• BIST 79.417
  • Altın 590,89
  • Dolar 2,2335
  • Euro 2,8285
  • Konya 11 °C

Ağaç kesme ve budama zamanı

İsmail Detseli

Artık şubat ayının sonları, cemrelerin bir bir havaya, toprağa, suya düşerek baharı müjdelemeye başladığı şu günlerde bilhassa dağ köylülerinde hummalı bir çalışmadır başlar.

Bizim dağ köylerindeki arazilerimizin içinden akmakta olan çayların, derelerin kenarlarına hem tarlayı bahçeyi sellerden, taşkınlardan korumak, hem de gerek evde yakacak ve yapacak olarak kullanmak veya ek gelir sağlamak için kerestelerini kesip satmak amacı ile selvi, kavak, karakavak ve söğüt gibi uzun ömürlü ve verimli ağaçlar dikeriz.

Bunun bir benzeri de Konyamız’da vardı eskiden, şimdi pek rağbet edilmiyor ama Konya’nın sel taşkınları için tarlayı korumaya yönelik selin aktığı yörelerde genelde iğde ağacı çok dikilirdi. Bu iğde ağaçları hem çabuk yetişen, hem fazla bir emek istemeyen, aynı zamanda kışın odun yakacağı için kullanılan ağaçlar olduğu için çok tercih edilirdi. Ama günümüz insanı artık sellerden, taşkınlardan çimento ve demirden yapılan betonarme yapay önlemler ile korunmasını sürdürmektedir.

Şimdi esas yazımızın özüne dönersek, eskiden beri yapılagelen ve halen de devam etmekte olan bir nevi geçmiş ve yaşanan kültürden bahsedeceğim.

Bahçe ve tarla başlarında, suyun aktığı yerlerde özel olarak dikilen bu söğüt ve karakavaklar havaların ısınması ile yani Mart ayının 15’inden itibaren kesilmeye başlanır. Bu söğüt ve karakavaklar daima tepeden kesilerek, yani ağacın 2-2.5 metre kadar ortasından kesilerek tabanın kalınlaşıp daima verim sağlaması ile asırlarca denecek kadar verim sağlar. Her 8-10 yılda bir tepesindeki ağaç şeklini almış olan dallar kesilerek ya satışa sunulur ya da ev ve inşaat yapımında kullanılır.

Söğüt ağaçları da aynı yöntemle kesilir ama onun kerestesi binada pek kullanılmaz, o sadece son yıllarda meyve ve sebze sandığı yapımında rağbet görür oldu. Bir de yakacak olarak kullanılmaktadır. Başka bir sanayi dalında kullanılıyor mu bilmiyorum. Selvi, kavak ise uzun yıllarda meydana gelir ve bir kerede dipten kesim yapılarak onun kullanma yeri daha farklı ve kerestesi daha kıymetlidir. Kerestesi güzel kurutulduktan sonra genelde inşaatın beton kalıbında, hatta evde kapı pencere olarak dahi kullanılmaktadır. Köylüler bunları niçin böyle erken Mart ayında kesim yaparlar? Hem ellerindeki davar sürülerinin o kavak ve söğüt ağaçlarının çiğirdik denen uçlarını taze taze yemeleri için hem de baharda güzden ekilmiş ekinlere ve sebze ekilecek tarlalara daha fazla zarar vermemek için erkenden tarlayı, bahçeyi bu gibi gölgeliklerden ve çiğnenmekten kurtarırlar.

Bunların dalları kesilip satılarak veya odun olup yakılarak evlere fayda sağladığı gibi o yıl kesimden sonra söğütlerin kesilen yerlerden tekrar yeşermesi ile oluşan genç dalları (bunlara yörede ŞİF denir) köylere baharla gelen, ya köy sığırlarını yayarak ya da başka sebeplerle köyden nemalanan elleri mahir göçerler kadın ve erkekleri sepet, üzüm küfesi, ekmek selesi, çamaşır selesi gibi çeşitli köylülerin kullandığı el işi aletler yapıp satarlar. Hem onlar rızıklanırlar hem de köylünün bu işe yaramaz ince dallarını değerlendirirler.

Bu bahar ayları gelirken köyüler kışın rehavetinden dolayı biraz yorgun hissederler kendilerini, onun için baharın gelmesi ile hızlanan çalışma dönemine bahar geldi kuduz ayları başladı diye de espri yaparlar. Bundan başka daha bahçeleri temizlenen meyve ağaçlarını budama, bağ çıbıklarını budama, ağaçlara aşılama yapmanın yanında ayrıca sebze yerlerini sürüp hazırlama, bağları belleme, baharlık ekin ekme gibi birçok işin kendini göstermesi bir köy evinde 5 yaşındaki bir çocuktan medet umar hale getirir vatandaşları.

Şimdi Mart 10’undan sonra eğer havalar yağışsız olursa bağ budama, ağaç budama, yeni fidan dikme mutlaka yapılmalıdır. Çalışmalarınız verimli, ürünleriniz bol, baharınız çok yağışlı ve rahmetli yazınız da bereketli olsun inşallah.

Bu kavakların türküye konu olduğu herkesçe bilinir işte ondan bir dörtlük 

Kavak gazeli yarim/Dünya güzeli yarim

El duydu alem duydu/Böyle gezeli yarim

Yeni yaprak açınca da güzel, güzün gazel olunca da güzel kavak ağacı bu. Böyle bir de söğüt için var tabii:

Söğüdün yaprağı narindir narin/İçerim yanıyor dışarım serin

Zeynebi bu hafta ettiler gelin/Zeynebim zeynebim allı zeynebim

Üç köyün içinde benli zeynebim/ Diye yanık yanık söylenirdi insanların dilinde

Burada bir de başka konuya değineceğim. 27 Şubat akşamı saat 18-30 sıraları idi. Büyükşehir Belediyesi arkasındaki caminin yanında şadırvanın altındaki tuvalete girdim. Ortada kör bir ışık var, kabinlerde yok, elimde çakmak ile şöyle bir etrafa bakındım, tuvaletlerin yüzüne bakılmaz içersine de girilmez. Birine karanlıkta girdim kapısı kapanmıyor. Elimle tuttum kapıyı üzerinden şarıl şarıl su akıyordu elbiselerim ıslandı pislendi. Sanırım şadırvanın pis suları bir delik bulmuş alttaki tuvaletin içersine akıyordu. Konya adına utandım, burası bir turizm şehri, yanı başında bir cami var, karşısında bir büyük alışveriş merkezi var. Başka şehirden bir Türk, yabancı bir turist kafilesi veya tek başına bir turist gelse bu durumu görse Konya hakkında ne der, ne düşünür, gittiği yerde bizlere için neler söyler bilmiyorum. Yetkililer duysun ve ilgilensin buralarla. Benim bildiğim bunlar bilmediklerimden de şikâyetler az değil. Saygılarımla…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim