlenenle ev yapana  Allah yardım eder”.                                                                                                        “Evlenmesi bir alaca kuş, geçinmesi bora ile kış”                                                                                            

“Erken evlenen döl alır, erken kalkan yol alır”                                                                                                 

“Kız beşikte, çeyiz sandıkta”                                                                                                                                          “On beşinde kız ya erdedir, ya yerde”…                                                                                                                             Bu sözler yukarıdaki görüşleri özetlemektedir. Genel olarak kız çocukların erken evlenmesi istenir. Cumhuriyetten önceki kuma getirmeler üzerinde durmuyoruz.                                                                             

“Bir eve bir baca, bir kadına bir koca”                                                                                                                   “Kadının biri ala, ikisi bela”.                                                                                                                                      “Oğlun kimi severse gelinin odur, kızın kimi severse gelinin odur”                                                   

Atasözümüzde eşlerini seçerken kız ve erkeklere  serbestlik tanınırken, uygulamalarda araya girildiği, karışıldığı gözlenir. Kızların evlenmesinde  erkene  alındığı gözlenir. Bunun içinde:                  

“ Kızı kendine bırakırsan, ya davulcuya gider, ya zurnacıya” görüşü varken erkekler için: Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma”… denilerek akrabaların görüşleri alınır. Eşler arasında denklik gözetilir.

Bunun için: “Davul dengi dengine”/  Pekmezi küpten, kadını kökten al” sözü geçerlidir…

Ülkemizde ve geleneksel yerleşim birimlerinde kadınların evlenme yaşı çok gençtir. Bu nedenle kadınların çocuk yapma  süreleri uzun olduğundan köylerde çok çocuklu aileler bulunur. Gelinlerin yaşının küçüklüğü onların statüsünü de düşürür. Geçmiş yıllarda genç gelinler erkek çocuk doğurunca yerini sağlamlaştırmış sayılırdı. Zaman içinde bazı kadınların erkek çocuk doğurana kadar çocuk yaptıkları bilinen olaylardandı. Çünkü üzerine kuma getirilebilirdi...

           

 

                       

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim