• BIST 96.459
  • Altın 268,753
  • Dolar 5,5849
  • Euro 6,2019
  • Konya 21 °C
  • 3 HDP'li başkan neden görevden uzaklaştırıldı?
  • CHP'den beklenen kayyum tepkisi! "Barikatçı arkadaşlara" destek çıktılar
  • Yargı reformu değerlendirmesi "Tuzu kuru olanların ne dediği çok önemli değil!"
  • 3 HDP'li başkan neden görevden uzaklaştırıldı?
  • CHP'den beklenen kayyum tepkisi! "Barikatçı arkadaşlara" destek çıktılar
  • Yargı reformu değerlendirmesi "Tuzu kuru olanların ne dediği çok önemli değil!"

AB’nin zor engeli

Mesut Ceran

Son zamanlarda üye ülkelerde gerçekleştirilen genel seçimlerde ortaya çıkan siyasi tablonun yansıdığı Mayıs 2019’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleriyle Avrupa Birliği (AB) yeni bir döneme girdi. Bu seçimler karar alıcı organlarda da yeni yönetimlerin başa gelmesini sağladı ve AB yeni başkanlarını seçti. AB Komisyon Başkanlığına Alman Savunma Bakanı Ursula von Leyer, AB Konsey Başkanlığı’na Belçika Başbakanı Charles Michel, AB Merkez Bankası’nın başına Christine Lagarde’nin seçilmesi ve AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilciliği’ne (büyük ihtimalle) İspanya Dışişleri Bakanı Joseph’in seçilecek olmasıyla Birliğin yeni yönetim kadrosu şekillendi.

 

Yeni başkanların seçiminde zorlu bir pazarlık aşaması geçiren AB, bir yandan Brexit meselesi diğer yandan mevcut siyasi tablosu ile savunduğu Avrupa değerleri arasında ciddi bir ikilem içinde kalıyor. AB’nin yeni liderleri hem Brexit meselesinin çözümünü gerçekleştirmek durumunda kalacaklar hem de bütünleşmenin ve derinleşmenin devam etmesini sağlamaya çalışacaklar. Ancak aşırı sağın ve popülizmin gittikçe güç kazandığı bir AB’nin bilhassa bütünleşmenin sürdürülmesi konusundaki adımları nasıl atabileceği akıllarda soru işaretlerine sebep oluyor. Yeni başkanların AB değerleri çerçevesinde küresel bir liderlik rolü oynayabilmeleri için bu soruları cevaplama yöntemleri AB’nin geleceğine yönelik ipuçlarını da verecek.

Türkiye ile AB arasında oluşan gerilimin düşürülmesi için yapılacak diplomatik girişimlerde AB ile ilişkilerin yeniden değerlendirilmesi iki taraf için de büyük önem arz ediyor. 1959’daki ilk başvurudan bu yana geçen altmış yıllık sürecin gerçekçi bir analizinin yapılması ve ilişkilerin fiilen sürmesini sağlayacak bir şekilde formüllerin üretilmesi, belki de AB’nin Türkiye hakkındaki önyargılı tutumunun oluşturduğu problemlerin üstesinden gelinmesini de sağlayacak. Türkiye’nin ve AB’nin sahip olduğu stratejik değerlerin doğru bir zeminde buluşması ikili ilişkilerin adil bir çerçevede sürdürülmesini sağlayacak, bu da hem Türkiye’nin hem AB’nin kazanmasını beraberinde getirecektir. Bölgede tesis edilecek barış ve refah ortamının Türkiye’ye olduğu kadar AB’ye de lazım olduğunu akıllarda tutmak AB’nin stratejik körlüğünü yenmesine de yardımcı olacaktır.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim