• BIST 82.300
  • Altın 148,195
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Konya -5 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

Açılımın gidişatı

Ufuk Karadavut

Açılım çalışmaları son hızıyla devam ediyor. Her ne kadar doğuda ve güneydoğuda yaşayan Türkler açısından son derece acı verici bir yaşam artarak devam etse de açılım çalışmaları son sürat devam ediyor. Anlaşılan o ki yakın zamanda bölgede yaşamak Türkler açısından mümkün olmayacak. Zira hemen her gün psikolojik baskı ve tehditler artmış durumdadır. Bölgede devlet olmayınca da bazıları kendi kanun ve kurallarını koymuş durumdalar. Devler gördüğümüz kadarı ile batıda var. Doğu ve güneydoğu Anadolu’da maalesef devlet yok. Olmak gibi bir gayretinin de olmadığını görüyor ve kahroluyoruz.

Açılım çalışmaları başladı başlayalı bölge insanındaki şımarıklık ve biz ne dersek o olur mantığı hemen her köşeye hâkim olmaya başladı. Bu nereye kadar devam edecek. Bunu isterseniz genel bir değerlendirme ile açıklamaya çalışalım. Açılım konusunda ülkemizin tarihinde benzer olaylar var. Ama sonuç hep hüsran ve milletimizin kaybı ile sonuçlanmış. Değerli araştırmacı-gazeteci Soner Yalçın’ın “Girit açılımı” nı inceleyen güzel bir yazısı yayınlandı. Eğer imkân bulur da onu okuyabilirseniz gerçekten faydalı olacaktır. O yazıdan bazı kısımlarını yorumsuz olarak vereceğim.

“Açılımın birinci aşaması: Genel af çıkarıldı, Rumlar, Mihail Korakas liderliğinde ayaklandı. Osmanlı ordusu tam isyanı bastıracakken devreye İngiltere ve Fransa girdi. Teklifleri şuydu: Girit Yunanlılara verilemezdi, ancak Osmanlı da ” Girit Açılımı “ yapmalıydı. İlk şart, askeri harekât hemen durdurulmalıydı. Silah bırakacak isyancılar için umumi af çıkarılmalıydı. Tanıdık geliyor mu? Devam edelim: Girit yoksuldu; ada halkı iki yıl vergiden muaf olmalıydı. Padişah’ın atayacağı valinin biri Türk, diğeri Rum iki yardımcısı olmalıydı. Ayrıca resmi yazışmalarda Türkçe zorunluluğu kaldırılmalıydı. Osmanlı açılımı kabul etti. Türkler rahatladı; köy ve mezralarına döndü. Müslümanlar, ” Bu açılım ne kadar güzelmiş “ demeye başladı. Açılımın ikinci aşaması: Jandarma yeniden düzenlendi
Osmanlı 1878’de Ruslara yenilince, Girit’te ayaklanma oldu. Olan, köylerine dönen ” açılım kurbanı “ Türklere oldu; evleri, tarlaları yakıldı; canlarından oldular. Osmanlı ordusu yine isyancıların peşine düştü. Ve devreye yine Avrupalılar girdi. Girit’e özel imtiyazlar tanındı; yani yeni bir sözleşme/açılım yapıldı. 25.10.1878’deki bu Halepa Sözleşmesi/Açılımı şöyle olacaktı: Girit Valisi sadece Müslümanlardan seçilmeyecekti, Hıristiyan da olacaktı.
Vilayet genel meclisinde Rumlar (49/31) çoğunlukta olacaktı. Hıristiyan kaymakamlar Müslüman kaymakamlardan sayıca fazla olacaktı. Vilayet Meclisi ve mahkeme dili Rumca olacak; ancak resmi zabıtlar ve dilekçeler Rumca ve Türkçe olabilecekti. Ve en önemlisi asayişi sağlayan jandarma, yerli halktan seçilecekti. Osmanlı bu açılıma da ” Evet “ dedi. Yeter ki kardeşkanı dursun diyordu. Diyeceksiniz ki ” Durdu mu? “ Hayır...
Açılımın üçüncü aşaması: Avrupa’ya müdahale hakkı En büyük isyan 1896’da oldu. Girit yanıyordu.

İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Rusya asayiş amacıyla savaş gemilerini Girit’e gönderdiler. Ve Osmanlı’ya yine, yeni bir sözleşme/açılım dayattılar. Girit valisi kesinlikle Hıristiyan olacaktı Vali, adada karışıklık çıkması halinde Batı’dan silah ve asker yardımı isteyebilecekti. Hemen genel af ilan edilecekti. Memurların üçte biri Hıristiyan olacaktı.
Avrupalı hukukçular adli bir ıslahat reformu hazırlayacaktı. Osmanlı bu açılıma da boyun eğdi. İstanbul’un Girit’te açılım yapmaktan başı dönmüştü. Elleri silahlı Rumlar artık şehir merkezlerinde bile Türkleri öldürmeye başladı. Girit’te oluk oluk Türk kanı akıyordu. Toplu katliamlar başladı. Türk köyleri yakılıp yıkıldı; Türkler adadan kaçış yolu arıyordu artık.
Hanya ve Resmo’da altmış bin Müslüman sığınmacı kurtarılmayı bekliyordu.
Sonunda Osmanlı, 18.4.1897’de Yunanistan’a savaş açtı. Beklendiği gibi bir ay gibi kısa sürede Yunan ordusunu perişan etti. Türk ordusu Atina’ya girecekken, Rus Çarı II. Nikolay’ın isteği ve İngiltere’nin baskısıyla II. Abdülhamit Türk ordusunu durdurdu. Osmanlı, bırakın bir avuç toprağı, savaş tazminatı bile alamadı. Aksine Girit’teki nüfuzunu kaybetti...

Açılımın dördüncü aşaması: Otonom ilan edildi Diyeceksiniz ki, bu yenilgiden Girit’teki Rumlar korkup sinmişlerdir. Ne gezer! En acıklısı Girit’te yaşandı. ” Türkler, Rumları kesecek “ iddiasıyla Avrupalılar adaya asker çıkardı. Asayişi artık onların askeri sağlayacaktı! Türk askerine gerek yoktu. ” Osmanlı askeri gidince Rumlar bir daha ayaklanmazdı! “ Gülmeyiniz, aynı gerekçeler günümüzde Kıbrıs için de söyleniyor... Türk askeri 1898’de Girit’ten çekildi. Ada otonom ilan edildi. Avrupalılar, Rumların ve Türklerin can ve mal güvenliklerini garanti altına aldıktan sonra adadan ayrılacaklardı. Girit’e böylece barış gelecekti. Harika! Girit valisini seçme hakkı, büyük devletlerin onaylaması şartıyla Osmanlı padişahına bırakıldı. Sonunda Prens Otto Girit Valisi yapıldı. Kısa bir süre sonra dört devlet adadan çekildi. Ve sonuç 1910’da Girit Meclisi Yunanistan’la birleşme kararı aldı.
Girit onca açılıma rağmen 1913’te Osmanlı’nın elinden kuş olup uçtu, gitti!
Osmanlı, topraklarının çoğunu diplomasi oyunlarıyla kaybetti.

İşte size yaşanmış ve gerçek bir açılım olayı. Şu an yaşanan ve yaşatılan açılımında sonu buraya doğru gidiyor. Durum sanıldığından da vahimdir. Allah sonumuzu hayreylesin…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
kasım
17 Eylül 2010 Cuma 18:49
yani
yani kürtlere karşı 80 yıllık politikamı sürsün.sürekli garibanların oğulları mı ölsün....Kalkınamazsan kalkındıramazsan hep elitlere kaymak sunmak istersen kaybetmeye devam edeceksin...eşit bölüşürsen gönül adamlığını geliştirirsen büyük olabilirsin...
195.174.27.27
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim