• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Konya 25 °C
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek

AK Parti'ye inat..

Yücel Kemendi

AK Parti'ye inat coşkusu

 

Adına şenlik derdik, adına bayram derdik. Ancak ne şenlik gibi, nede bayram gibi kutlardık.

Her şeyi yazar çizerler bizde istenildiği gibi uygulardık.

 

19 Mayıs’ın adı , 12 Eylül askeri darbesine kadar “Spor ve Gençlik Bayramı” idi. 12 Eylül sonrasında aynı zamanda “Atatürk’ü Anma Günü” olarak da kutlanmaya başlandı.

Kutlamalar stadyumlarda olsun, resmi olsun diye kurallar konurdu. 19 Mayıs’ın ne zaman bayram olduğundan bile haberi olmayanlar, bu kutlama şeklini olmazsa olmaz diye dayatırlardı.

19 Mayıs törenleri Cumhuriyet 1923’te ilan edilmesine karşın “19 Mayıs, 1937” yılında “bayram” olarak kabul edilmişti. Bu yıllarda bu günün bayram olmasını isteyenler, propagandaya dayalı şeffaf olmayan “otoriter kültür”, bu işin baş mimarı olmuştu.

19 Mayıs’ı kutluyoruz ama, ne zaman, nasıl ve niçin bayram ilan edildiğinden hiç birimizin haberi yok.

O yıllarda “bayramlar” devlet tarafından, otoriter cumhuriyet kalıplarına göre resmi bir çerçevede, hep aynı şekilde kutlanırdı. Demokrasilerde ise her şey şeffaftır ve bayramları toplumlar bir tür “halk eğlencesi” coşkusuyla, çok içten ve benimseyerek kutlamalıdır.

Bugün ne oldu? yazılıp çizilenler uygulanmadı 19 Mayıs eskisi gibi kutlanmadı, Demokratik ülkelerde olduğu gibi “halk eğlencesi” coşkusuyla, çok içten ve benimseyerek kutlandı.

Kutlanmadı da kıyamet mi koptu, Bilakis  eskisinden de güzel oldu. Tanklar yürümedi. Gençler don gömlek fanila ile birbirlerinin üstüne çıkmadı, altta kalanın canı çıksın deyip sakatlanmalara görülmedi her taraf et panayırına döndürülmedi..

Bu yılki 19 Mayıs kutlamalarıyla, toplumun tek tipleştirilmesinin, biz istediğimizi yaparız ve yaptırırız anlayışının. Yani  sindirme politikalarının Önüne geçildi.

Kısaca devletin gövde gösterisi yapmasına sebep teşkil eden alanlardan kurtuluşuna da şahit olduk

bu yıl vatandaş şenliği caddelerde, sokaklarda, meydanlarda kutladı, ne kadarda güzel oldu halkımız coştu da coştu...

Korkulan olmadı Türkiye eskiye dönmedi İrtica hortlamadı Osmanlı geri gelmedi kaygılar hep boşunaymış herkes onu da anlamış oldu.

Bu yılki coşkuyu "AK Parti'ye inat" coşkusu olarak görenlerde var. varsın olsun inat minat güzel şeyler oldu ya oda yeter. Özel günler ordunun gövde gösterisinden alındı artık Bundan sonraki yıllarda şenlik coşkusu ağır basar inatlaşmalar da unutulur gider.

Bu törenleri sivilleştiren halkımız “Cumhuriyet rejimini koruma ve kollama” görevini de askerlerin elinden alıp sivilleştirdiği gün. gerçek bayramın yaşandığı gündür. Ülkemiz bugün dünyada nesli tükenmiş militarist gösterilerden kurtulmuş oldu o kadar.

Eğer dün cadde ve sokaklarda ortaya çıkan manzarayı toplumun "Cumhuriyetin değerlerini sahiplenişi" olarak görüyorsak, Bu toplum bu yıl Samsun’da gerçekleştirilen törenlerde, “Erkeklerle Kadınların güreşmesini” de, “Kütahya’da düzenlenen gençlik koşusunda dereceye giren başörtülü öğrenciye ödül vermeyenleri” de kabul etmiyor.  Çünkü  bu sahiplenişin doğru bir çizgiye oturması ve sadece bayramları değil, topluma ait olan bütün alanları ve değerleri kapsaması gerekir.

Türkiye, 1960'tan bu yana, bazı değerlerin ordu tarafından "korunması" nın sıkıntısını çekiyor. Onun için değerlerin toplum tarafından korunması daha kalıcı sonuçlar doğuracaktır.

Kendilerine aydın diyen insanlar. Yıllarca  çok değer verdiklerini söyledikleri laiklik için, demokrasi için, özgürlük için Kendileri mücadele etmek yerine, devletin kanatları altına saklanıp, orduyu göreve çağırarak, görevlerini yaptıklarını zannettiler.

"Bu ülkenin sahibi benim, bu görev benim" bilinci içinde, yanlış olduğunu düşündükleri gidişata karşı demokrasi mücadelesi vermektense, hep askerlerin arkasına saklandılar.

Peki bu durum artık değişti mi?

Değerleri Asker mi koruyor, Yoksa toplum korumaya başladı mı?

Cevabım tabiî ki hayır olacaktır.

Hala Toplumun yüzde 30’a Yakını darbecilerin yargılanmasını doğru bulmuyorsa bu ülkenin rejimin sivilleştiğini söylemek hayal kurmak gibi bir şeydir

Halkın bayramlarına sahip çıkması çok güzel. Peki % 100 e varan çoğunluğun el ele verip sivilleşmeyi istemesi ne zaman gerçekleşecek...

Ne dersiniz bu yıl ki 19 Mayıs coşkusu sizce de "AK Parti'ye inat" coşkusu mu?

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim