• BIST 107.302
  • Altın 151,442
  • Dolar 3,6681
  • Euro 4,3165
  • Konya 13 °C
  • "Fiyat etiketinde yanıltıcı uygulamalara taviz yok"
  • Erdoğan'dan uyarı: "Televizyondan izliyorum sizi salonda göremiyorum!"
  • RTÜK'e Konyalı yeni üye!
  • "Fiyat etiketinde yanıltıcı uygulamalara taviz yok"
  • Erdoğan'dan uyarı: "Televizyondan izliyorum sizi salonda göremiyorum!"
  • RTÜK'e Konyalı yeni üye!

Aile, okul ve değer aktarımı

Ramazan Altıntaş

Çocuk doğar doğmaz aile içinde gözlerini dünyaya açar. Aile, bireyin doya doya mensûbiyet duygusunu içselleştirdiği ve sosyalizasyon sürecine katıldığı bir ortamdır. Dolayısıyla, çocuklar ilk eğitimlerini aile ortamında yaşayan büyüklerinden alırlar.

Çocukluk dönemi bir çeşit alıcı olma dönemidir. Çocuklar ailede gördüklerini gündelik hayatlarında taklit etmeye özenirler. Bu sebeple aile, "değerlerin" çocuklara aktarıldığı önemli bir aracı kurumdur. Aile toplumun bir çekirdeği ise, ilk önce temiz toplumun tohumları ailede atılacak demektir. Anne ve babaların, bu noktada çok dikkatli olmaları gerekir.

Bilindiği gibi uyarı, uygulama ve anlatımda doğru örneklerle başlar. Sözgelimi, eğer çocuğumuzun namaz kılmasını istiyorsak, önce biz büyükler kılmalı; eğer çocuğumuzun yalan söylemesini istemiyorsak, öncelikle biz büyükler yalan söylememelidir.

 Eğer biz, çocuklarımızın sigara, içki, kumar ve uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmalarını istiyorsak, öncelikle bu kötü alışkanlıklardan biz yetişkinlerin uzak durması gerekir.

Yine eğer, çocuklarda yardımseverlik duygularını geliştirmek istiyorsak, kapımıza gelen ihtiyaç sahiplerine ya da sosyal yardımlaşma ve dayanışma gibi sivil toplum kuruluşlarına para ve yiyecek vermek gibi işleri onlara yaptırmalıyız. Böylece çocuklarımıza paylaşma alışkanlığını kazandırmış oluruz. Çünkü her türlü dini davranış çocukların saf ve temiz ruhlarında derin izler bırakır.

 Ailede din ve ahlak eğitiminin çocukların gelecekteki dini hayatlarını şekillendirdiği bilimsel bir gerçektir. Evde okunan bir Kur'an, ilahi, mevlit, yemekten sonra yapılan bir dua, besmele ve hamdele gibi kavramlar, görerek ve yaşanılarak kazanıldığı için çocukların zihin ve gönül dünyalarında tesir etmekle kalmaz, geleceğini de şekillendirir. Ayrıca onlarda sevimsiz bir davranış gördüğümüz zaman, kızmadan, kazanmayı önceleyip, sevgi ve hoşgörü temelli bir yaklaşımla uyarma yoluna gitmeliyiz. Bu konuda Hz. Peygamber'den şöyle bir uygulama aktarılır. Sahabeden Rafi b. Amr anlatıyor: 'Henüz çocuk iken bir hurma ağacını taşlıyordum. Beni Hz. Peygamber'e götürdüler. O, şöyle buyurdu: "Yavrucuğum, hurmayı niçin taşladın?" Ben yemek için deyince, Allah'ın elçisi: "Yavrum, bir daha hurmayı taşlama, altına düşenlerden ye" buyurdu ve sonra da başımı okşayarak; "Allah'ım! Bu yavrunun karnını doyur" diye dua etti.' (Ebû Dâvud, Sünen, Cihad 94; Tirmizî, Buyû' 54; İbn Mâce, Sünen, Ticaret 67). Bu olayda da görüldüğü gibi Hz. Peygamber, sevgi ve hoşgörü ile hareket etmiş, yanlış bir davranışı alternatifler göstermek suretiyle kızmadan düzeltme yoluna gitmiştir.

Ailede başlattığımız bireysel telkin temelli ahlâk eğitimi, artık okul hayatında şekillendirici bir boyut kazanmalıdır. Örneğin; yalan söylememek, kopya türü bile olsa her türlü hırsızlık yapmamak, millet malını korumak, insan haklarını her şeyin üstünde tutmak, farklı görüş ve düşüncelere tahammül göstermek, daima adalet ve hakkaniyet ilkelerini gözetmek, haram ve helâl sınırlarını korumak, büyüklere saygı, küçüklere şefkat ve merhamet göstermek, doğruluğu temel ilke edinmek vb. bireyin bütün hayatı boyunca taşıyacağı evrensel ahlak ilkeleri okul çağında kazandırılmalıdır. Bu güzel değerlerle donanan gençler, istikbalde sorumluluk üstlendikleri zaman temiz bir toplumun hayatiyet bulmasına büyük katkı sağlayacaklardır. Bütün bu güzelliklerin kalıcılığı gençlerin Allah'a hesap verme duygusu ile yetişmelerine bağlıdır.

Özetle, Allah'a ve ahiret gününe inanan, her bakımdan yaşantısını örnek kabul ettiğimiz Hz. Peygamber'in hayat tarzını tanıyan bir kimse; iyiliklerin ve güzelliklerin taşıyıcısı, kötülüklerin ve çirkinliklerin engelleyicisi olur. İşte bu açıdan, toplumsal ahlak krizini, eğitim sistemimizi baştan aşağı toplumsal ahlakiliğe katkı yapacak şekilde tekrar yenilemek suretiyle aşabiliriz.

O halde, değerler aktarımında çözümün adresi: Okul-aile işbirliğinden geçiyor.

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim