• BIST 82.779
  • Altın 147,178
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -1 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Aile Kurmanın Önemi

Ramazan Altıntaş

Kur’an-ı Kerim bize hayatın her alanında en güzel örnek olarak Hz. Peygamberi göstermiştir. (Bkz. Ahzap, 21).  Onun güzel örnekliği, aile hayatı için de geçerlidir.

Hz. Peygamber (a.s), aileye büyük önem vermiş ve aile kurmayı daima teşvik etmiştir. Çünkü aile, hem kişinin, hem kendinin,  hem eşinin ve hem de çocukların huzur bulacağı bir ortamdır. Aynı zamanda aile neslin devamının bir sebebi, ilk eğitim okulu, kişiyi çeşitli kötülüklerden ve günahlardan koruyan bir kalkan gibidir.. Bu sebeple Hz. Peygamber, evlilik yaşına gelen gençleri aile kurmaya yönlendirici uyarı ve tavsiyelerde bulunmuştur. Bu konu ile ilgili şöyle buyurmuştur: “Nikah benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimi uygulamazsa, benden değildir.” (İbn Mace Nikah 1).

Dostluk, kardeşlik, yardımlaşma ve paylaşma duygularının ilk örnekliği aile hayatında yaşanır. Bunun için yüce Kitabımızda aile yuvası ile ilgili bağlılıklar çok ince ve dokunaklı tasvirlerle canlandırılır. Bu tasvirlerde bile bir şefkat meltemi eser,  bir huzur gölgesi dağılır ve etrafa tatlı bir duygu yayılır: “Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve rahmet var etmesi, onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.  Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 21). İslam, evliliği birey ve toplum açısından bir yücelik, temizlik ve korunma vasıtası olarak görür. Bunun için de daima aile kurmayı teşvik eder.

Evlilik hayatı, insanın özgürlüğünü kısıtlamaz, aksine, hayatı belli bir düzen ve amaç doğrultusunda yaşamayı sağlar. Bazı kimseler nikâhsız olarak birlikte yaşamayı özgürlük adına öne çıkararak, “bu beden bana aittir, dilediğim gibi yaşarım” görüşünü dile getirirler. Böyle bir anlayış,  aile ve milletin bekası için doğru değildir. İslam inancına göre her şeyin sahibi Allah (c.c)  olduğu gibi bedenimizin sahibi de O’dur. Bir Müslüman bedenini, takdir edilmiş ölüm zamanı gelinceye kadar Allah’ın hoşnut olacağı ölçülerde kullanır.

İnsanın bedeni üzerinde tasarruf yetkisi yoktur. Kur’an-ı Kerim’in haber verdiği gibi, kıyamet gününde organlarımız yaptığımız hayırlı işlerde lehimize, günah olan işlerde de aleyhimize şahitlik edecektir. (Bkz. Yasin, 65).  Onun için, ben ömür boyu falanla birlikte yaşayamam demek suretiyle, nikâhsız bir hayatı savunmak, toplumumuzun gelecekte ne büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğunu kavrayamamaktır.

Aile kurmak, insanı, Rabbine yaklaştıran ilahi emre itaat etmektir. Bu sebeple, aile ilişkilerinde asıl olan kararlılık ve sürekliliktir. Bunu sağlamak için İslam, evliliği ve aile olmayı ibadet derecesine çıkarmıştır. Yoksa aile, salt iki kişinin biyolojik anlamda bir araya gelmesinden ibaret değildir. Çünkü evlilik,  eşler arasında bir sözleşme biçimidir. Din bu sözleşmeye kutsiyet atfederek, sağlam bir yapı kazanmasına katkıda bulunmuştur.

 O halde gelin aile kurmayı zorlaştıracak tutum ve davranışlardan kaçınalım.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim