• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Konya 10 °C
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş

Abdullah Uçar’a Molla Kasım olmak

Murat Kayacan

Abdullah Uçar’a Molla Kasım olmak


Bir vesileyle Karatay Müftüsü Musa Dolar ile tanıştım kısa sohbetimizin ardından bana Abdullah Uçar’ın “aşıklar sultanı Hz. Mevlana” (Konya-2009) adlı eserini hediye etti. Bu yazıda, iyilği emir-kötülüğü nehiy çerçevesinde eseri üzerinden Molla Kasımlık yapmak ancak Molla Kasım’a atfedilen kaba softa, cahil vb. sıfatlardan beri tutulmak ve okuduğum kısımlar hakkında değerlendirmelerde bulunmak istiyorum.


Yazar “yeryüzünün paratonerleri, asumanın astronotları, mana deryasının sörfçüleri” gibi ilginç tanımlamalarla tasavvuf literatüründeki anlamıyla “evliya”dan bahisle bir hadis (Buhari, Rikak, 38) aktarmaktadır: “Arz üzerine onların hürmetine yağmur yağar, ehl-i arz onlar sayesinde yiyecek-içecek bulur. Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim.” Söz konusu hadisin yazarın aktardığı kısmının çevirisi aslında şöyledir: “Her kim Benim velîlerimden bir velîye düşmanlık ederse, şüphesiz Ben ona harp ilan ederim.” Aslında yağmurlar ve rızkımız bize Allah tarafından verilmektedir. Yağmuru Allahu Teala yağdırdığına ve O’ndan daha yücesi olmayacağına göre yaygın ama yanlış “… hürmetine” türü ifadelerden uzak durmak gerekir. Nitekim Resulullah (s) zamanında Peygamberimizin oğlu İbrahim (r) vefat ettiği gün güneş tutuldu. İnsanlar, “Güneş ibrahim'in ölümünden dolayı (Onun hürmetine diye de okuyabiliriz.) tutuldu.” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (s), "Güneş ile ay hiçbir kimsenin ne ölümünden ne de hayatından dolayı tutulur. Bunu görünce hemen namaza durup Allah'a duaya koyulun.” buyurmuştur (Tecrid-i Sarih, c. 3, Hadis No: 547).


Tasavvuf ve tarikatlardaki sapmaların farkında olduğunu hissettiren Uçar, Ahmet Yesevî’nin samimiyetsiz ve cahil şeyhlerin geleceğini ta o dönemde Allah’ın verdiği kudretle bilmiş olacağını ileri sürerek şu dizeleri nakletmektedir: Başiga destar sarar/İlmi yok neye yarar/Oku yok yayın kurar/Ahir zaman şeyhleri. Yesevî muhtemelen Hz. Muhammed (s)’in gelişiyle başlayan ve kıyamete kadar kadar sürecek olan dönemde “kendi zamanındaki tecrübelerini ve gözlemlerini” aktarmaktadır. Ancak yazar ona Allah’ın gaybı bildirdiğini ima etmektedir. Halbuki, “Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyene kimseyi muttali kılmaz. Ancak, bildirmeyi dilediği bir elçiye bildirir. Bu durumda o elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler yerleştirir.” (Cin, 72: 26-27).


Yazar, “Cenab-ı Hak peygamberlere ve evliyalara bazı güçler verir. Allah’ın dilediği nispette, zamanda ve zeminde onu kullanırlar.” dedikten sonra kaybettiği oğlunun ta Mısır’dan kokusunu hisseden ancak Hz. Yusuf’un kuyuya atılmış olmasından haberdar olamayan Hz. Yakub’un insanlara şöyle dediğini aktarmaktadır: “Bizim halimiz şimşeğin çakışındaki ışık gibidir. O an her şey görülür, sonra her yer zifir gibi olur. Bizim de gözümüzden Allah bir an perdeyi kaldırır, görürüz, söyleriz ama bu bir anlıktır, demiş.” Uçar bir peygamber hakkında aktarımda bulunurken Tahirü’l-Mevlevi’yi değil Kur'an’ı tercih etseydi usül açısından doğru olanı yapmış olurdu. Vahyin onaylamadığı herhangi bir metnin peygamber hakkında zan oluşturma ihtimali söz konusudur. Kaldı ki yazar, dediğimiz gibi yapmış bile olsaydı yine de “peygamberlere dair bir vahyi bildirim” yazarın anladığı ve yaptığı şekliyle evliyaya şamil kılınamazdı.


Kitapta bir Molla Kasım (Bildiğim kadarıyla bu belli bir şahıs değil tipleme) eleştirisi de yapılmaktadır: “Molla Kasım’ın, Yunus Emre’ye ait Cennet cennet dedikleri/Üç-beş köşkle birkaç huri/İsteyene ver onları/Bana seni gerek seni. Dizeleri gibi dar kafasına, kısır düşünce ve duygularına uygun olmayan 2000 beyti yırttığı aktarılmaktadır. Çünkü Molla Kasım beyitlerdeki manaların künhüne vakıf olamamaktadır. Yırtma sırasında, Yunus Emre bu sözü eğri büğrü söyleme/Seni sığaya çeken bir Molla Kasım gelir. beyitini görünce Molla Kasım’ın aklı başına gelmiştir ama iş işten geçmiştir artık.” Ne var ki, Yunus Emre’nin bu şiiri Allahu Tealanın cennet nimetini tahkir niteliği taşıdığı ve yanlış olduğu söylenebilir. Ayrıca Molla Kasım’ın hatasını anladığı beyitte bir Molla Kasım eleştirisi değil Yunus Emre tarafından bir özeleştiri yapıldığı görülmekte ve Yunus Emre’yi belki de bu erdemli ve mütevazı tavrı açısından tebrik etmek gerekmektedir.

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
yunus emre ay
06 Nisan 2010 Salı 17:23
iyi analiz etmişsiniz
SAYIN MURAT KAYACAN; Yazınızdan anladığım kadarıyla şu söylenebilir; okuduğunuz kitabı gerçekten iyi analiz etmişsiniz.Allah sizden razı olsun .Kitap sanırsam bazı çelişkileri içinde barındırıyor.Kitap hakkında verdiğiniz karar çok yerinde bir tanı.Bizi gerçekten doğru bilgiler ile bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim ALLAH RAZI OLSUN........
212.175.112.152
mehmet ali kurtar
31 Mart 2010 Çarşamba 18:59
ölçü
RAHMAN RAHİM OLAN ALLAHIN ADIYLA

Sayın kayacan ; öncelikle doğru olduğuna inandığınız değerleri ortaya koyma ve muhataplarınızı olması gereken üslupla uyardığınız için, ALLAH razı olsun. yazara veokuyuculara karşı emribilmaruf nehyianilmünkergörevinizi yerine getirmiş oluyorsunuz.umarım bu dikkatli ve uyarıcı tavrınızı her zaman devam ettirirsiniz.ALLAH'a emanet olun.
212.175.48.250
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim