• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Konya 4 °C
  • Galatasaray FETÖ'cülerden temizlenmeli
  • Bugün seçim olsa hangi parti yüzde kaç oy alır?
  • Selin Sayek Böke koalisyonları öve öve bitiremedi
  • Galatasaray FETÖ'cülerden temizlenmeli
  • Bugün seçim olsa hangi parti yüzde kaç oy alır?
  • Selin Sayek Böke koalisyonları öve öve bitiremedi

Ahmet Sorgun'a reverans

Ümit Savaş

“Tez kızaran güllerden kendini sakın”

İnsanın kendini gücün, iktidarın bozucu etkisinden koruması zor. İktidarı ve gücü hazmetmek zor. Bozulmayan bir kimlik yapısıyla gücü, iktidarı, muktedirliği hayra yönlendirmek konusunda insanın geçmesi, tecrübe etmesi gereken birçok aşama var. Bu tıpkı, Zümrüd-ü Anka’yı arayan kuşların yolculuğuna benzer. Kaf dağının ardına doğru yol alırken her vadide birileri dökülür, kaybeder, vazgeçer, yolu yarıda bırakır.

Ancak karşılaşılan güçlüklere sabreden, amaçlarından, hedeflerinden kişiliklerinden kaybetmeyen, ihtiraslarının, tutkularının esiri olmayan ve onları kontrol altında tutabilenler bu zor yolculuğu başarıyla gerçekleştirir, yol sürecinde başlarından geçenleri tecrübeye, birikime, özgüvene ve daha iyiyi yapma yolunda iyi çalışmalara kanalize edebilir, yol gösterir, kötülüklere engel olup iyileri destekleyebilir.

Kendi hayatı ve kişiliği boyunca böyle bir süreçten başarıyla geçen demeyeyim ama geçmekte olan insanları, toplum hayatı üzerinde söz sahibi olup sadece kendilerini değil başkalarını da bağlayıcı karar alma mercilerinde tutmalı, desteklemeli ve sahip çıkmalıdır. Kötünün, paranın, menfaatin, çıkar ilişkilerinin, suç ortaklığının yardakçılığı her dönemde dürüst insanlardan daha çok bulunur. Bizim yapmamız gereken şey ise yukarıda saydığımız özelliklerin birçoğunu taşıyan şahsiyetlerin menfaat ilişkisine dayanmayan, ortak iyinin, aklın ve kamu menfaatinin destekçisi olan kişileri menfaat çetelerinin birbirini desteklediğinden daha fazla desteklemek olmalıdır.

Geçtiğimiz hafta M.Ali Köseoğlu ile Uğur Özteke’nin karşılıklı kaleme aldıkları yazılardan sonra bir süredir zihnimde tasavvur halinde olan yazı tecessüm kazandı. Yazılar AK Parti İl Başkanı Ahmet Sorgun’la ilgili idi.

Ahmet Sorgun, daha önce yazdığım bir yazıda tanımladığım gibi, hala “mahallesinde oturan adam”dır benim için her şeyden önce. Bu onun ve taşıdığı sorumluğu, kimliği, kişiliğini açıklayan önemli bir metafordur. Ahmet Sorgun, yazının başında saymış olduğum niteliklerin çoğuna haiz olan az sayıda şahsiyetlerden birisidir.

Göreve geldiği günden bugüne kadar ortaya koyduğu performans, gözettiği denge, seçim sürecindeki koordinasyon ve başarı, kırgınlıklara ve küskünlüklere yer vermeyen, dengeyi gözeten yapısı, kamuoyuna yönelik yapılan yerinde açıklamalar ile pozisyon alışı, açıklamalar yapması ile il başkanlığı makamını daha fark edilir ve ağırlığı hissedilir bir pozisyona taşımış, bu anlamda tam da aranan kan olmuştur. Tahminim, bu geçen süreç içerisinde tecrübe ettikleriyle kırk vadi geçmiş gibi olmuştur. Çünkü bir referandum bir de genel seçim tecrübesini yaşamak ve bu süreci başarı ile geçirmek az yaşanır tecrübelerden değildir.

Bu süreçte olan ile olması gereken arasında neler yapılabilirdi diye düşünecek olursak çok şey söyleyebiliriz mutlaka. Listelerin oluşumundaki etkin olamamak söylenebilir ancak genel olarak bakıldığı zaman bu sadece Konya’nın değil bütün Türkiye’de yaşanan bir realitedir. Gönlün istediği ile gerçekleşen arasında mutlaka bir fark olacaktır. Hele benim gibi hariçten gazel okuyanlar için bu söylenecek şeylerin miktarı daha çok da olabilir ve fakat bu söylenecekler yapılan çalışmalar üzerine gölge düşürecek boyutta olmamalıdır kanaatimce.

Geçtiğimiz hafta bir TV spikerinin yaptığı gibi iktidar ilişkisini tehdit ve güç olarak kullandığı basına yansımıştı. Sahip olduğu mevki ve gücü kendi menfaatine yontmayacak, bilakis milletle bağını, iletişim kanallarını mevkisi yükselmiş olsa da koruyabilen, bunu gözeten Ahmet Sorgun gibi kişilerin karar alma mercilerinde görev yapması milletin menfaatinin bir gereğidir. İktidarın nimetlerini görür görmez “tez kızaran güllerden sakınmak” için çok dikkatli olmamız gerekir.

Gerek kişilik ve kimlikleri gerekse ortak duyarlılık alanları, referans kaynaklarının müşterekliği dolayısıyla Ahmet Sorgun ile Sayın Bakanımız Ahmet Davutoğlu’nun uyum içinde çalışabilecekleri çok açıkça, buralardan bile, görülmektedir. Bu uyum ise şehre hizmet olarak yansıyacaktır.

Herhangi bir kişiyi açıkça destekleyen bir yazı yazmış olmanın kendi açımdan bir zaaf oluşturduğunu biliyorum. Bunu bilerek, birçok kara sıfatları göze alarak yazıyorum. Çünkü Ahmet Sorgun’u yazmak, yazılan Ahmet Sorgun olduğu için, bana birkaç açıdan kolaylık sağlamıştır. Birincisi, hakkında yazılan kişinin kişiliği, duruşu, şahsiyeti ve bugüne kadar ortaya koymuş olduğu hayat çizgisini ifade etmek iltifat ya da övgü, yağcılık değil bir gerçeğin altını çizerek vurgulamak, hatırlatmaktır. İkincisi yazılan kişi ile duyarlılık alanlarımızın ortak olmasıdır. Üçüncüsü ise ola ki hemen akla gelecek menfaatlenme eleştirilerine karşı menfaatlenecek hiçbir tarakta bezimin olmamasının bana sağlamış olduğu rahatlık ve güvendir. Bu daha çoğaltılabilir. Ancak bu yazı çıkar işbirliğinin değil iyiler dayanışmasının bir yansıması olsun diye yazılmıştır; her ne kadar çok iyi bir insan olamasam da! Ve fakat yeterince iyi bir insan değilsek dahi iyilere destek verecek kadar bir insanlık damarımız mevcut. Bundan ötesi karar vericilerin keyfine kalmış, ne söylesem boş!

Varsa daha iyisi, bulalım, alkışlayalım, destek olalım hep birlikte. Muhabbetle.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Vejdi ÇINAR
23 Haziran 2011 Perşembe 22:29
Ümit Bey'e
Sevgili kardeşim, yazını okudum ve gerçekten özenle, düşüne düşüne yazdığın bu yazıyı çok ince ayrıntılarını dahi özümseyerek okudum. Ellerine sağlık... Seni tanımıyorum, tanışmak kısmet olmadı ama yazdıklarının bir kısmını okudum. Yazarlığını takdirle karşılıyor ve alkışlıyorum... Haksızlıkları cesurca kaleme almak gerçek gazetecinin işi olduğu gibi doğru olan övgüleri "yağcılık olarak algılanırmı?" duygusuna kapılmadan yazabilmek te cesur gazetecinin işidir.
Bunun için iki önemli şart vardır...
1. Gazetecinin bunu görebilmesi,
2. Uydu olmafdan yazabilmesi... Sende ikisi de var, ancak bir şart daha var ki o da senin gibi insanların rahat yazabilmelerini sağlayan gazete sahibi... Bu İletişim Fakültelerinde okutulan çok önemli bir husustur... Lehte ve aleyhte yazılanları gerçekten tarafsız biçimde yayınlayan gazete sahibinizi de kutlarken sana da yazılarının Konya'ya hayat verebilmesi erkinin sahibi olmanın devam etmesini diliyor ve tekrar ellerine sağlık diyorum...
Aday adaylığı sürecinde ben yazdıklarını yaşadım ve sonuna kadar haklısın...
Tebrikler ediyor sevgiler sunuyorum... Hoşçakal...
88.254.28.122
Derviş TURAN
23 Haziran 2011 Perşembe 21:07
Ahmet ABİ
İl Başkanı olduğu zaman AK parti adına Çok sevindik ama senin adına üzüldük diye düşüncelerini belirtmişti yakınındaki bir çok kişi..O makamın değiştirmediği nadir insanlardan biridir..Konya da kin siyasetini bitirip ilke siyasetini hakim kılmıştır. Basın alışık olmadığı için yeni keşfediyor ama merak etmeyin Ak Parti emin ellerde...
78.186.22.20
mehmet vatandaş
22 Haziran 2011 Çarşamba 16:51
güzellikleri yaymak
Sevgili Ümit, eline yüreğine sağlık. İyilik yap, iyilik yapanı destekle, iyilik düşün. İnsan bununla vazifelendi. Ne mutlu iyilikden yana olanalara.
212.156.62.170
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim