• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Konya -4 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

AB ve AB’cilerin Amaçları

Ufuk Karadavut

İçerisinde hızla sürüklendiğimiz AB giriş süreci içerisinde, şöylesine geriden dikkatlice baktığımızda hemen herkesin farklı amaçlar için AB’yi istediğini görebiliriz. Amaçlar derken anladığımız kadarıyla ülke için değil de galiba başka maçlar ön plana taşınmış.

Bir grup ülkeyi ‘gericilerden’ kurtarmak için AB’yi bir araç olarak  görüyor. Gericilerden ancak bu birliğe girersek birliğin yasları ile bu sorunu aşar ve gericilerden kurtulabiliriz diye düşünmektedir.

Bir grup Türkiye’nin demokratikleşme de çok yavaş hareket ettiğini ve yapılan çalışmaların daha hızlı ve daha somutlaştırılması için AB’ye girmek gerektiğini savunmaktadır.

Bir kısım ‘din özgürlüğü’nün Türkiye’de az olduğunu gereği gibi inançlarını yaşayamadıklarını ifade ederek birliğe girilmesi taraftarıdırlar. AB’ye girersek inançlarının gereğini rahatça yaşayabileceklerdir. ‘Kafir’ olarak nitelendirdikleri AB’den inanç özgürlüğü adı altında aman dilenmektedirler. Bu konuda hemen bir anımı anlatmak isterim. Geçen sene Diyarbakır’da yapılan bir toplantıdan sonra Mardin’e gezi düzenlemişti. Biz de katıldık. Orada bulunan büyük bir kiliseyi gezerken ismini söylemek istemiyorum ama büyük bir cemaate mensup bir arkadaşımız  Papaza aynen şunları söyledi:’ Efendim Avrupa’daki meslektaşlarınıza söyleseniz de Türkiye’ye din ve inanç özgürlüğünün biraz daha artırılması konusunda baskı yapsalar. Sizin sayenizde bizde rahatlarız’ demiştir.  Sanki bu ülkeyi cemaatler yönetmiyormuş gibi.

Bir grup ise bölücülüğün daha özgür bir şeklide yapılması için AB’yi sonuna kadar ve kayıtsız-şartsız destekliyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde mesleği ‘bölücülük’ olan bir grup ve onların destekçileri bu tür taleplerini sık sık dile getirmektedirler.  Hatta yurt dışına her çıktıklarında Türkiye’yi Avrupa ülkelerinin başkentlerinde yaptıkları basın toplantılarında şikayet etmeleri ve aşağılamaya çalışmaları herkes tarafından bilinmektedir. Ancak hiçbir şey yapılamamsı da ayrıca dikkate değer bir noktadır.

AB’ye giriş konusunda bunlar ana konular. Bunların dışında birkaç önemsiz sayılabilecek düşünceler de yok değil. Mesela bir grup gariban vatandaş var ki bunlar adeta kandırılmışlar.  Anadolu’nun bilmem hangi köyünden kalkacak ve Anakara’ya ya da İstanbul’a gider gibi Paris’e yada Frankfurt’a gideceğini sanıyor. Ya da daha ilginci bazı gençlerimizin akıllarında Avrupalı genç kızların Türk erkeklerini büyük bir heyecanla beklediklerini sanıyorlar. Elbette bu tür düşünceleri zaman içerisinde medyanın iyi niyetli olmayan yayınları sebep olmuştur. Değişim programlarına giren yada Avrupa ülkelerinden burs almak isteyen bazı gençler de bu ülkelere kendilerini daha rahat atabileceklerini düşünmektedirler. Ancak bu tür insanlar iyi niyetli ve yanlış yönlendirilmiş insanlardır.

Ama en büyük taraftar kitlesi olan ve en yoğun çalışan önce saydığımız dört gruptur.  Bu tür düşünenlerin ellerinde televizyonları, gazeteleri ve dergileri var. Para kaynakları var. Hatta bazı cemaatler holdingleşme yolunda.

‘Gericiler’den kurtulmak isteyenler işi o kadar abartmışlar ki din düşmanlığı noktasına gelmişler ve bu da cemaatlere prim yaptırmaktadır. Hatta bu ülkede uzak olmayan bir geçmişte –Haşa- Allah ile Mustafa Kemal’i ya da Hz. Muhammed ile Mustafa Kemal’i kıyaslayanlar dahi olmuştur. Yaşanan olaylar, bu insanların ya çok cahil ya da insanları farklı şekillerde cemaatlerin kucağına atmak isteyen hainler olduğunu düşündürüyor.

Hangi grup olursa olsun sonuçta Türkiye’nin AB gibi olmasını isteyenler bu süreçte ‘Türkiye ve AB arasındaki karşılıklı etkileşimin  derecesini ve Türkiye’yi nasıl etkileyeceği’ ayrıntısını gözden kaçırdıkları anlaşılıyor. Belki de bu yönü görmemek için özel çaba sarf ediyorlar. Ancak, ortada bir oyun oynanıyorsa oyunun tarafları vardır. Tek kişilik oyun oynanmaz. Oyun oynayan tarafların tek bir amacı vardır o da ‘Kazanmak’tır. AB’nin de oyunun bir tarafı olduğu göz ardı edilmekte ve sanki tek başımıza oyun oynuyormuş gibi hareket edilmektedir. Göz ardı ettiğimiz rakibimiz ise bizden çok güçlü ve ciddi anlamda hesapları var. AB bizden ne istiyor? İsteklerinin sonu ne zaman gelecek? Her istediklerini yapmamız karşın her geçen gün yeni isteklerle ortaya çıkmaları nasıl açıklanabilir. Hatta daha da ileri giderek oyunun kurallarını kendilerine göre sürekli olarak değiştirdikleri gözleniyor. Ama yine de bu tür şeyler gözlerden kaçırılıyor yada önemsizmiş gibi değerlendiriliyor. İsteklerini nasıl değerlendirirseniz değerlendirin ülke kötüye gidiyor. Gözünüzü açın ve oyun oynadınız kişileri iyi tanıyın.  Bir süre sonra artık tanımanızın bir önemi kalmayacaktır.  

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim