• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Konya 6 °C
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş

Allah adıyla haram tatmak!

Ali Akpınar

Havaalanında minübüse binmiş, şehre doğru gidiyordu ikisi. Önce tanıştılar, benim adım Ayça, İzmir’den geliyorum, siz neredensiniz? Ben Azerbaycan’dan Hasanoov! Sempozyuma katılmak için geldim buraya ben de.

Sohbetin ilerleyen kısmında söz Azerbaycan şaraplarına gelmişti: Siz bizim oranın şaraplarını tattınız mı hiç, çok yahşi?

_Öyle mi tatmadım, inşallah tadarız bir gün!

-Tatmalısınız çok farklı bizim şaraplar!

-Maşâallah, ne güzel!

-Tadarsınız inşallah!

Bir hayli sürdü şarap muhabbeti, iki kardeş ülkenin şarapları karşılaştırıldı, inşallah ile maşâallah ile. Sonuçta şarapların tadılmasına kara verildi, hem de inşaallah duasıyla.

Bilmiyorlardı onlar, inşaallah’ın Allah izin verirse, maşaallah’ın Allah’ın dediği olur, anlamında iki ayetten iki kesit olduğunu. Yahut anlamını biliyorlarsa da nerede kullandıklarının farkında değillerdi.

Oysa her iki cümle de Allah’tan onay almak, Allah adına iş yapmak demekti. Halbuki Yüce Allah, haram olan şarabı onaylamaz ve O’nun içilmesine izin vermezdi, haramın tadılmasına da. Çünkü şarap içmek, onu pazarlamak, almak satmak, sunmak ve içmek haramdı, günahtı. Bunlar asla Allah adına ve O’nun adı kullanılarak yapılamazdı.

Ama onlar bilmiyorlardı, belki üniversiteli olarak onlarca kitap okumuşlardı, ama bilmiyorlardı işte.Ne dediklerini bilmiyorlardı, niçin dediklerini bilmiyorlardı. Dinî cümleleri kullandıklarını da bilmiyorlardı. Konuştuklarından ve yaptıklarından sorumlu olduklarını bilmiyorlardı! Çünkü dini bilgiler girmemişti okuma listelerinin içerisine. Çünkü din yoktu, öncelikleri arasında. Oysa din, bir hayat nizamıydı ve hayatın tüm alanlarını ilgilendiriyordu. Müslümanım diyen kimselerin de bunu böyle bilmeleri ve bunun gereklerini yerine getirmeleri gerekiyordu.

Bugün maalesef içini boşalttığımız, şuursuzca kullandığımız bu dua cümleleriyle ne haramlar işleniyor, ne haram plan ve projeler yapılıyor. Şunu söylemiyoruz: Haram işlemeye devam edecekseniz, bu dinî motifleri kullanmadan işleyin! Diyoruz ki, dini motifleri kullanın, ama hayatınızı da bu dinî motiflere göre şekillendirin!

Tevhidin özeti mesabesindeki bu Kur’ân cümlelerini doğru anlamak, bunları şuursuzca ve fütursuzca kullananlara doğru bir şekilde anlatmak zorundayız.

Sizi kim diriltecek ey hayat süren leşler!

Neredesiniz ey bilenler? Ölü toprağı mı serpildi üzerinize?

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim