• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • Konya 3 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Aidiyet duygusunun yokluğu

Ufuk Karadavut

 

Aidiyet duygusu bir milleti birbirine bağlayan onun devamlılığını sağlayan önemli faktörlerden birisidir. Aidiyet duygusu gelişmiş toplumlarda bağlılığın ve birlikteliğin daha yoğun olarak hissedildiği bilinmektedir. Aynı duyguyu paylaşma, aynı acıyı hissetme, aynı mutluluğu tadma ve aynı kaygıları içinde barındırma duyguları bizleri birbirine bağlayan önemli faktörlerdir. Paylaştığımız duygu miktarı arttıkça birbirimize bağlanma gücümüzde artmaktadır. Paylaşacak şeylerimiz artmaktadır. Ancak, paylaşacak şeyi kalmayanların ortak bir noktada buluşması ve birlikte hareket etmesi mümkün değildir.

İçinden geçtiğimiz süreç içerisinde bu duyguların hızlı bir şekilde kaybolduğunu görmekteyiz. Duygu ve his kaybı öyle bir noktaya ulaştı ki artık aynı şeyleri düşünemez, konuşamaz olduk. Tek ortak olduğumuz konu sadece kazanmak. Sonucu ne olursa olsun, kim zarar görürse görsün, dini kurallara uysun ya da uymasın önemli değil (bazı İslamcı ve Müslüman kimliğine sahip yazarlar bir yolunu bulup İslam’a uyduruyorlar), önemli olan kazanmak. Daha çok kazanmak. Tek ortak noktamız artık bu. Bunun dışında ortak noktamız kalmadı. Kendimizi kandırmayalım kapitalizmin en acımasız ve en ahlaksız şekli en Müslümanından en dinsizimize kadar hepimizin iliklerine işlemiş durumdadır.

Bu birden bire olmadı. Zaman aldı. Birileri bizleri bu hale getirmek için önemli toplum mühendisliği projeleri yürüttüler. Bunda da başarısız olduklarını söyleme imkanımız maalesef yok. Kültürel, ekonomik ve siyasal sahada yoğunluk kazanan tahribatların altında yatan asıl sebebin; milleti millet yapan “aidiyet duygusu”nun tahrip edilmesi gerektiğin çok iyi bilen dış güçler ve onların yerli işbirlikçileri bütün güçlerini kullanarak bunda başarılı oldular. Aidiyet duygusu ortadan kaldırılmış yığınlar haline gelen bizler artık ait olduğumuz milletten utanır olduk. Artık “Türküm” demek adeta korkulan bir şey halini aldı. Sanki gizlice yasaklandı. Her kes korkuyor. Bu noktaya gelinceye kadar yapılan ilk şey insanların aidiyet duygusunun bitirilmesi olmuştur. Kendi milli değerlerine, kültürüne, inancına sahip çıkmayan, hatta tanımayan, ya da gelişme için en büyük engel olarak milli değerleri görenlerin sayısı hızla arttı. Bu konuma gelen fertler, ait olduğu değerlerin uğruna fedakârlıklara artık katlanmıyorlar. Şu temel noktayı unutmamak ve unutturmamak gerekiyor: Bir milleti ayakta tutan değerlerin başında aidiyet duygusu gelir.

Aidiyet duygumuz köreldiği için, ülkemiz üzerinde dönen dolapları göremiyoruz. Görsek bile umursamazdan geliyoruz. Eğer gerçekten bu duyguya sahip olsaydık ülke topraklarımız satılmazdı. Halen daha hızlı bir şekilde satılmaya devam ediyor. Kimsenin umurunda değil. Sadece bağırıp çağırıyoruz. Ama adamlar ülke topraklarını satın almaya devam ediyor. Mecliste yeni yasa hazırlığı var. Eğer geçerse ki kesin geçecektir. Bu yasa ile vatan topraklarını alma konusunda hiç bir kısıtlama kalmayacak. İsteyen istediği yerden istediği kadar toprak alabilecektir.

Aidiyet duygumuzu kaybetmemiş olsaydık ülkemizin başta büyük tesisleri olmak üzere bütün sanayi kuruluşları, bankaları, sigorta şirketleri, limanlarımız, fabrikalarımız ve daha çok şeyimiz satılırken en azından tepki gösterebilirdik. Ama olmadı göstermedik. Tepki gösterenleri ve gösterebilecekleri ise demokrasi ve hukuk adına susturduk.

Faiz alıp başını gitmezdi. Ey muhafazakâr ve Müslüman olduğu sanan kardeşlerim evinize giren faizin hesabını tutabiliyor musunuz. Elbette hayır. Çünkü gelen para nasıl gelirse gelsin hoşunuza gidiyor. Geçen gün ünlü bir din alimi faiz helaldir deyiverdi. Ne diyeceğimi bilemedim. Bu kişi soytarılardan değil ciddi biri. Yıllardır dinlediğimiz ve fetvalarına değer verdiğimiz birisi. Yazıklar olsun...

Aidiyet duygumuzu kaybetmemiş olsaydık peygamberimizin “kendiniz için istemediğiniz bir şeyi başkası içinde istemedikçe gerçek Müslüman olmazsınız” hadisini asla unutmazdık. Ama unuttuk. Azla yetinmeyi unutup çokla şikayetlenmeye başladık. Daha fazla daha fazla. Oysa bu düşünce ne İslam dininde ne de Türk toplum geleneğinde olmayan bir özelliktir. Ama iliklerimize kadar yerleşti.

Aidiyet duygumuzu kaybetmeseydik başka ülkelerin ayakçılığını yapmazdık. Ülke olarak bu gün ABD’nin ayakçılığını yapan bir konuma geldik. Oysa ucu bucağı olmayan Türk tarihi ve kültürü bize verilebilecek her şeyi verebilirdi. Ama onu da bıraktık. Artık hepimiz ya Ermeni’yiz ya Rum, ya Fransız yada Hristiyan’ız. Bir türlü hepimiz Türk olmadık. Olamayız da. Türklüğümüzü ayaklar altına attık. Aşağıladık. Yok saydık. Yok sayılmasına ve aşağılanmasına göz yumduk. Çünkü aidiyet duygumuzu kaybettik.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ormanalı Halil
20 Temmuz 2012 Cuma 10:25
ekleyecek söz bulamıyorum.
Yazının ikinci parağrafındaki tespitlerin çok güzel ve yerinde olmuş. ötekilerde tamamlayıcısı olarak, mükemmel bir yazı kaleme almışsın. İnşaallah okuyup, nasiplenenler olur. Ramazanın Mübarek olsun değerli kardeşim.
88.252.245.215
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim