• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • Konya -2 °C
  • Nazlı Ilıcak: FETÖ'nün 17/25 Aralık'ta terör örgütü olduğunu anlamadım
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Savcıdan Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşler için ağırlaştırılmış müebbet talebi!
  • Nazlı Ilıcak: FETÖ'nün 17/25 Aralık'ta terör örgütü olduğunu anlamadım
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Savcıdan Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşler için ağırlaştırılmış müebbet talebi!

Asile ait hiç bir makam, vekile baki değildir

Fahri Kubilay

Seydişehir kaymakamı Kemal İnan beyin tayini çıktı… 

 Bu karar benim için sürpriz değildi,  geçen hafta valiler kararnamesi yayınlandıktan sonra, akşam sabah kaymakamlar kararnamenin yayınlanmasını bekliyordum.

Kaymakam bey gitmek için dilekçe verdiğini, “Tayin dilekçeni kendin ver” denildiğini biliyordum…

Ve Kaymakam Bey Normal süresinin dolmasına bir yıl kala Seydişehir’den gidiyor… 

 Bende devlet memuru olsam aynı şeyi yapardım…  Durulmazdı, gitmeliydi, huzursuzdu…

 Bu işi bu noktaya getiren tek kişi vardır bunu hepiniz biliyorsunuz adını bile anmadan arka arkaya cümleler kurmak, saydırmak geliyor içimden…

Mübarek gün deyip lal olup, susmak istiyorum ama bu hakkım saklı tutmak kaydı ile… Ve nefsimi dizginleyip şimdilik susuyorum…

Hani bir atasözü vardır "Mahkeme kadıya mülk değil.” Makamlar eninde sonunda makam sahipleri tarafından boşaltılacak.

Önemli olan makamları boşalttıktan sonra toplum nazarında aynı değeri bulmaktır. Geride bırakılanlardır.

Hoş sedayı bırakacak olan Kaymakam Kemal İnandır. Gönlü hoş olanda yine odur.

Mahkemeler kadıya mülk değilse makamlar da vekile baki değildir.

O makamların gerçek sahipleri asil olanlardır. Vekiller gidicidir.

Bilinen bir akrep hikâyesini manidar buldum ve paylaşmak istiyorum sizlerle…

Hintli bir Adam suda Bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür.

Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır AMA akrep onu sokar.

Hintli tekrar akrebi Sudan kurtarmaya çalışır AMA akrep onu tekrar sokar.

 Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya çalışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler.

Ama Hintli Adam şöyle der: 

“Sokmak akrebin doğasında vardır. Benim doğamda ise sevmek var. Neden sokmak akrebin doğasında var diye, kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim?”

Sevmekten vazgeçmeyin.

İyiliğinizden vazgeçmeyin.

Etrafınızdaki insanlar sizi soksalar da, onları terk etmeyin…

Sevginin aydınlatamayacağı hiçbir karanlık yoktur çünkü...

Biz sevdik mi yer oluruz

Biz sevdik mi sel oluruz

Biz sevdik mi lâl oluruz

Biz sevdik mi cân oluruz

Biz sevdik mi adam gibi

Adamları severiz.

Sevginin kurduğu devleti, adalet devam ettirir; yıkacak olanda zulümdür.

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim