• BIST 82.779
  • Altın 147,178
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -1 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Artık korkmanıza gerek kalmadı-2

Ufuk Karadavut

Artık Korkmanız Gerek Kalmadı-2

Önceki yazımızda gündelik hayatımızı sarmalayan gıda katkı maddeleri hakkında bazı bilgiler vermiştik. Gıda katkı maddeleri kullanılmaya başlayalı uzun yıllar oldu. Çeşitliliği de her geçen gün artıyor. Bana göre GDO lar kadar tehlikeli ama kimsenin dikkatini çekmiyor. İnsanlarımız yavaş yavaş ölüyor. Ölümün adı yakalandıkları hastalığın adı oluyor. Bu kadar kimyasal yediğimiz yetmezmiş gibi şimdide Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar çıktı. Aslında yıllardan beri vardı ama yasalaşınca bizlerin haberi oldu. Örneğin soya fasulyesi. Bana göre tamamen sentetik bir bitki. Oynanmadık yeri kalmamış. Ama ne hikmetse soyayı mucize bitki olarak göstermeye çalışıyorlar. Ülkemizde sentetik olmayan bazı saf soya hatları vardı ve onların ıslahı için bazı çalışmalar yapıldı. Ama başarılı olunamadı. Bunun sebebi dışarıdan yapılan müdahaleler değildi. Enstitü idareciklerinin basiretsizliğiydi. Mısır bitkisi de benzer şekilde. Her şeyiyle oynanıyor. Bitki doğal halini çok değiştirdi. Daha fazla ürün düşüncesi ve kar endişesi aslında toplum olarak hep birlikte ‘harakiri’ yaptığımızın göstergesi. Ama görebilenler için geçerli olan bir durum.

            Genetiği değiştirilmiş organizmalar tanımından açıklanmak istenen bir canlının doğal genetik yapısına müdahale ederek onun değiştirilmesi ve aslında olması gerekenden farklı bir yapıya kavuşmasıdır. Örneğin bir soğan bitkisinin genetik yapısına müdahale ettiğinizde yeni bitki artık doğal bir soğan olmuyor GDO’lu bir soğan oluyor. Bunu yapmalarının sebebi, bitkinin daha erken gelişmesi, dayanıklılığının artması, fazla ürün alma düşüncesidir. Bunda kısmen başarılı oldukları söylenebilir. Ama GDO’lu ürünlerin ne tür yan etkilerinin olduğu konusunda net bir bilgi olmadığı gibi fazla bir bilgi de bulunmamaktadır. İnsanları korkutan ve düşündüren asıl neden de burasıdır. Bu konuda ne araştırma yapanlar ne de bu ürünleri üretenlerin ciddi anlamda bir bilgi birikimleri bulunmamaktadır.

            Bilinmeyen veya bilinse bile söylenmeyen yan etkiler ne olabilir diye bir araştırma yaptım. Konu çok önemli ve ihmale gelmeyecek bir konu. Şimdi elde ettiğim bilgileri özetle sizlerle paylaşmak istiyorum;

Alerjik fonksiyonlarda artış; GDO’lu canlılardan (Bunlar yalnızca bitkilerden oluşmamakta bitkilerden hayvanlara da gen aktarımı yapılabilmektedir) elde edilen ürünlerin başımıza açacağı dertlerden birisi alerjik reaksiyonların ciddi oranda artması olacaktır. 1996 yılında Brezilyada yaşanan olayı hatırlatmakta fayda var. Brezilyada yetiştirilen soya fasulyesine atkestanesi ve fındıktan gen aktarımı çalışması yapılmış ve başarılı olunmuştur. Ancak bu ürünü tüketenlerde çok ciddi alerjik etkiler görülmüştür. İşin ciddiyeti üzerine Brezilya hükümeti bu ürünleri marketlerden toplamış ve süresiz olarak satışını durdurmuştur. Böyle bir olay ülkemizde olsa eminim kimse toplatmaz. Hatta sağlık veya tarım bakanımız çıkar bu ürünler sağlıklıdır diyerek kameralar karşısında yerdi.

Kanserojen etkilerde artış: GDO’lu ürünlerin doğrudan ya da dolaylı olarak kanserojen etkilerinin olduğu bilim adamları tarafından sıklıkla bahsedilmektedir. Özellikle bu ürünlerin sindirim sisteminde iyi sindirilememesi nedeniyle yabancı DNA’lar insan genleriyle karışma ihtimalinin çok yüksek olduğu belirtilmektedir. Genetiğin değişmesi aynı zamanda normalliğinde bozulmasıdır. Normallik bozulduğunda anormallikler başlar. Bu da bizlerin vücutlarında anormal gelişimleri destekler ve kanser başlar.

Sebebi belli olmayan toksik etkilerin artması: GDO’lar ve gen aktarılan ürünlerin oluşturacağı ikincil metabolitler insan vücudu için ciddi anlamda toksisiteye neden olabilirler. Bunun önüne geçme imkânımız şu an için bulunmamaktadır.  Bazı bitkilere hastalıklara ve zararlı böceklere karşı dayanıklılığı artırmak için gen aktarımı yapılmaktadır. Aktarılan bu genlerin amacı toksik etki oluşturarak hastalık mikroplarının ya da zararlı böceklerin bitkiye yaklaşmasını önlemektir. Bu şekilde üretilen toksik maddeler insan vücuduna girdiklerinde ne tür etkiler yapabilecekleri tam olarak bilinmemektedir. Ama bilinen böcekler için üretilen toksik maddelerin insanlar içinde çok ciddi sorunlar oluşturacağıdır.

 Antibiyotiğe dayanıklı mikroorganizma gelişimi: Gen aktarma işlemlerinde kullanılan genlerin büyük kısmı biyoteknolojik yöntemler ile geliştirilen bakteri ya da virüslerden oluşmaktadır. Bu nedenle ürünlerden faydalananların zaman içinde antibiyotiğe karşı çok ciddi dayanıklılık gösterebilirler. Bu ise korkunç bir olaydır. Diğer bir deyişle hastalıktan kurtulma şansınızın olmadığının da ifadesidir.

Besin kalitesinin düşmesi: GDO’lu ürünlere gen aktarımı ile bazı yeni özellikle kazandırırken kendilerine özgü özelliklerinden vazgeçilecektir. Örneğin domatesin tarladaki kokusunu asla duyamayacaksınız. Bunun gibi bütün GDO’lu ürünlerde tat ve aroma bakımında bozulmalar olacaktır. 

Bunlar insan sağlığı açısından doğrudan dikkat edilmesi gerekenler. Birde çevresel etkiler ile dolaylı sağılığı olumsuz etkileyenler var. Bunları da bir sonraki yazımızda anlatacağız…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim