• BIST 97.310
  • Altın 279,397
  • Dolar 5,8459
  • Euro 6,5153
  • Konya 18 °C
  • Şevki Yılmaz: Kadının hukukunu Avrupa’da arayanlar ahmaktır!
  • Ahmet Hakan'dan Arınç'ın damadının tahliyesine tepki
  • Afrika ülkeleri Fransa’ya  500 milyar dolar ödemeye devam ediyor
  • Şevki Yılmaz: Kadının hukukunu Avrupa’da arayanlar ahmaktır!
  • Ahmet Hakan'dan Arınç'ın damadının tahliyesine tepki
  • Afrika ülkeleri Fransa’ya  500 milyar dolar ödemeye devam ediyor

Aramco saldırısı

Mesut Ceran

Suudi Arabistan’ın milli petrol şirketi Aramco’ya ait petrol tesislerini hedef alan İHA saldırısının yankıları sürüyor. Zira saldırı; mekânı, türü, verdiği hasar, faili; ayrıca ekonomik, politik, güvenlik ve teknolojik boyutlarıyla farklılık arz ediyor. Birincisi; saldırı, 1991 Körfez Savaş’ından sonra Körfez bölgesindeki petrol tesislerini hedef alan en ciddi kinetik saldırı olarak addediliyor. 14 Eylül 2019 günü sabah saat 04.00’te başlayan saldırı, Suudi Arabistan’ın doğusundaki Abqaiq ve Khurais’te bulunan en kritik iki petrol tesisine yönelik gerçekleşti. Bu bağlamda saldırının, Abqaiq petrol işletme tesisini hedef alabiliyor olması dahi, amacı ve türü bakımından son derece planlı ve organize gerçekleşmiş olduğunun bir göstergesi. Tüm bunlara ilaveten saldırının radarlar tarafından tespit edilememesi; böylece tespit, teşhis ve engelleme/imhanın gerçekleşememesi de masaya yatırılması icap eden bir başka husus.

Birinci olarak, saldırı, devlet-dışı silahlı aktörlerin edindikleri dron teknolojisi imkân ve kabiliyetlerin hızla geliştiğinin somut bir tezahürüdür. Bu konuda Serkan Balkan’ın devlet-dışı silahlı aktörlerin dron stratejilerini kaleme aldığı makalesi son derece önemli bilgiler ihtiva ediyor.[1] Kuşkusuz, devlet dışı silahlı aktörlerin teknik kapasitenin artmasında, İran’ın Husilere bilgi ve teknoloji transferi konusunda sağladığı katkı ve birikim gibi, muhtelif devletlerin devlet-dışı aktörlerle kurdukları siyasi ve askeri işbirlikleri de yakından takip edilmeli. Öte yandan Aramco saldırısının, diğer terör örgütleri tarafından referans alınması ve giderek daha fazla başvurulan bir yöntem haline gelmesi muhtemel görünüyor. Bu bağlamda Türkiye’nin, terör örgütlerinin “fire & forget” (ateşle&unut) ile “do it yourself” (kendin yap) tarzı dronlarla gerçekleştirdikleri saldırılara karşı şimdiden tedbir alması elzem görünüyor.

İkincisi, söz konusu kamikaze saldırılarında kullanılan dronlarda GPS sistemlerinden istifade edildiği dikkate alındığında; uydu teknolojileri gibi -sivil ve askeri- çift maksatlı kullanılan teknolojilerin, terör örgütleri tarafından kendi sistemlerine hızla entegre edebileceği gerçeğidir.

Üçüncüsü, artık kritik altyapı ve stratejik merkezlere yönelen saldırıların bölgesel ve küresel etkiler doğurduğudur. Zira Suudluların petrol tesislerine yönelik saldırı, petrol fiyatlarının yükselmesine neden olmuştur ki, bu da Türkiye gibi bazı ülkelerin aleyhine, Rusya gibi ihracatçı bir ülkenin ise lehine bir durum. Ancak her koşulda, bu tarz saldırılar gerek ekonomik açıdan gerekse enerji güvenliği açısından ciddi riskler barındırıyor.

Dördüncüsü, henüz “kinetic kill” sistemine karşı etkin bir savunmanın geliştirilememiş olması. Örneğin ABD, bu sistemi ilk defa Musul’da kullandı ancak İran’a geçme ihtimalinden endişe etmesi nedeniyle Irak’ın envanterine vermedi.

Özetle Aramco saldırısı, günümüzde asimetrik niteliği haiz bulunan çatışma türünde, terör örgütlerinin, benimsenen yeni taktikler çerçevesinde kamikaze tipi dron saldırılarını giderek daha yoğun kullandıklarını ve buna karşı devletlerin en sofistike savunma teknolojilerinde açığa çıkan güvenlik zafiyetlerinin giderilmesinin zaruretini gösteriyor.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim