• BIST 83.021
  • Altın 147,787
  • Dolar 3,8177
  • Euro 4,0681
  • Konya -1 °C
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun

ANAP ne yapıyor?

Ufuk Karadavut

Seçime çok az bir süre kaldı. Partiler çok çalıştıklarını söyleseler de ülke genelinde tam bir seçim havasına girilmiş değil. Halkın gündeminde seçimden ziyade başka konular mevcut. Adaylar köylere ya da kendileri için hazırlanan toplantılara katılarak durum değerlendirmesi yapıyorlar. Kendilerini tanıtıyorlar. Bu arada en zararlı çıkan ANAP ne yapacağını bilmez bir hal almış durumda. Birleşme çabalarının sonuçsuz kalması neticesinde hayal kırıklığı ve büyük bir moral bozukluğu yaşayan parti seçim ortamına girildiği şu dönemin hassasiyetleri dikkate alındığı ve sorumluluk duygusuyla bu aşamada tartışmak ve bazı şeyleri karara bağlamanın bir anlamı olmadığını belirterek tartışmaktan ve konuşmaktan ısrarla kaçınıyorlar. Belki de yapmaları gereken şey bu.

Rize’den bağımsız milletvekili olan eski başbakanlardan Mesut Yılmaz yeniden ANAP’ın başına geçme hesapları yapıyor. Bunu önceki gün seçim çalışmalarında açıkça dile getirdi. Bir gazetecinin konu ile ilgili sorusuna ‘Böyle bir hedefim yok. Ancak, mecbur kalırsam o zaman bunu düşünebilirim’. Cümle gayet açık eğer seçilirse Mesut Yılmaz ANAP’ın başına geçmek için her şeyi yapacaktır. İleride bu konudaki tartışmalar ve gelişmeler kendini daha iyi belli edecektir. Ama halen daha partinin neden seçime girmediği ve neden birleşmenin olmadığı açıklanmış değil. Bu konuda bir gayret yok. Seçimden sonraki gelişmeler bize çok şeyi söyleyecektir.

Ekümenlik Yasal Değil Ama…

Yargıtay, Türkiye topraklarında kalmasına izin verilen Patrikhanenin tamamen Türk hukuk sistemine tabi olduğunu ve egemen bir devletin kendi topraklarında yaşayan azınlıklara kendi vatandaşlarından farklı bir hukuk uygulayarak çoğunluğa dahi uygulamadığı bir takım ayrıcalıkları onlara tanımak suretiyle özel bir statü verilmesinin, Anayasa da gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından kabul edilemeyeceğini belirtti. Yüksek mahkeme patrikhanenin ekümenik olduğu iddiasının yasal bir dayanağı olmadığını vurguladı. Buraya kadar her şey normal. Mahkemenin kararı da kamu vicdanını rahatlatır nitelikte. Ancak bu tür konuların yalnızca mahkemelerde değil uygulamalarda da kendisini göstermesi gereklidir. Bir ilçe kaymakamlığına bağlı olan patrik istediği gibi izin almaksızın yurt dışına gidebilirse, istediği şekilde açıklamalar yapabilirse, istediği kişilerle görüşüp Türkiye’yi şikayet edebilirse, hükümet yetkililerinden bu konuda hiçbir eleştiri be tedbir gelmezse mahkemenin aldığı kararın bir anlamı olmayacaktır. Ziya Paşa ‘ Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ demişti. Mahkemenin kararı kuru bir lafın ötesine geçecek bir özelliği yok. Dinler arası diyalog, medeniyetler ittifakı ve AB sevdası ile ortaya çıkarılan anlamsız ve tek taraflı hoşgörü ortamı nedeniyle bunun yapılması mümkün gözükmüyor.

Türkiye’nin AB treni raydan çıktı

Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy Ekonomi ve Para politikası başlığında Türkiye’nin müzakerelere başlamasına karşı çıkarak büyük bir engelleme yaptı. Bu uluslar arası camiada büyük yankı uyandırırken Türkiye’de hemen hiç konuşulmadı. Seçim ön planda olduğu için bu göz ardı edildi. Ama çok önemli bir konu. Dünyanın önde gelen basın ve düşünce kuruluşları Fransa devlet başkanının Türkiye için anahtar önemde bulunan bir başlığı engellemesinin Türkiye’nin AB girişini çok geciktireceğini belirtmişlerdir. International Herald Tribune gazetesi Sarkozynin bu hamlesinin Türkiye’nin AB’ye üyelik çabalarını raydan çıkardığını yazdı. AB üyelik çalışmalarının raydan çıkmasının pek kimse umursamadı. Uzun süredir ülkede bu konuda bir karamsarlık var zaten. AB’nin müzakereleri durdurma sebeplerinin başında hatırlarsanız Rum gemilerinin Türk limanlarını rahatça kullanması,  Ermeni soykırımı yaşlanın kabul edilmesi, Türkiye’nin doğudaki sınırlarının tartışmaya açılması ve ülkede yaşayan bazı gruplara özerklik verilmesi. Bunlar pek konuşulmuyor.  Ama konuşulması gerekiyor. Bunlar halka anlatılmalıdır. Aksi takdirde yalnızca birilerinin bize bildirmek istedikleri ölçüde bilgi sahibi oluruz. Bu da ne derece doğru olur bilemeyiz.  Adamlar bizi istemiyor bunu fazla zorlamanın bir anlamı yok. AB bir rüya uyanmak ve bunu akılcı bir şekilde bitirmek gerekir. Sarkozy açıkça söylüyor; ’Türkiye’nin AB üyeliğine inanmıyorum’. AB kurucusu ülke bizim üyeliğimize inanmıyor. Biz nasıl inanabiliriz. Birileri bu ülkeyi uyandırmalı.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim