• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 1 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Ankara’daki Bomba

Ufuk Karadavut

Önceki gün Ankara’nın en işlek yerlerinden biri olan Ulus’ta herkesi şaşırtan canlı bomba dehşeti yaşandı. Bombanın patladığı yer semtin belkide en kalabalık yeri. Bir tarafta otobüs durakları, bir tarafta ise en kalabalık iş merkezlerinden biri olan Anafartalar iş merkezi duruyor. Bu olayın tesadüfen yapılmadığı gayet açık. Kimin ne maksatla yaptığını ilgili kişiler eminim biliyorlardır. Ama vatandaşları telaşlandırmamak için söylemediklerini düşünüyorum. Ciddi bir durumun olduğu belli. Zira Başbakanından Genel Kurmay Başkanı’na kadar herkes oradaydı. Yetkililerin hala çıkıp ‘sağduyulu olmalıyız’ sözleri artık gına getirdi. Tabi, ateş düştüğü yeri yakıyordu. Ölenlerin yeterince umursandığını sanmıyorum. Neden mi?. Sebebini hemen açıklayayım. Aylar öncesinden PKK’nın canlı bomba kullanarak büyük şehirlerde eylemler yapacağı gazetelerde yazdı. Bu tartışıldı. Ama sonuç değişmedi. Baksanıza olayın hemen ardından Adana ve İstanbul’da canlı bombaların yakalanması başka nasıl açıklanabilirki. Ölenlere Allahtan rahmet, geride kalanlara ise sabır niyaz diyorum.

Bütün bu olaylar olurken aklıma İsrail devleti’nin bu durumda ne yapacağı geldi. Eminim İsrail olayın hemen ardından kendine göre terörist olarak kabul ettiği yerleri uçaklarla ya da tanklarla yerle bir ederdi. Biz PKK’nın yaptığını bilsek bile Kuzey Irak’a bir tane bomba atabiliyor muyuz? Elbette hayır. Ne hallerdeyiz. Allah sonumuzu hayreylesin…

***

İTHAL DOKTOR TAMAM, SIRA İTHAL MÜHENDİSTE…

Ortalık seçim nedeni ile toz duman olmuşken meclis tam hızla çalışmaya devam ediyor. Adayların kesinleşeceği 4 Haziran’a kadar ne yapılabilirse yapılacak. Ondan sonra bir şeyler yapmak zorlaşır. Aday olmayan milletvekilleri meclisi tıkayabilir. Geçtiğimiz aylarda yurt dışından doktor getirilmesine dair yasa çıkmıştı. Bu yasa’nın içeriğini ve neden çıkarıldığını kimse tam olarak bilmiyordu. Ama yasanın neden çıktığı şimdi daha açık görülebiliyor. Bu yasanın çımasını isteyen AB ülkelerinde tam 350 bin doktor işsiz. Evet, yanlış okumadınız 350 bin doktor işsiz. Bunlara iş bulmak için Türkiye’nin kapıları açıldı. Bu kişilerin kilise üniversitelerinden mezun ya da onların desteğinde olmadığını yada iyi niyetli olarak çalışacaklarını kim garanti edebilir. Onların kontrollerini kim yapabilir. Güneydoğu’da bölücülük yapmayacaklarını kim ispat edebilir.

Her neyse bizler bu konuyu tam hazmedemezken, yeni bir yasa ile yurt dışından mühendis, mimar ve şehir planlamacılarının girişine hem de imtiyazlı olarak çalışmalarına izin veriliyor. AB ülkelerinde kaç tane işsiz mühendis mimar ya da şehir planlamacısı varsa ülkemize dökülmesi sağlanmış olacak. Bizdeki mühendisler ve mimarlar iş bulamazken yabancılara kapılar sonuna kadar açılıyor. Bu kabul edilemez niteliktedir.

***

BEN SİZE DEMİŞTİM…

Aslında bu cümleyi hiç kullanmak istemiyorum. Bu cümle ile bazı şeylerin gerçekleştiği belirtilmek istenir. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanını halkın seçmesi konusunda CHP’nin samimi olmadığı ve halkın seçmesine karşı çıkacağını belirtmiştim. Yazımdan kısa bir süre sonra başta Sayın Deniz Baykal olmak üzere CHP’liler Cumhurbaşkanını halkın seçmesi durumunda ‘Milletin egemenliğinin parçalanacağı’nı ifade ettiler. Daha da ötesi böylesi bir durumda ‘Türkiye’nin başına daha büyük dertlerin açılacağı’nı da söylemeyi ihmal etmediler. Açıkçası halkın irade göstererek Cumhurbaşkanı seçme düşüncesi bile CHP’yi rahatsız ediyor. Böyle bir şey gerçekleştiğinde yaşanacak rahatsızlığı siz düşünün. Ama onlar rahatsız olacak diye doğrudan vazgeçmek olmaz. En doğrusu halkın seçmesidir.

Bu arada hemen hatırlatalım, CHP’nin yanında birde 1980’den beri faaliyette olan YÖK var. Bu kurul aslında siyasi olmaması gereken bir kuruluşumuz. Ancak ne hikmetse parti gibi çalışıyor ve açıklamalar yapıyor. En son Cumhurbaşkanlığı konusunda halkın böyle bir şey tapmasının ‘büyük hata olacağı ve rejimin tehlikeye gireceğini’ belirtmişlerdir. Kimsenin sesinin çıktığı da yok. Sol’un ana telaş noktası, daha öncede ifade ettiğim gibi Cumhurbaşkanını halk seçerse sol bir aday asla Cumhurbaşkanı olamaz.

***

CEMAATLERLE DİRSEK TEMASI

Seçim nedeni ile ortalık iyi karışmaya başladı. Bu karışıklıkta en kazançlılar her zaman olduğu gibi cemaatler. Son zamanlar yoğun olarak gündeme geldiği gibi bütün partiler cemaatler ile açık ya da gizlice görüşüyorlar. Oy istiyorlar. Siyasi açıdan bu doğrumudur bilmiyorum ama bildiğim partilerin inandıkları değerleri arzuladıkları oy uğruna satmasınlar. Cemaatlerin genel görüşü benim cemaatime bir şey olmasında gerisi ne olursa olsundur. Bu nedenle onların her hangi bir partiye faydalı olacağına inanmıyorum. Bu nedenle partiler cemaatlerle görüşürken çok dikkatli olmalı ve kendi prensiplerini çiğnememeli ve çiğnetmemelidirler.

Bu arada Nur Cemaatinin bütün kollarının AK Parti’ye, Süleymancılar’ın da Demokrat Partiye oy verecekleri ifade ediliyor. Hadi hayırlısı…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim