• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Konya 7 °C
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş

Ahilik nedir?

Halit Aksungur

Ahilik, XIII. Yüzyıldan XX. yüzyıla değin Anadolu’daki esnaf ve sanarkar birliklerine verilmiş bir addır. Ahi sözcüğü Arap dilinde “kardeşim” anlamına gelmektedir. Kökünün Araplar arasında gelişmiş olan “fütüvvet” örgütüne dayanır. Ne var ki, Ahilik Anadolu Türklerine özgü bir kuruluş olduğundan  fütüvvet örgütünden ayrıcalıklar göstermektedir.         Türk’ler Anadolu’ya ekonomik ve tarihi nedenlerle girmiş bulunuyorlardı. Anadolu’da eski yurtlarında olduğu gibi iki kısma ayrılıyorlardı. Bir yanda İslamlaşmış köylüler, veya dağ köylüleri, öbür yanda yine islamlaşmış şehirliler. Bu ayrımlık halkı eğiten şeyh ve diğer eğiticilerden geliyordu. Çünkü bunların bir bölümü sünni, bir bölümü şii görüşündeydiler.

            Anadolu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında Oğuz Türk2lerinin çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu tartışılmaz bir gerçektir. Anadolu’da  cami, medrese, han ve tekkeler  yaparak bu yolda çaba gösterdiler. Eski gelenek ve adedlerini, İslamlaşmış eski düşüncelerini Anadolu’ya getirmişlerdi. 3                                                                                                                                                                                                                                         Türkistan’daki Barçınlığ kent, Balasagun gibi başkentlerini Ermenek ilçesindeki bu günkü Sarıveliler ilçesinin ünlü Barçın yaylası, Türk Dil Bayramının her 13 Mayıs günü kutlandığı Balkusan köyü Oğuzların eski yurtlarıydı. Türkiye’de bunlar gibi bir çok adları getirmişlerdir.    Bu şeyhler arasında Evhadüddin Kirmani, Fahrettin İraki, Şeyh Necmeddin Daye Sadettin MuhMMED b. İshak el-Konevi, Müeyyeddin Cendi Saadettin Fergai gib, bilim ve din bilginleri bulunuyordu. Bu sırada Moğol istilası nedeniyle Türkistan, Horasan, Suriye ve İrak’tan göç eden şeyhler  Anadolu’da tasavvufu da yaymışlardı.     

            Anadolu’da Ahiliğin kurucusu XIII. Yüzyılda yaşadığı kabul edilen Şeyh Nasıreddin Ahi Evran’dır. Deri işçiliğinin piri olarak ün yapan  Ahi Evran, uzun süre Anadolu’nun bazı bölgelerinde dolaştıktan sonra Cacaoğlu Nureddin Beyin subaşılığı sırasında güvenli bir yer olarak görülen Kırşehir’e yerleşir. Önce debbağ ve ayakkabıcı ve saraç esnafını toplayarak örgütlemeye başladı. Bilgeliği yanında dürüstlüğü  ve sanatı ile büyük bir ün kazandı. Kurdu-ğu örgütün başkanı oldu. Kısa bir süreden sonra “32” zanaat kolu aynı biçimde örgütlendi. Anadolu’da, Balkan’larda ve Kırım’da  örgütünü genişletti.

                Ahi Evran bütün zanaatların piri sayılması sonunda Ahi birlikleri merkezi bir sisteme bağlandı. Kırşehir’deki Ahi Evran zaviyesi bu birliklerin genel merkezi durumuna geldi. Anadolu’nun her yerinde bulunan zaviyelere Ahi Baba atanması, çıraklıktan kalfalığa ve Ahi Evran zaviyesi, şeyhlerinin izniyle yapılıyordu. Bu zaviyelerin şeyhleri her yıl belli dönemlerde, Anadolu’yu dolaşmakta, bütün zaviyeleri denetlemekte ve Ahi birlikleri içindeki anlaşmazlıkları çözmeye çalışmakta, çıraklık, kalfalık, ustalığa geçiş törenlerini yönetirlerdi. Bir Ahinin ustalığa yükselmesi için, Ahi Evran zaviyesi şeyhlerinin elinden peştemal bağlaması ve onun duasını alması gerekiyordu.

            Ahi birlikleri içindeki bu özel yeri dolayısıyla, Ahi Evran zaviyesi, bu birliklerin bağlı bulunduğu geleneklerin koruyucusu ve yaşatıcısı olarak, Türk esnaf ve sanatkarları üzerindeki denetimini yüzyıllar boyu sürdürmüştür. Ahi Evran zaviyesinin bu denetimi Osmanlı yönetimince de tanınıyordu.

 

            XII. Yüzyıldan başlayarak esnaf ve sanatkarların Ahi Evran zaviyesine bağlılıkları yavaş yavaş azalmış, hatta bazı çevreler Ahi Evran geleneğini bile tanımamaya başlamışlardır.  Ahi örgütünün ilk kuruluşunu Sabahattin Güllülü şöyle açıklamaktadır:  “İlk Ahi Birliklerinin, yüksek ahlak değerlerine sahip zengin ve güçlü bir lider çevresinde toplanmış silahlı halk guruplarından oluşmakta oldukları sonucuna varabiliriz. Bu gurupla, zengin Ahi liderinin kurmuş olduğu ve gerekli parayı zaviyelerde toplanmakta ve orada ortaklaşa bir hayat yaşamaktadırlar. Adeta bir karargah görünümü taşıyan bu ilk Ahi zaviyeleri aynı zamanda gelip giden konuklarının ağırlandığı büyük şölenlerin verildiği musiki-sazlı sözlü toplantıların yapıldığı yerler olmak dolayısıyla milli kültürün oluşturulması açısından büyük bir önem taşıyordu.ı

                        Bu birlikler zamanla toplumun değişen gereksinmelerine bağlı olarak gelişme göstermişlerdir.  Ahi birliklerini oluşturan kitleler yerleşik hayata ve islam uygarlığına geçiş gibi büyük değişimler için de yerlerini almaya başlayınca köylü ve asker, esnaf ve sanatkarlar toplum sınıflarına katıldıkça bu birlikler daha belirgin duruma gelmişler sağlam bir yapıya kavuştukları görülmüştür. Sonunda esnaf ve sanatkarlar birliğine dönüşmüşlerdir.2

                +------------------------------------------------------

                1 Sabahattin Güllülü, Ahi Birlikleri, s, 18

                2 Aynı eser,s, 88

            3 Mustafa Akdağ, Türiye’nin İktisadi ve İçtimai Tarihi 1 İstanbul s, 14       

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim