• BIST 107.196
  • Altın 151,513
  • Dolar 3,6807
  • Euro 4,3300
  • Konya 19 °C
  • "FETÖ'ye himmet" davası:Mahmut Sami Boydak savunma yaptı
  • Gülerce: Gülen ya ihtihar edecek ya suikasta uğrayacak
  • "Fiyat etiketinde yanıltıcı uygulamalara taviz yok"
  • "FETÖ'ye himmet" davası:Mahmut Sami Boydak savunma yaptı
  • Gülerce: Gülen ya ihtihar edecek ya suikasta uğrayacak
  • "Fiyat etiketinde yanıltıcı uygulamalara taviz yok"

Akaid ve şeriat

Murat Kayacan

Mahmut Şeltut (1893-1963) Mısırlı bir İslâm alimiydi. el-Ezher üniversitesinin 1958-1963 yılları arasında rektörlüğünü yürüttü. O, üniversite müfredatına Sünni mezheplerin yanında Zeydiliği ve Caferiliği de yerleştiren önemli bir isimdi. Şeltut’un Akaid ve Şeriat adında iki ciltlik eseri 90’lı yılların başında Yöneliş Yayınları tarafından Türkçe’ye çevrilmişti. Bu yazımızda Şeltut’un eserinden ilgimizi çeken kısımların bazılarına değineceğiz.

Delaleti kat’î olmayıp iki veya daha fazla anlama gelen ayetler, akidenin oluşması için yeterli değildir. Dolayısıyla bu tür ayetleri esas alıp itikat oluşturmayan herhangi bir insanın kâfir olarak nitelenmesi mümkün değildir. Bu gibi ayetlere örnek, Allah’ın görüleceğine/görülemeyeceğine delil olarak gösterilenlerdir. (Yunus, 10: 26; Kıyamet, 22-23; Enam, 6: 103). Şeltut’un bu yaklaşımı, farklı düşünen Müslümanları dışlamama açısından önemlidir. Kur'an açık bir şekilde bir inanç konusunu bir konu etrafındaki ayetlerine bakıldığında ortaya koymamış görünüyor ve bu nedenden dolayı insanlar o ayetleri farklı anlamlandırıyorlarsa, o ayet grubundan yola çıkarak itikad oluşturmak doğru değildir.

Dört delilden birisi olarak takdim edilen icma kavramına yazar, İmam Ahmed (b. Hanbel)’den bir itiraz nakletmektedir: İcmaın varlığını iddia eden yalancıdır. Ardından da, eserinde Şafii ve İbnu Hazm’ın da icma konusundaki görüşlerini vererek şu çıkarımda bulunmaktadır: “İcma, ancak dinde zaruri olarak bilinen ve bilinme şekli mütevatir olan hususlarda gerçekleşebilir. İşte hüccet olan, muhalefet etmek caiz olmayan icma budur.”  

Şeltut, Ebu Hanife’nin Farsça namaz kılmayı caiz gördüğü bilgisini de vermekte. Ne var ki, Ebu Hanife’nin iki arkadaşı Ebu Yusuf ve Muhammed onun bu görüşüne karşı çıkmış. Bu nakilden yola çıkarak diyebiliriz ki, Ebu Hanife bu görüşü savunurken, muhtemelen, yeni Müslüman olup surelerin Arapçasını bilmeyenlere bir kolaylık sağlamaya niyetlenmiştir. Onun bu yaklaşımının kaynağı, büyük ihtimalle, Kur'an’ı lafız olarak değil anlam olarak algılamasıdır. Doğru olan, Kur'an’ın lafız ve anlam olarak Kur'an olduğudur. Öyle olmasaydı, vahyin lafzındaki inceliklere yoğunlaşan müfessirler kendilerini “anlamlı bir iş yapıyor” gibi hissetmez ve söyledikleri de önemsenmezdi.

Eserde usulcüler ve fıkıhçıların “sünnet”ten anladıklarının farklı oldukları da ifade edilmekte. Usülcülere göre sünnet hüküm çıkartılan delil kaynaklarından biri iken; fıkıhçılara göre ise, sünnetten istinbat edilen hükmün kendisidir. Derler ki: “Bu sünnettir. Yani farz veya vacip değildir.” Dolayısıyla fıkıhçılara göre sünnet, bir delil değil, hükümdür.

Kur'an’ı nakledenlerle hadisi nakledenler aynı kişiler, ikisi arasında güvenirlik farkı olabilir mi?” şeklindeki bir soruya cevap niteliğinde Şeltut, şöyle demektedir: “Kur'an bize, hıfz ve yazım olarak tevatürle nakledilmiştir. Sünet ise, mütevatir olan çok küçük bir bölümü hariç ahad yollarla nakledilmiştir. Kur'an’da anlam ile rivayete asla yer verilmemiş bu kesin bir dille yasaklanmıştır. Sünnette ise, anlam ile rivayet hoş görülmüştür. Hatta hadislerin birçoğu mana ile rivayet edilmiştir.

Şeltut, sünneti Şer’î hüküm oluşu veya olmayışı açısından ele almaktadır. Rasulullah (s)’tan rasul olması sıfatıyla tebliğ babından sadır olan sözler, Kitab’ın mücmelini açıklaması, mutlak ifadeleri kayıt altına alması, ibadetler, haram, helal, akaid ve ahlaka dair bir hususu açıklaması şerî hüküm kapsamındadır. Ancak yeme, içme, pazarlık gibi beşeri ihtiyaçlar dairesine giren işler, ziraat, tıp, elbisenin uzunluğu, kısalığı gibi alışkanlık ve deneyimler, savaşta askerlerin dağılımı, hücum, geri çekilme, karargâh kurma türünden özel şartlara dair tedbirler şeriatın kapsamında değildir.

Görüldüğü gibi Şeltut eseriyle; Kur'an ilimlerine (yeni yeni) ilgi duyanlarımız için Kur'an, icma ve sünnet gibi konularda tekrar düşünme ve pratiği sorgulamak fırsatı sunmaktadır. Risaletin ilk emrini hatırlayalım: “Oku! Yaratan Rabbi’nin adıyla oku!”

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim