• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Konya -8 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

Alışarak Değişmek

Ufuk Karadavut

Hayatta değişmeyen tek şeyin değişim ve değişme isteği olduğunu söyleyen konu uzmanları galiba haklılar. Gerçektende insanın yaratılışından gelen bir değişim ve uyum özelliği var. Yeniye uymak ya da yenilikler uymak. Baktılar olmuyor yeniyi ya da yeniliği kendimize uydurmak. Her ne olursa olsun sonuçta bir şekilde değimi kabul ediyoruz.  Ancak son zamanlarda değişimin şeklinde ciddi anlamda değişiklikler olmaya başladı. Değişimin şekli ve yönü de değiştirilmeye başlandı. Değişim ama nasıl bir değişim sorusunun cevabını asla alamadan birilerinin yönlendirmeleri ile hiç bilmediğimiz çok şeye alışmaya başladık. Alıştığımız şeylerin gerçekte ne kadarı bizim için gerekli ya da ne kadarı bizim faydamıza bilmiyoruz. Aslında neye alıştığımız dahi tam olarak kavramış değiliz. Bildiğimiz bir şey var o da bir şeylere sürekli olarak alıştırılmamızdır.

            Belki de sorunun kaynağı burada yatıyor. Neye niçin alıştığımızı veya alıştırıldığımızı hiç bilmiyoruz. Bunu bilme konusunda hiçbir gayretimiz de yok. Elbette bunu alıştırıldığımızı fark edenler için söylüyorum. Alışarak yönlenenlerin bunu fark etmeleri halinde bu geçerlidir. Eğere fark edilmiyorsa hızlı bir değişim süreci ile alıştırılmaya ve bu alışkanlıkların vermiş olduğu etki ile yönlenmeye devam edecektir. Neye nasıl inanacağı hakkında sürekli olarak yönlendirileceğiz. Bunlara inansakta inanmasak ta bazı şeylere zaman içinde alıştığımız için kabul etmek zorunda kalıyoruz. Hem de hiç itiraz dahi etmeden.

            Toplumdaki alıştırarak değiştirme süreci yeni başlamış bir oldu değildir. Süreç özellikle 1950’lerden itibaren sistematik bir şekilde yapılmaya başlamış ve son bir kaç yıldır ise hızlanmıştır. Toplum olarak müthiş bir unutkanlık özelliğine sahibiz. Yakın tarihi bile unutuyoruz. Bu yıllarda toplumun yapısını değiştirmek ve demokratikleştirme adı altında sürecin daha hızlı ve kolay yapmak için insanların dini duyguları istismar da edilmesinden geri durulmamıştır. Özellikle cemaat ve tarikatlar o günlerden başlayan ve günümüze kadar gelen özellikleri ile tamamen bir oy deposu olarak görülmeye başlandı. Tarikat ve cemaatlerin oylarını almak için onların dedikleri harfiyen yapıldı. Yapılanlar içinde iyiler de oldu ama memleket için kötüleri de oldu. Ama sonuçta yapılanlar birden bire değil de demokratikleşme adı altında yavaş yavaş ve alıştıra alıştıra yapıldı. Aslında cemaat ve tarikatların amacı dinin toplum düzenini kontrol etmesiydi. Bunda başarılı olmak için uğraşırlarken, bunun karşıtı olanlar ise tam tersini yapmaya başladılar. Din ve dindarlar aleyhine en ağır lafları dahi kullanmaktan çekinmediler. İş siyasi arenaya dökülünce her şeyin yapısı değişti ve değiştirildi. Siyasi amaçlı her şey kullanılabilirdi ve kullanıldı. Kullanılan şeyler özellikle insanların duygularına hitap ederse bu zaten sosyal psikolojidir ve insanları daha derinden etkiler. Hep duygusal iletişim kullanıldı ve kullanılmaya devam ediyor.

            İnsan kalitesinin artırılması yerine yalnızca birileri kendi kalitelerini artırmaya çaba gösterdi. İnsanların eğitim olarak düşünce olarak bilgi olarak gelişmeleri onların kalitelerini de artıracaktır. Ama bu yapılmadı. Yavaş bir biçimde ve alıştırarak toplum değiştirildi. Değişmek aslında yaşamın bir parçası ve doğası gereği. Ama bu şekilde değil. Birilerinin yönlendirmesi ile olacak değil. Toplumsal değişme; “toplumsal yapının ve onu oluşturan toplumsal ilişkiler ağının ve bu ilişkileri belirleyen toplumsal kurumların değişmesi” olarak tanımlanıyor. Hemen her toplum bir değişim süreci içindedir. Ama bu değişimi kontrol edebilen ve değişimin nereye gittiğini görebilen toplumlar başarılı toplumlardır. Değişimin sürekli olarak izlenmesi ve boyutlarının görülmesi gereklidir. Ancak bu şekilde ileride olabilecek aksaklıklardan korunmak için erken tedbirler alınabilir. Ama bizde öyle olmuyor. Bizde değişim birileri tarafından istendiği şekilde oluyor. Daha sonra ise tolumun bu değişimlere alışması için ciddi ve sürekli yönlendirmeler yapılıyor. Aslında yönlendirme ile yavaş yavaş alıştırılıyoruz. Olumlu ya da olumsuz dün ak dediğimize bu gün kara diyebiliyoruz. Nedeni ise buna zaman içinde alışmış olmamızdır. Daha düne kadar karşı çıktığımız ama bugün hayatımızın parçası olan ne kadar değişiklik var. Bu değişikliklerin ne kadarı bizim için gerekli ve ne kadarı faydalı. Bunları düşünmenin zamanı geçiyor. Aslında geçen bizim hayatımız ve toplumsal yapımız. Birilerinin bizleri istedikleri gibi değiştirmesine izin vermeyin.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim