• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Konya -3 °C
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı

Akyürek ile yapılan röportaj üzerine…

Murat Kayacan
Gazetemizde Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ile yapılan bir röportajı (04/ 07/ 2005) ilgiyle okudum. Röportajda Akyürek, hizmet amaçlı bir siyaset anlayışının olduğundan bahisle bu tür bir yaklaşımın, mesleklerin ve kimliklerin ötesinde herkesi kuşatabilecek bir yaklaşım olduğunu ifade ediyor. Bu sözleriyle o, İslâm düşünce tarihinde yer alan “emanet mi, ehliyet mi” tartışmasında ehliyeti tercih eden bir idareci olduğunu göstermiş oluyor. Bu bakış açısı bence de makul. Çalıştırdığımız eleman, “İlla bizim oğlan olsun.” demenin anlamı yok. Bizim oğlan, yapabileceği işte olsun. İşe göre adam alalım, onu da iyi takip edelim. Hizmet siyaseti gerçekten de böyle yapılır.Başkan, “YÖK’ün şu anki tavrını halkımız adına kınıyorum, protesto ediyorum.” diyerek onurlu bir tavır gösteriyor gerçekten. Ancak partisi AKP bu konuda yeterli bir “duruş” sergileyemedi. Ayrıca YÖK’ü protesto etmek iktidarın değil, halkın işi. İktidar özgürlük alanını genişletmekle mükellef. Bir işyeri sahibini, işini yapmayanları ya da yanlış yapanları protesto ederken düşünebilir miyiz? Böyle bir yöneticinin adil olduğundan mı bahsedilebilir, aciz olduğundan mı?Akyürek, Türkiye’deki “egemenliğin kullanımı” konusuna da temas ediyor ve Türkiye’de egemenliğin kayıtlı ve şartlı olduğunu söylüyor. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de halkın egemenliği “kurumlar aracılığıyla” işliyor. Yani YÖK ve ordunun zaman zaman yaptığı çıkışlar yasalar açısından o kadar da temelsiz değil. Değilse, iktidar özgürlükleri kısıtlayıcı faaliyetler hakkında rahatça yasal işlem başlatır ve sonuca giderdi. Başörtüsü yasağı konusunda kanun olmayabilir ancak meclise direnen kurumların “kısıtlayıcı” söylemlerine temel teşkil eden yasaların da değişmesi lazım.Başkan, yaşanan kılık kıyafet ve meslek liselerinin katsayı sorununun da zamanla aşılacağını, problemin yasal düzenlemeden çok anlayışların bir yerde buluşmasıyla ve kurumların yönetiminde özgürlükçü insanların bulunmasıyla çözüleceğini söylüyor. Bunun bir başka ifadesi “Mehdi gelince her şey fıstık gibi olacak.” şeklindedir. Ancak demokrasilerde iktidarlar insanlara “mutlu bir gelecek” vaat etmek için gelmezler. Aksine onlardan umudun kendisi olmaları beklenir. AKP de zaten böyle bir konjonktürde iktidara geldi. Bu nedenle elini çabuk tutması gerekiyor ki, halkın beklentileri boşa çıkmasın.Yine başkan, “İnanç referandum konusu yapılamaz. Referandum dışında toplumsal uzlaşma adına başka yollar bulmalıyız.” diyor. Gerçekten de hiçbir ülke halkı, bağlısı az veya çok olsun, hiçbir inancın doğruluğunu oylama yapma, dinî doğruların ne olduğuna karar verme yetkisine sahip değildir. Doğru ama öyle bir durumla karşı karşıyayız ki, yasakçılar ne yasaya uyuyor, ne dinî değerlere saygı gösteriyor, ne de demokrasiye inanıyor. Böyle bir ortamda bu seçeneği denemekte fayda görüyorum ben. Ayrıca başbakan Erdoğan, “Toplumsal uzlaşma sağlandı. Kurumlar arası mutabakat lazım” diyor (Tahir Beyle röportaj, başbakanın açıklamasından daha önceki bir tarihte yapıldıysa bilgim yok.) Bu “üç vakte kadar” sağlansa bile, daha sonra “Şimdi de tuzu kuruların mutabakatı lazım” denilmeyeceğinin garantisi yok.Başkan, CHP’nin başörtüsü yasağı konusundaki tavrını dogmatik buluyor ve doğruların CHP eliyle savunulmasını, böyle olduğunda kendilerinin CHP’nin arkasında olacaklarını söylüyor. İktidar partisinin kendisini böyle bir konumda görmesini yadırgadım doğrusu. Zira aynı söylem “malum süreçte” de başka bir parti tarafından benimsenmiş, yasağın kalkması talebiyle meclise giden kesimlere adres olarak muhalefet gösterilmişti.Tahir Bey, okumayı çok sevdiğini, en çok da siyasal sistemler, felsefî akımlar ve sistem tartışmaları üzerine okumaktan hoşlandığını ancak yoğunluğu gereği istediği oranda okuyamadığını söylüyor. Hep başkandan bir şeyler isteyecek değilim ya, benim de ona bir faydam olsun: “Tahir Bey, bu konuda Murat Güzel biçilmiş kaftandır. Kendisi Matematik kuramları, şiir ve felsefe üzerine yoğunlaşmakla birlikte, siyaset, tarih ve ilahiyat konularında da oldukça iyidir. Okumak istediğiniz ancak yoğunluğunuzdan dolayı okuyamadığınız kitapların en azından çoğunu okumuştur ve sağlam muhakemesiyle fazla da vaktinizi almadan size sunabilir. Yapıyor musunuz, bilmiyorum ama Murat, brunch için “güzel” bir tercih olacaktır, ben kefilim.”
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim