• BIST 84.208
  • Altın 147,192
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Konya -2 °C
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı

Açıldık-saçıldık..

Ufuk Karadavut

Açıldık-saçıldık ve toparlanamıyoruz

Hemen her alanda açılım yapan ülkemiz açılım cennetine dönüştü. Ekonomiden sorumlu bakan “Ekonomik açılım”dan bahsederken, bir başkası çıkıp sosyal açılımlardan, bir diğeri toplumsal açılımlardan, komşu açılımlarından bahsedip duruyor. Aklımıza gelen ya da gelmeyen pek çok konuda açılım yapmış durumdayız. Allah sonumuzu hayreylesin. Çünkü hemen her konuda açıldık. Hatta açılımları biraz abartarak saçıldık. Artık toparlanamıyoruz.

Ülke gündemini saran açılımın temelini “Kürt açılımı” çalışmaları ile verilen tavizler oluşturmaktadır. Bundan cesaret alan herkes açılım lafını ağzına doladı. Ama hiç kimse de bu açılım kelimesinin birden bire nereden çıktığını sormadı. Kimsenin aklına gelmedi. Getirilmedi. Zaten bizim karnından düşünen Türkler için düşünmenin bir anlamı yok. Onlar için birileri düşünüyor. Onlara düzenli olarak yemek veriliyor. Öğrendiğimiz kadarı ile açılım kelimesinin kökeni Atlantic Council’in hazırlattığı Türkler ve Irak Kürtleri arasını bulmak amacıyla hazırlanan bir rapora dayanmaktadır. David Phillips adında bir Amerikalının hazırlamış olduğu rapor proje niteliğine büründürülerek farklı içerikler kazandırılmıştır. Atlantic Council aslında Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan bir düşünce kuruluşudur. Amerikan yönetimlerinin genel stratejisi olarak, devlet tarafından kurulan ya da desteklenen ve adına düşünce kuruluşu denenen yapılar sayesinde Amerika aklından geçenleri söyler. Sonuçta olabilecek olumsuzlukları ve dikkatleri üzerine çekmekten kaçınır.

Asıl soru şu: Açılımın yapılmasını ABD neden istemiş olabilir. Sebebi ise aslında bellidir. ABD’nin Afganistan ve Pakistan’da zor durumda kaldığı bilinmektedir. Oraları terk etmek için gerekçeler üretmekte olduğu bir gerçektir. Akla yatkın ve dünyaya rezil olmadan çıkabilmenin yolunu bulur bulmaz oraları terk edecektir. Bunların yanında Irak’ta veya o bölgelerde yaşanacak bir sorunun ABD’nin güvenilirliğini ciddi ölçüde sarsacağı ve durumun ABD için daha da zorlaşacağı beklenmektedir. İşte bahsedilen rapor ileride karşılaşılabilecek böyle bir sorunun çözümü için geliştirilmiştir.

Raporu hazırlayanlardan anladığımız kadarı ile, bu amacı gerçekleştirebilmek için en uygun gurup olarak Irak Kürtlerini ve Türkiye’yi görüyor. Mevcut sorunlara Irak Kürtlerinin ve Türkiye’nin yapması gerekenler çerçevesinden bakıp, onlara çözüm önerileri ya da yapılması gerekenler listesi sunuyor. Bunu yaparken raporun başında vermiş olduğu bilgiler ile de desteklemektedir. “ABD için Irak’ta istikrar çok önemli, bu istikrar için ise komşu desteği gerekli. Irak’ın komşuları arasında Türkiye, ABD ile ilişkileri en güçlü olarak göze çarptığı için Türkiye’nin Irak ile ilişkilerinin mümkün olduğunca pürüzsüz olması gerekiyor.” Ayrıca “Yeni sınır kapısı açılsın, Barzani’ye ve bölgesel yönetime ilişkin Türk halkının algısı değiştirilsin” denilmektedir. Ayrıca PKK ile mücadele konusunda söylenenler ile iktidar partisinin yaptıklarının örtüşmesi ise ayrıca dikkat çekicidir. Özellikle demokratikleşme çabalarına vurgu yapılması, “Türkiye’nin daha da demokratikleşmesi gerekiyor” şeklinde vurgulanması aslında son zamanlarda yöneticilerin sıklıkla kullandıkları kavramlar ve cümlelerdir. Ayrıca raporda PKK liderlerini ve kadrolarını kapsayan af, yasal reform, anayasada Türklüğe daha az vurgu, o bölgelerde iş olanakları sağlamak, sosyal hizmeti arttırmak gibi öneriler bulunuyor. Ama en önemli vurgu ise; “Türkiye halkının federalizme çok kötü baktığını bilerek federalizmi değil; ama onu anımsatan bir ademi merkeziyetçilik planlayın.” Tavsiyesinde buluyorlar. Yani bu şu anlama gelmektedir. Siz PKK’nın istediğini yapın. Ama sakın ola federalizm demeyin; ama federalizmi ilan edin, deniyor.

Bir diğer can alıcı nokta da 2006 yılında kurulan ABD, Türkiye ve Kuzey Irak yönetiminin birlikte yürüttükleri komisyonun aslında Türkiye’nin kendi başında hareket etmesini engellemek için kurulduğunu, ana amacının Türkiye’nin Kuzey Irak’ta operasyon yapmasını engellemek olduğu söyleniyor. Rapordan çıkan sonuçlar genel hatlarıyla bunlar. Gündemimizde olan asıl sonuçlar ise bu rapordan çizilecek yol haritasının ne sonuçlar vereceğidir. Ama şunu gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz ki, bu kapsamda yapılacak hemen her hareketin sadece ABD için iyi sonuçlar doğuracağı, ne Türkler için ne de Türkiye’deki Kürtler için hiç de iyi sonuçlar doğurmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Açıldık-saçıldık ve toparlanamıyoruz

 

Hemen her alanda açılım yapan ülkemiz açılım cennetine dönüştü. Ekonomiden sorumlu bakan “Ekonomik açılım”dan bahsederken, bir başkası çıkıp sosyal açılımlardan, bir diğeri toplumsal açılımlardan, komşu açılımlarından bahsedip duruyor. Aklımıza gelen ya da gelmeyen pek çok konuda açılım yapmış durumdayız. Allah sonumuzu hayreylesin. Çünkü hemen her konuda açıldık. Hatta açılımları biraz abartarak saçıldık. Artık toparlanamıyoruz.

Ülke gündemini saran açılımın temelini “Kürt açılımı” çalışmaları ile verilen tavizler oluşturmaktadır. Bundan cesaret alan herkes açılım lafını ağzına doladı. Ama hiç kimse de bu açılım kelimesinin birden bire nereden çıktığını sormadı. Kimsenin aklına gelmedi. Getirilmedi. Zaten bizim karnından düşünen Türkler için düşünmenin bir anlamı yok. Onlar için birileri düşünüyor. Onlara düzenli olarak yemek veriliyor. Öğrendiğimiz kadarı ile açılım kelimesinin kökeni Atlantic Council’in hazırlattığı Türkler ve Irak Kürtleri arasını bulmak amacıyla hazırlanan bir rapora dayanmaktadır. David Phillips adında bir Amerikalının hazırlamış olduğu rapor proje niteliğine büründürülerek farklı içerikler kazandırılmıştır. Atlantic Council aslında Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan bir düşünce kuruluşudur. Amerikan yönetimlerinin genel stratejisi olarak, devlet tarafından kurulan ya da desteklenen ve adına düşünce kuruluşu denenen yapılar sayesinde Amerika aklından geçenleri söyler. Sonuçta olabilecek olumsuzlukları ve dikkatleri üzerine çekmekten kaçınır.

Asıl soru şu: Açılımın yapılmasını ABD neden istemiş olabilir. Sebebi ise aslında bellidir. ABD’nin Afganistan ve Pakistan’da zor durumda kaldığı bilinmektedir. Oraları terk etmek için gerekçeler üretmekte olduğu bir gerçektir. Akla yatkın ve dünyaya rezil olmadan çıkabilmenin yolunu bulur bulmaz oraları terk edecektir. Bunların yanında Irak’ta veya o bölgelerde yaşanacak bir sorunun ABD’nin güvenilirliğini ciddi ölçüde sarsacağı ve durumun ABD için daha da zorlaşacağı beklenmektedir. İşte bahsedilen rapor ileride karşılaşılabilecek böyle bir sorunun çözümü için geliştirilmiştir.

Raporu hazırlayanlardan anladığımız kadarı ile, bu amacı gerçekleştirebilmek için en uygun gurup olarak Irak Kürtlerini ve Türkiye’yi görüyor. Mevcut sorunlara Irak Kürtlerinin ve Türkiye’nin yapması gerekenler çerçevesinden bakıp, onlara çözüm önerileri ya da yapılması gerekenler listesi sunuyor. Bunu yaparken raporun başında vermiş olduğu bilgiler ile de desteklemektedir. “ABD için Irak’ta istikrar çok önemli, bu istikrar için ise komşu desteği gerekli. Irak’ın komşuları arasında Türkiye, ABD ile ilişkileri en güçlü olarak göze çarptığı için Türkiye’nin Irak ile ilişkilerinin mümkün olduğunca pürüzsüz olması gerekiyor.” Ayrıca “Yeni sınır kapısı açılsın, Barzani’ye ve bölgesel yönetime ilişkin Türk halkının algısı değiştirilsin” denilmektedir. Ayrıca PKK ile mücadele konusunda söylenenler ile iktidar partisinin yaptıklarının örtüşmesi ise ayrıca dikkat çekicidir. Özellikle demokratikleşme çabalarına vurgu yapılması, “Türkiye’nin daha da demokratikleşmesi gerekiyor” şeklinde vurgulanması aslında son zamanlarda yöneticilerin sıklıkla kullandıkları kavramlar ve cümlelerdir. Ayrıca raporda PKK liderlerini ve kadrolarını kapsayan af, yasal reform, anayasada Türklüğe daha az vurgu, o bölgelerde iş olanakları sağlamak, sosyal hizmeti arttırmak gibi öneriler bulunuyor. Ama en önemli vurgu ise; “Türkiye halkının federalizme çok kötü baktığını bilerek federalizmi değil; ama onu anımsatan bir ademi merkeziyetçilik planlayın.” Tavsiyesinde buluyorlar. Yani bu şu anlama gelmektedir. Siz PKK’nın istediğini yapın. Ama sakın ola federalizm demeyin; ama federalizmi ilan edin, deniyor.

Bir diğer can alıcı nokta da 2006 yılında kurulan ABD, Türkiye ve Kuzey Irak yönetiminin birlikte yürüttükleri komisyonun aslında Türkiye’nin kendi başında hareket etmesini engellemek için kurulduğunu, ana amacının Türkiye’nin Kuzey Irak’ta operasyon yapmasını engellemek olduğu söyleniyor. Rapordan çıkan sonuçlar genel hatlarıyla bunlar. Gündemimizde olan asıl sonuçlar ise bu rapordan çizilecek yol haritasının ne sonuçlar vereceğidir. Ama şunu gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz ki, bu kapsamda yapılacak hemen her hareketin sadece ABD için iyi sonuçlar doğuracağı, ne Türkler için ne de Türkiye’deki Kürtler için hiç de iyi sonuçlar doğurmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Halil Çınar
13 Nisan 2012 Cuma 12:45
Şu Mümarek Cuma vakti
Gerçekten memleketin hali dağılmış durumda görünüyor. Sade vatandaş olarak nasıl toparlanacağız pek aklımız ermiyor.İyi gidiyor gibiydik,Şu anda gerçekten endişe içindeyiz. Herşeyin hayırlısı temennisiyle..Allah bu memeleketi korusun ve başımızdakilere güç kuvvet ve kıvrak zeka versin., birlik beraberliğimiz bozulmasın.
78.161.122.88
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim