• BIST 84.208
  • Altın 147,160
  • Dolar 3,7746
  • Euro 4,0581
  • Konya -3 °C
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı

Adalet öldü mü?

Ufuk Karadavut

Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre adalet, “Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluktur: "Devletin temel amaç ve görevleri… kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya… çalışmaktır."diye tanımlanmaktadır. Adalet isteyen insan hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da oldukça bencildir. Bencilliği nedeniyle sadece kendisi için adalet istemekte ve kendisi için adalet beklemektedir. Oysaki unutulmaması gereken nokta bir şeyler verilmeden bir şeyler alınmaz ve kazanılmaz. Yani öncelikle kişi kendi adaletli olacak ki sonra adaleti hak etsin. Ama ülkemizde bu artık kitaplarda kalmış gibi gözüküyor. Çünkü gerçek hayatta adaleti görme imkânımız kalmamıştır. Olacağa da benzememektedir. Çünkü ülkemizde hukuk ve hukukçular ve dolayısıyla adalet sistemine çok müdahale edilmektedir. Müdahale arttıkça adalet yozlaşmakta ve hukuka ve hukukçuya güven azalmaktadır.

Dünyanın neresinde hukuk ve adalet kavramları bu kadar yozlaşmıştır. Bu sorunun cevabı ancak olsa olsa bazı kabile devletleridir. Ama ne yazık ki son dönemlerde ülkemizde kabile devletlerine benzer şekilde adalet kavramı ile oynanmakta ve yozlaştırılmaktadır. Hatta daha ilerisi adalet kavramı yozlaşmıştır. Adaleti sağlayan hukuk olduğu içinde dolayısı ile en büyük zararı hukuk ve hukukçular görmektedir.

Ülkemizdeki adalet ve hukuk tartışmalarına bir bakın. Öyle bir noktaya gelindi ki kimin ne yaptığı ve ne dediği tam bir muamma. Alınan kararlar kimseyi memnun etmiyor. Lehte karar verildiğinde adalet var ve Türkiye hukuk devleti, ama aleyhte karar çıktığında adalet yok ve hukuk devleti zarar görüyor deniyor. Sayın Başbakan 1500’e yakın üyesi olan YARSAV’a ve üyelerine güvenmediğini ifade ediyor. 1500 kişi halen bu ülkenin adalet sisteminde aktif olarak karar veren insanlar. Anayasa Mahkemesinin adını “Ana muhalefet mahkemesi” olarak değiştirmiş ve Danıştayın aldığı kararla yoğun bir şekilde eleştirilmiştir. Beri tarafta ise “yandaş yargı” oluşturulduğu yönünde görüşler var. İktidarın kendisine yönelik kararlar almasına imkân verecek hukuk sistemi oluşturmak istediği yönünde görüşler var. Hatta iktidarın hukuku kendi isteklerine göre yönlendirdiği belirtiliyor ve en son Yüksek Askeri Şura (YAŞ) örneği gösteriliyor. İki sene önceki bir olay için YAŞ toplantısından bir gün önce bazı üst rütbeli askerler için tutuklama kararının çıkarıldığı ve toplantı bittikten sonra ise tutuklama kararının kaldırılmasını örnek gösteriyorlar.

Halkın arasına girip onların görüşünü alırsanız daha ağır benzetmeler de var. Ama ortak bir nokta var ki hukuk ve hukukçuya güven olabilecek en düşük noktadadır. En düşük düzeyde güvene sahip hukukun adil olmasını nasıl bekleyebiliriz. Kısaca bana göre adalet kavramı öldürülmüştür. Bunu da “adalet” ve “hukuk devleti” diye diye yaptık. Bir okurumun bana gönderdiği şu hikayeyi burada eklemeden geçemeyeceğim. Çünkü söylemek istediğimizi özetliyor; Çok eski yıllarda krallıkla idare edilen bir ülke varmış. Ama; bu ülkede, Hukuk ve hâkimler de varmış. Törelere göre, bir vatandaş öldüğünde, Şehir merkezinki dev çan bir defa çalınırmış. Uzun uzun ta yankılanırmış. Eşraftan birisi olursa çan iki defa, Büyük bir devlet adamı ölürse üç defa çalınırmış. Ya kral?.. O öldüğünde, Çan dört defa çalınırmış. Gel zaman git zaman... Şehirde bir olay olur, iş mahkemeye intikal eder. Davanın sanığı olarak mahkeme huzuruna çıkarılan kişinin masumiyetini ise bütün vatandaşlar bilmektedir. Bir formalite olarak görülmesi ve beraat beklenen davadan sürpriz bir karar çıkar. Sanık para cezasına mahkûm olmuştur. Hakim sorar.; Bir diyeceğin var mı?.. Sanığın cevabı: Hayır!.. Mahkeme biter. Dinleyiciler dağılır. Kafalarda bir kaygı!.. Kısa bir süre sonra dev çanın sesi duyulur. Acaba kim öldü?. Çan bir defa daha çalar. Eşraftan biri öldü. Şehir çan sesi ile bir defa daha inler. Hımmm... Büyük bir devlet adamı, acaba
kim?.. Soruya cevap alınmadan çan bir defa daha çalar, yeri göğü inletir. Herkeste bir feryat: Eyvah kralımız öldü!.. Ancak, Törede görülüp işitilmemiş bir şekilde çan, Beş ve altıncı defa da çalınır, yer gök inler ve sesler kesilir. Herkes bunun ne anlama geldiğini öğrenmek için çan görevlisine koşar. Bir de bakarlar ki çanı, haksız yere mahkûm edilen adam çalmaktadır.
”Sorarlar” ne demek beş ve altı defa çan çalmak? Kraldan daha büyük birisi
mi öldü? “Cevap” şaşırtıcı olduğu kadar anlamlıdır da. “Evet adalet öldü...”

Emile Zola’nın bir sözü var: "Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir." ne kadar haklı. Günümüzde bu kadar mutsuz insana rastlıyorsak adalet duygusunun içimizde yaşamadığından olsa gerek. İçimizde yaşatamadığımız duyguları dışımızda hiç barındırmıyoruz herhalde. Bunun temel sebebi ise beklide adaletin bu ülkede gerçekten öldüğü içindir…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ulug aslan
20 Ağustos 2010 Cuma 14:23
adalet
Sayın yazar bu ülkede adalet mi kaldı. Allah rahmet eylesin
79.123.249.118
KÜL TİGEN
20 Ağustos 2010 Cuma 11:47
ADALET
Ben bu yazarları bir türlü anlamıyorum. Seyfi OKTAY, Mehmet MOĞOLTAY adalet bakanlığına solcuları doldurup daha sonra Ülkücüleri mi alacaktım dediği zaman adalet ölmüyor,her şey gün yüzüne çıktığı zaman,statüko sallandığında adalet ölüyor. Artık lafı eveleyip geveleme zamanı değil safını belli etme zamanıdır.SAYGILARIMLA
78.187.169.203
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim