• BIST 84.208
  • Altın 147,192
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Konya -2 °C
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı

Artık korkmanıza gerek kalmadı–1

Ufuk Karadavut

Artık korkmanıza gerek kalmadı diyorum. Çünkü korkmanızın bir faydası olmayacak. İsteseniz de istemeseniz de hastalanacaksınız. Bundan kurtuluşunuz olmayacak. O nedenle korkmayın bizim sağlığımızı düşünenler her zaman ki gibi bizim adımıza karar verdiler ve genetiği değiştirilmiş organizmaların ülkeye serbestçe girmesine izin verdiler. Bu da ‘GDO açılımı’ olarak eminim tarihteki yerini alacaktır. Tarihteki yerini almaya alacak ama nasıl bir yer olacak onu bilmek mümkün değil. Ama şimdiden yapılan tahminler bunun oldukça ağır sonuçları beraberinde getireceğidir. Bizde olmasa bile çocuklarımızın bu sorunu daha ciddi ve daha kalıcı yaşayacakları korkusu şimdiden herkesi sarmıştır.

Biliyorsunuz belki ama bilmeyenler için kısaca hatırlatalım. Gıda maddelerinin içinde yoğun olarak ‘Gıda Katkı Maddeleri’ adı altında bazı kimyasal ve sentetik maddeler yıllardan beridir kullanılmaktadır. Bu gıda katkı maddelerinin vücudumuza nasıl etkiler yaptığını kimse bilmiyor. Konu hakkında gıda mühendisleri de bizleri yeterince bilgilendirmiyorlar. Eğer bilgilendiriyorlarsa da sesleri iyi çıkmadığından bizler tam olarak duyamıyoruz. Ama sonuçta bu maddeler kullanılmaya devam ediyor. Onların katıldığı gıda maddelerini de bizler tüketmeye devam ediyoruz. Katkı maddelerinin bazıları sağlığa zararlı, bazıları kabul edilebilir sınırda, bazıları ise haram olarak değerlendiriliyor.

Mesela, Gıda Katkı maddelerinden: E101 Riboflavin, E150 Karamel, E153 Carbon black, E160 Lycopene, E161 Cryptoaxanthin, E306 Tocopherol, E307 Alpha-tocopherol, E308 Gamma-tocopherol, E309  Delta-tocopherol, E322 Lecithin, E415 Xanthan gum, E471 Mono ve diglyceridler, E472  Mono ve diglyceridlerin acetic acid esterleri, E473 Yağ asitlerinin sucrose esterleri, E475 Yağ asitlerinin polyglycerol esterleri, E476 Polyglycerol polyricinoleate, E479, E491 Sorbitan monostearate, E620 Glutamic asit, E621 Monosodyum glutamte, E622 Monopotasyum glutamate, E623 Calcium diglutamate, E624 Mono amonyum glutamate ve E625 Magnezyum diglutamate’ın çoğunluk GDO ‘lu olarak üretildiğini ithalatçılarımızdan, gıda üreticilerimizden ve denetimle yükümlü insanlarımızdan kaç kişi bilmekte ve dikkat etmektedir? İthal edilen GDO’lu peynir mayaları ne derece kontrol edilebilmektedir?* Elbette kontrol edilmesi oldukça zor ve uzmanlık isteyen işlerdendir. Ama eğer ülke insanının korunması ve sağlıklı bir ömür sürmesi isteniyorsa konunun derinlemesine incelenmesi gerekir. Ama görülen o ki ciddi çalışmalar yapılmıyor. Katkı maddelerinin hangilerinin helal, hangilerinin haram, hangilerinin sağlığa zararlı ya da az zararlı oldukları kesinlikle son kullanıcılar tarafından bilinmemektedir.

            Gıda katkı maddelerinin 16 Kasım 1997 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan "Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği"nde gıda katkı maddeleri; "tek başına gıda olarak tüketilmeyen veya gıda ham veya yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek başına besleyici değeri olan veya olmayan; seçilen teknoloji gereği kullanılan işlem veya imalat sırasında kalıntı veya türevleri mamül maddede bulunabilen, gıdanın üretilmesi, tasnifi, işlenmesi, hazırlanması, ambalajlanması, taşınması, depolanması sırasında gıda maddesinin tat, koku, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve düzeltmek amacıyla kullanılan maddeler" olarak tanımlanmaktadır. Bunlar; 1.Kullanıldıkları ürünlerin kalitesini koruyarak raf ömrünü uzatanlar (Koruyucular); Antimikrobiyaller (nitrit, benzoik asit, sorbik asit, kükürt dioksit...) ve Antioksidanlar (BHA, BHT. propil gallat...) dır. 2. Kullanıldıkları ürünlerin hazırlama ve pişme özelliğini geliştirenler; pH ayarlayıcılar (asetik asit, propionik asit, kalsiyum karbonat...), Topaklanmayı önleyenler(magnezyum oksit, magnezyum karbonat, silikon dioksit...), Emülsiyon yapıcılar (lesitin, mono ve digliseritler...) ve Stabilizörler, kıvam arttırıcılar ( kalsiyum asetat, kalsiyum karbonat...). 3. Kullanıldıkları ürünlerin aroma, lezzet, tad ve renkierini geliştiriciler; Lezzet vericiler (aroma maddeleri) Lezzet arttırıcılar (MSG, inisitol) Renklendiriciler (tartarazin, kurkumin,annotto, b-karoten...) Yapay tadlandırıcılar (aspartam, sakarin, asesulfam K, neoherperidin DC...).

            Bütün bunların alt kimyasalları çok sayıda mevcut. Yani ülke insanı zaten her gün zehirleniyor ve kimyasal bombardımanına tutulmuş durumda. Bu yetmezmiş gibi şimdide GDO olarak kısaltılan Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların ithalatına ve Türkiye’de kullanılmasına izin verildi. Yani sadece kimyasal maddeler kullanarak yavaş yavaş zehirlenmek yeterli olmayacak GDO’lar ile genetik yapımızın daha hızlı bir şekilde bozulmasına yardımcı olunacak. GDO’ların faydaları mutlaka var ama zararları konusunda dünya genelinde ele avuca gelir ciddi bir bilgi bulunmamaktadır. Eldeki bilgiler sadece ürünü üreten firmalarda var. Elbette onlarda üretimini yaptıkları ürünleri yüceltmekle ilgileniyorlar. Kimse ‘Ayranım ekşi demez’. Onlarda ayranımız ekşi demiyorlar. Devam edeceğiz…

 

*Katkı maddelerinin isimleri gıda raporu sitesinden alınmıştır. www.gidaraporu.com

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
sevil köse
05 Kasım 2009 Perşembe 19:14
ürünleri camlatıp,duvara asın
genleriyle oynanmış ürünler onay çıktığına görebiz farkına varsakta varmasakta yiyeceklerimize girecek,engel olamayacagız,şekerden başalayarak,gerisi geşlecektir.İnsanoğlu kendi kendini yok etme yolunda hızla yol alıyoruz.sanki ne olmuşta banim bahçemdeki domateslerime,karadenizdeki mısırıma,çayıma,akdenizdeki muzuma,içanadoludaki pancarıma,benim ülkemde her şey mevsimine göre ne güzel yetişiyordu,çünkü erzurumda kar varken,antalyada yaz var,birbirini dengeleyen yiyecek ürünleri ne güzel yetişiyordu,ne gereği varsa genlerin bozulmasının,eh işte genleri bozarlar,domatesi,biber gibi yeriz,koyunu kopyalarlar,hangisi me,hangisi de karıştırırız,aydan mekan alırız,dönüşüm diye diye,naylon poşet savurganlığından her yeri çöp yaparız,sonra döner naylonları toplarız,sonra içine bir demli çay koyar içeriz,ondan sonnrada kanser arttı,kuş gribi,domuz gribi,genleriyle oynanmış ürünlerden yiye yiye birde bakmışsınıki bizim genlerlede oynamışlar ÜÇGEN olmuşuz,olmaz demeyin,olurmu olur,geleceğin üçgen nesillerine,okullarda eskiden tahıl ürünleri gıdası ödevi verilirdi,prinç,şeker,mecimek,buğday,arpa,bulgur,fasülye,bir kartonun üzerine minik poşetlerle yapıştırıp,Türkiye d yetişen üzrünler diye yazardık,şimdiki çocuklar bu ödevi yapıyorlarmı bilmiyorum ama eğerki yapmadılarsa hemen yapsınlar,evin duvarına assınlar,çünkü GENLERİYLE OYNAMMIŞ ÜRÜNLER bulmak çok zor olacak.
saygılarımla
78.169.22.104
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim