• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -1 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Artık korkmanıza gerek kalmadı–4

Ufuk Karadavut

Artık korkmanıza gerek kalmadı–4

Genetiği değiştirilmiş organizmalar toplumu içten içe çökerten sistematik bir soğuk savaş olarak nitelendirilebilir. Aslında fakir ülkelerin açlıktan ölmemeleri ve refah düzeylerinin artırılması gibi oldukça masum (!) bir istekle başlanan bu çalışmalar, zaman ilerledikçe aslında hiçte öyle iyi niyetli olmadıkları görülmeye başlandı. Bunların görülmemesi için ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar sürekli olarak “GDO’lar zararsız” deseler de bunların zararsız olduğunu hiç ispatlayamadılar. İspatlamak için bir gayretlerinin olduğu da aslında gözükmüyor. Bu tür çalışmaları yapanlar ABD’de ya da İsrail’de belli firmalar. Bu firmalarda bulundukları ülkenin hükümetleri ile doğrudan ilişki halindeler. Bu nedenle kendilerine güvenleri tamdır. Ürettikleri GDO’lu ürünleri satamama gibi bir dertleri yok. Çünkü işbirliği içinde oldukları hükümetler ile hemen her türlü kanunu rahatlıkla çıkarabildikleri gibi, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin gelişmelerine müdahale ederek kriz çıkarabilmektedirler. Bu tür ülkelerde gıda krizi çıkarmak oldukça kolaydır. Kriz halindeki ülkelerin GDO’lu ya da GDO’suz ürün arama şansları olmayacağından önlerine ne konsa alacaklardır. İşte bundan dolayı GDO üreten firmalar rahat.

Ama Türkiye bu ülkelere göre biraz farklı durumda. Her ne kadar son 5 yılda tarımsal üretim bakımından kendi kendine yeten ülke özelliğini tamamen kaybetsekte yinede tarımsal üretim olarak kötü sayılmayız. Bunun korunması gerekiyor. Dünya Bankası, IMF gibi kuruluşların dayatmaları ile alınan kararların başarısızlıkla sonuçlandığı görülmüştür. Bu kurumların dünyadaki çok uluslu şirketlerin ayakçısı olduklarını artık bilmeyen yok. Bu kurumların arkasında bulunanlar kendi yörüngelerine soktukları ülkeleri sömürgeleştirerek her türlü pisliği yapabilmektedirler. Bu nedenle çok dikkatli olunmalı ve bunların oyuncağı olunmamalıdır. Hatırlarsanız ülkemizde IMF dayatması ile şeker kanunu, tütün kanunu, fındık yasası gibi üreticimizin aleyhine olan pek çok yasa çıkarılmıştır. Üretimlerin azalması ile dışa bağımlılık artmaktadır. Böylece yurt dışından gelen ne olduğu belli olmayan ürünlere mahkûm ve uluslararası sermeyeninde oyuncağı oluyorsunuz.

Oyuncak olan ülke ise sosyal ve ekonomik risklere karşı dayanıksız duruma gelir. Sosyal ve ekonomik risklerin başında pahalılık gelir. GDO’lu ürünlerin tohumları normal tohumlara göre pahalı olacaktır. Bu da üretilen ürünün fiyatına yansıyacağı için üretilen mallar daha pahalıya piyasaya sürülecektir. Özellikle küçük üreticiler bu konudan daha fazla ama olumsuz yönde etkileneceklerdir. Bununla birlikte üretimin ağırlıklı olarak tek tip ilaç kullanımına doğru gitmesine neden olacaktır. Geleneksel tarımda kullanılan ilaçlar bu ürünlere etki etmeyeceğinden yeni ilaçlar kullanılacaktır. Yeni ilaçları üreten belli firmalar olacağından tekel oluşacak ve ciddi anlamda bağımlılık oluşacaktır.

GDO’lu ürünlerde karşılaşılacak konulardan birisi de tohumlukların her yıl yenilenme mecburiyetinin olmasıdır. Her yıl yenilenen tohum, aynı zamanda her yıl yüksek miktarda masrafın yapılması demektir. Bu da maliyetlere doğrudan yansıyacaktır. Aynı bölgede klasik ve GDO’lu çeşitlerin bir arada yetiştirilmeleri durumunda çeşitlerin birbirlerinden toz alarak etkilenmeleri mümkün olacaktır. Diğer bir deyişle geleneksel üretim yapanların ürünleri de tehdit altında olacaktır. GDO’lu ürünlerin diğer bitkilerden toz alma oranı çok düşük olduğu halde geleneksel üretimde bu oran çok yüksektir. Bu nedenle geleneksel ürünlerin bozulmaları da gündeme gelecektir.

Bir diğer ve özellikle Müslümanlar için söz konusu olacak olan gen aktarımı sorunu ise; Müslümanların domuz eti ve türevlerini tüketmedikleri için domuz geni karıştırılmış ürünlerden de yemek istemeyeceklerdir. Hatta daha ilerisi bazı böcek genlerinin kullanıldığı ürünleri de yemek istemeyeceklerdir. Bu durumda ne yapılacaktır. Yani bu işin bir de dini yönü var ve küçümsenecek bir şey değil. İnsanlar bile bile haram olan bir ürünü yemek ya da bilerek haram işlemek zorunda kalacaklar.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, artık korkmanıza gerek olmayacak. Öyle bir düzen kuruluyor ki, birileri para kazanacak diye sizi düşünen olmayacak. Hasta olmanız ya da olmamanız o kadar da önemli olmayacak. Sürünmeniz ve önüne konanları ne olduğuna bakmadan tüketmeniz yeterli olacaktır. Artık hasta olur muyum diye korkmanıza da gerek kalmayacak çünkü hastalanacaksınız. Vücudunuz zayıflayacak ve belki ölmeyecek ama uzun yıllar sürüneceksiniz. Gıda katkı maddeleri ve GDO’lar bizleri her gün biraz daha etkileyecek, her geçen gün vücut direncimizi biraz daha zayıflatacaktır. Allah sonumuzu hayreylesin…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim