Sümeyra Tüzün

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Algı filtreleri...

05 Şubat 2012 Pazar 17:49

Psikolojide geçmişe dönmenin önemini bilmeyen yoktur aramızda. Dizilerdeki espritüel diyaloglara bile girmiştir bu durum; çocukluğuna dönmek şeklinde… Biz bugün biliyoruz ki, üç yaş ila yedi yaş arası bir çocuk için en önemli yaşlar arasında, bilinçaltının oluşması açısından… Bahsettiğimiz bilinçaltı ailede oluşuyor ve sınırları çizilebilen bir dönemle de başlayıp, bitmiyor…

Bir çocuk altı yaşında eğitim hayatına ilk kez atılarak, ilk kez sosyalleşme faaliyetinde de bulunmuş oluyor, tabi ki ailesi tarafından algı filtreleri oluşmuş olarak…

Algı filtreleri; dini manada insanın özü, psikolojik manada problemlerin sebebi, insanda ise yorum yapmak için gerekli olan beyin…

Bu gerçeklik karşısında siyasetin işlevi nedir? Bizim gündemimize düşüveren “dindarlık” tartışmasıyla, tartışan tarafların istediği gerçekte nedir? Dünyaya gelmiş her çocuğun anne ve babası aracılığı ile Müslüman, Hıristiyan ya da Musevi olma gerçeğini ne şekilde hedef almıştır? Sadece bir hedef midir yoksa cebren de olsa uygulanması planlanan bir amaç mıdır?

Siyasetin kendisine bir konu daha bulduğunu farz etmek en mantıklısı gibi gözükmekte… Zira, din gibi hassas bir konuda, yeni nesil adına planlanan her şeyin karşısında aileler vardır. Aileler ise dine bakış açısından belli başlı kategorilere ayrılır. Yani her aile, ayrı bir "din yaşama biçimi"ni benimsemiştir diyemezsiniz. Sadece derecelendirmeler yapabilirsiniz. Bu da şunu gösterir ki, yapılması istenilen düşünce bir cebir içeriyorsa, toplumsal kaosun oluşması an meselesidir; toplum ve devletin karşı karşıya gelmesi yani…

Bunu da hiçbir iktidar partisi istemez. Başbakan’ın sözlerinin deşilip durulması, eskiden beri dini mevzuların toplumun bam teli olması algısından doğsa da, muhaliflerin düşünmüş oldukları gibi hükmedici, yasal, yaptırımcı bir düşünceden kaynaklandığını düşünmüyorum...

Eskiden beri bu tarz konularla birlikte, "şeriatla yönetileceğiz" korkusunu yaşayan insanların algılarının bir ürünüdür bu polemikler. Bu korkunun kaynağı olarak da Ak Parti’yi görüyor olmaları oldukça anlaşılabilir…. Yasayla yaşayışa müdahale etmenin artık mümkün olmadığını anlamayanlardır bu kişiler, nerde kaldı, dini konularda aile faktörünü hesaba katmaları…

Ateistlerin haklarını koruma telaşında olanlar da var içlerinde. Dini duyguların, kişinin içinde yaşadığı bir atmosfer olduğunu unutup, zorla birçok şeyin yaptırılabilir olmasına karşın, dinin empoze edilemeyeceğini anlamayan bir devlet görür böyleleri karşısında. Samimiyetsiz, riyakar bir duruşu ise değil devlet hiçbir sınıf istemez aslında ne de böyle bir amaç güdülebilir herhangi yapılanma içerisinde...

Bir partiyi oluşturanların genel ideolojileri ise elbette gütmüş oldukları siyasetten soyutlanamaz… Bu açıdan bakıldığında “dindar yeni nesil” söylemini eleştirenleri _velev ki profesör olsun bu kişiler_ anlamak da kolay değil. Bugüne kadar diğer iktidarların, toplumun yaşama biçimini etkilediği gerçeğini dillendirmedikleri için zor belki de anlamak…

Neden yandaş ve yoldaş medya kavramları çıktı acaba? Neden televizyondaki programlar, haber bültenlerinin rengi bu kadar değişti?

İktidar kuşkusuz biçimlendirir toplumu lakin bu biçimlendirme her alana uygulanamaz. İnsanın içine doğduğu kültürü yok edemez iktidar. Kültürü yok edecek ya da daha doğru bir tabirle değiştirecek olan zamandır, herhangi bir parti değil, darbe zihniyetinden uzak düşünebilirsek tabi ki…

Yani iç içe görüntüler akılları karıştırmakta. İktidar partisinden etkilenen sınıfları, en bariz örnekle güçlü medyayı gören insanların aklı karışabiliyor. Karışan akıllara, akıl verici konumunda olanların ise göremediği, din gibi bir başlıkta insanın ait olduğu aile, kültür ve bunun direnci…

Siyaset elbette yön verir olaylara lakin toplumuna göre hareket ederek…

Siyasilerin böyle başlıklara verdikleri çabalar, özgür düşünen nesiller yetiştirmeye yönelik bir eğitim sistemine yönelse çok daha verimli olur. Madem ki, "topluma yararlı bireyler" diye bir kavramımız var, bu kavramın öncelikle özgür düşünebilen beyinlere ihtiyaç duyduğu anlayışı neden yok da sürekli güdümlenecek varlıklar şeklinde bir algı mevcut?

Neticede, siyasetin de, toplumun da önyargısız bakamadığı böyle konularda algı filtrelerinin düzeltilmesi en acil ihtiyaç olarak gözükmekte...

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
DİĞER MANŞETLER





ANALİZ
MEDYA