• BIST 73.391
  • Altın 133,043
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Konya -1 °C
  • 'Bordo bere' için rekor başvuru
  • Vatandaşı canından bezdirmişti! Artık dört yıl cezası var
  • Başbakan Yıldırım: 80 bin KOBİ'ye mali kaynak sağlanacak
  • 'Bordo bere' için rekor başvuru
  • Vatandaşı canından bezdirmişti! Artık dört yıl cezası var
  • Başbakan Yıldırım: 80 bin KOBİ'ye mali kaynak sağlanacak

Akan bir rahmettir gözyaşı

Halit Aksungur

İnsanoğlu yaşamın her döneminde tepkilerini türlü yollarla gösterirken bunların içinde en önemlisi ve haklı olanı gözyaşı olarak göstermesidir. Çünkü, dinsel yaşamımızda değerli bir yere konumlanmıştır. Gözümüz, usumuzdan sonra gelen değerli bir organ olarak önemini her an koruduğundan “Önemli olan göz, gerisi söz” deyimi dilimizde yer etmiştir. Bir bakış, iyi ve kötü duyguları, tutkuları anlatabilir, açığa çıkarabilir. Kıskançlıkla, beğeniyle, hayranlık duygularıyla bakışın kendine özgü şekli anlamları bulunur. Uygunsuz bir bakış insana huzur vermez. Buna karşı alınacak önlem sırtını dönmektir. Bir bakışta sevgi ve gönül bağlantısı kendini gösterebilir. Bazı bakışlar var ki, karşısındakini çekiciliğiyle etki altına alır.İnsanı kendine bağlar. Kadın erkek ilişkilerinde gözlerin bakışı kendini gösterir.” Onun bakışından              

 kendimi kurtaramadım” derler.                                                                                                       Bunların dışında göz’ün önemini belirleyen; “Göz Yaşları’dır”

            Adem Peygamber, Cennetten çıkarılıp yeryüzüne indirilince işlediği günahlar için çok ağlamış. Melekler onun bu durumuna acımışlar. Bu değin çok ağlaması onun bağışlanmasını sağlamış. 1 Ahmet b. Hanbel s. 611

 

                Kur’anı Kerim Hz Yakup’un oğlu, Yusuf’un özlemiyle yanıp tutuştuğunu, onun 

                Hz. Davud’un uzun süre ağladığı söylenir. Öteki Peygamberlerin de uzun süre ağladığı yaygın olarak söylenir. Aslında semavi dinlerde aşırı ölçüde gülmek hoş karşılanmamıştır. Buna karşılık ağlamak önerilir. Tövbe 9/ 82                                                                                    El-bakara 2/ 74 te’ kaba ve uygunsuz kalbi taşa benzetir.

            Hazreti Peygamber “Benim bildiğimi siz bilseniz az güler, çok ağlardınız” buyurur. Buhari küsuf: 2

            Ağlamanın nedeni, Allah korkusu ve sevgisiyle cehennem, kıyamet ve ölüm endişesi;  Cennet nimetleri olduğu gibi dünya ile ilgili üzüntü ve acılar da olabilir. Hz. Peygamber de oğlu İbrahim’i can çekişirken kucaklayarak öpmüş, koklamış ve onun için gözyaşı dökmüştür. Buhari, Cena’iz, 12

                 Taşkınlık yapmadan ağlamak yasaklanmamıştır. Peygamber bir sahabiye “Kalbimizde acı var, gözümüzde yaş var. Dilimiz Allah’ın rızasına karşı aykırı bir söz söyleyemez” diye buyurmuştur.. Buhari Cena’iz 43                                                                                                       Hak aşıkı Yunua Emre bir deyişinde:

            “İşitin ey yarenler, aşk bir güneşe benzer

            Aşkı olmayan kişi,misali taşa benzer”  demiştir.           

  “Yüreği ve gönlü Hakka yönelmiş bir kişinin “gözyaşı” cehennem ateşini söndüren bir cevher gibidir”halkımız arasında yaygın olarak söylenip gelmiştir.

            Görüldüğü gibi gözün kendisi gibi ağlayarak inci taneleri gibi döktüğü gözyaşlarının da eşi benzeri bulunmaz bir değeri vardır. Gözyaşlarımız, dertlerimizi, acılarımızı, gönül ağrılarımızı, kimi vakit de mutluluğumuzu anlatmada güçlük çektiğimizde, sözcüklerin yetersiz kaldığı anlarda dökülür.. Duygularımıza, düşüncelerimize çevirmen (tercüman) olur.

 Sesimizin çıkmadığı durumlarda imdadımıza yetişir. Ayrılıklarda, yıkımlarda, umutsuzluğun yoğunlaştığı anlarda gözyaşımız durmaz akar.. Öyle anlar olur ki, tek dostumuz gözyaşı olur. Elimizden tutacak, elini çiğinimize koyacak bir dost ararken tek dostumuz gözyaşımız olur. Bundandır gözyaşının kutsallığı. Kendimize ve gözyaşımıza sığınmak mutluluk verecektir bize.. Yalnız kaldığımızda güven durağımızdır gözyaşı.. İçimize düşen yangını gözyaşlarımız

söndürür…

            Gözyaşımız, Allah’hın (c.c) bir bağışıdır bizlere. Katılaşan yüreklere, acımasız kötü- lüklere karşı insanca bir duruştur. Gönül gözüyle bakma, Hakka inanan, kötülük ve zulümden kaçınan, sevebilen; gönül adamı olanların yapabileceği bir iş bir eylemdir... En güzel örneğini deyiş ve ilahileriyle, Yunus Emre vermiştir:

            Gözüm seni görmek için / Elim sana ermek için

            Canımı yola koydum / Yarın sana ermek için.

Mevlana Celaleddin, Mesnevisinde “Adem yeryüzüne ağlamak mahzun olmak için geldi. Cennetten suçunun bağışlanması için yere indi. Sen de Adem’in soyundansın. Hak’kı dilersen atalarının yolunu tut. Ne mutlu gözdür ki Hak için ağlar. Ne mutlu gönüldür ki, Hak için tutuşur.. Mesnevinin başka bir yerinde:.

            “Nerede bir akar su varsa orada yeşillik vardır. Nerede gözyaşı varsa oraya rahmet yağar. Toprağı yeşerten nasıl yağmur ve güneşse, insanı olgunlaştıran da gözyaşıdır. Bir de gençlerin gözünden akıyorsa onun değeri biçilmez. Çünkü o damlaların her biri görülmedik birer incidir” diye değerlendirir…                                                                                                      Derin ve anlamlı gözyaşı döken tek canlı insandır.

            Herkesce bilinir ki, insan dünyaya geldiği anda başlar gözyaşı dökmeye. Yükleneceği sorumluluğun ağırlığını kavramış, sezmiş gibi yaşam boyu sürecektir ağlayışı. Onun ilk ağladığı gün herkes sevincinden gülüyordu…

            Yunus Emre’nin gözyaşı dökmesi daha anlamlı, daha içtendir. O’nun gözyaşı  Yüce yaratıcıya sevgisinden kaynaklanır. O’nun anlayışına göre Allaha inanmanın yolu gözyaşında toplanır. Gözyaşımız gönül mabedini ıslatmalıdır. Değilse kıldığımız namaz, düşünmeden yapılan bir takım hareketlerden öteye geçemez. Düşünen bir insan, bir damla gözyaşının kusurları, yanlışları bağışlatabileceğini kavramış, özümsemiş olmalıdır. Bir anda azgın sellere dönerek bütün küfür ve kötülükleri boğar. Yürek yangınını söndürür. İki dünyada da önümüzü aydınlatır.

           

 

            Büyük kentlerde yetişen çocukların geceleri ayı, hilali, dolunayı, yıldızları görme olanağı çok sınırlıdır. Doğal olarak imge güçleri güdük kalmakta. Çevrenleri (ufuk) daraldı. Günahı, haramı yıkayan gözyaşları dökülmez oldu…

          * Kim demiş kanlı gözyaşına üç, beş damla su

            O Cennet bahçesinin hem rengi hem kokusu

            Kanayan bir yürekten süzülendir gözyaşı

            Okunmayan mektuplar, yazılandır gözyaşı”            

.------------------------------------------------------------

1. Ahmet Hanbeli      

12. Yusuf 12/ 84

Tövbe  9/ 82

El-bakara 2/74

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim