• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -4 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

‘AB Faşizmi’ mi?

Ufuk Karadavut

Karikatürden Yarışmaya Giden Yol: ‘AB Faşizmi’ mi?

 

Geçtiğimiz aylarda Hz. Peygamberin çirkin bir şekilde karikatürleştirilmesi hadisesi yaşandı. Batı dünyası ısrarla bunun ‘Düşünce özgürlüğü’ olduğunu söyledi. İslam dünyası ise oldukça cılız bir şekilde bunun ‘Peygamberimize hakaret’ şeklinde değerlendirdi. Bazı aklı başında insanlar ise  bunun ‘Müslümanlar üzerinde psikolojik bir baskı unsuru’ olduğunu ifade ettiler. İnanan insanların sabırları deneniyordu. Karikatür tartışmaları daha bitmeden şimdide Danimarka televizyonunun hazırladığı karikatürden çok daha vahim ve Avrupalıların ne kadar iğrenç insanlar olduklarını adeta ispat edercesine ‘Hz. Muhammed’i aşağılama yarışması’ düzenlediler. Evet yanlış okumadınız: ‘Hz. Muhammed’i aşağılama yarışması’. Yarışmaya katılanlar sırayla peygamberimize alenen hakaret ederek puan toplamaya çalışıyorlar. Bunu anlatacak veya tanımlayacak yer yüzünde bir kelime bulamıyorum. Param olmadığı için küfür de edemiyorum. Ama siz anlayın benim ne demek istediğimi…

Son zamanlarda yoğun bir şekilde AB yanlısı propaganda yapanların sayıları arttı. Bununla birlikte Türkiye’nin sahip olduğu değerlerin bir daha telafi edilemeyecek şekilde değiştirilmesi ve bozulması da devam ediyor. Türk ve Müslüman olan halka ait bütün değerler AB uğruna büyük bir baskı altına alınıyor.  Bazı yazarlar buna ‘AB Faşizmi’ diyor. Bana göre oldukça güzel bir değim. Gerçekten ülkemizde ciddi bir AB faşizmi yaşanmaktadır. AB uğruna halkımız üzerine ciddi baskılar yapılmakta ve sanki AB’ye karşı olmak yada AB’nin yada AB’cilerin söylediklerinin dışına çıkmak olabilecek en büyük suç kabul edilmektedir. Baksanıza karikatürlere karşı ciddi bir tepki bile veremezken, bu yarışmayı görmedik bile.

AB faşizmi o kadar yaygın bir şekilde yaşanıyor ki, dikkatle çevrenize bakarsanız hemen fark edebilirsiniz. En son bir kadının yazdığı kitabında Tüklüğe hakaret ettiği için çıkarıldığı mahkemede AB temsilcisi mahkemeyi teftiş edebiliyor, vatansever bazı gözlemciler ise birilerinin baskısı ile mahkeme salonuna alınmadığı gibi oldukça sert şekilde davranışla karşılaşıyorlar. Mahkeme dışında gösteri yapmaları engelleniyor. Nedeni gayet basit; AB temsilcisi ve onun emir kulları Türkiye’de AB karşıtı eylem görmek istemiyorlar. 

Bunun benzerlerini diğer pek çok konuda da görebiliyoruz. Hemen her kesim üzerine ciddi anlamda baskı kurabilmektedirler. Mesela bir Kıbrıs konusu. AB’nin yıllardan beri sürdürdüğü psikolojik baskı nedeniyle bugün artık tamamen Türk yurdu olmaktan çıkma noktasına gelmiş durumda. Annan planının desteklenmesi için Kuzey Kıbrıs’ta mümkün olan her türlü baskıyı uygulayan AB, o zaman vermiş olduğu sözlerin hiç birinde durmadı. Ne yasaklamalar kalktı nede orada yaşayan insanların durumlarında bir iyileşme oldu. Olan bir şey var. Bu da psikolojik baskının biraz daha artması. Adadaki insanlar çaresizliğe doğru sürüklenmesi. Tek çarenin AB olduğu inancı yerleştirilmesidir.

Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti fiilen kurulmuşken AB’nin baskıları nedeniyle çıkıp bir kelime dahi söyleyemiyoruz. Sebebi ‘AB acaba ne der?’. Binlerce Türk soydaşımız Kerkük’te, Telafer’de katledilirken bizde bütün dünya gibi televizyonlarımız başında sadece seyrediyor ve çok üzülüyoruz. Ama hemen unutuyoruz. Çünkü kafamız başka şeylerle dolduruluyor.

Sivil toplum kuruluşlarımız –AB yanlıları hariç- anlaşılmaz şekilde sessizler. İçinde bulundukları sessizlik adeta varlıklarını sorgulatır bir seviyeye gelmiştir. Bu STK’lar neden kurulmuşlardır. Görevleri nelerdir. Bütün içsel dinamiklerini kaybetmiş bir ülke olma yolunda hızla gittiğimiz dönemde en çok önemli görevler yüklenmesi gereken STK’ların  maalesef ne yaptıkları bilinmiyor yada anlaşılamıyor. En milliyetçi kuruluşlar bile AB korkusu ve baskısıyla ‘Yanlış anlaşılmasın biz AB’ye karşı değiliz…’ diyerek söze başlıyorlar. AB’nin bütün yasalarının onurlu bir şekilde kabul edilmesi gerektiğini söyleyebiliyorlar. Bu nasıl olacak onu da açıklamıyorlar. Bu konuda sosyolog Mosca söyle bir benzetme yapmaktadır ‘Eğer bir sistemin trenine binmiş gidiyorsanız, ben hedefime gidiyorum diyemezsiniz. Raylar sizi nereye götürürse oraya gidersiniz’ der. Bu nedenle hem AB’nin her dediğini yapalım hem de kimliğimizi koruyalım olamaz. AB bir birliktir ve tek bir kimliği taşımayı hedeflemektedir. O da ‘AB vatandaşlığı’ ve ‘AB kimliği’ dir. Bunun haricini kabul etmesi kuruluşuna terstir.

Ülkede yayınlan gazetelerin, televizyonların büyük kısmı AB’nin baskı yapmasına yardımcı oluyor. Sayfalarını yada ekranlarını bu kişilerin kullanarak halkı yönlendirmeleri için sınırsızca açabiliyorlar. Aksi düşünceler çok tehlikeli görülürken, kendileri gibi düşünenler göklere çıkarılıyor.

Birileri bu baskılar ‘AB Faşizmi’ diyor. Siz ne dersiniz bilmiyorum ama; karikatürleri çizdiren, yarışmayı yaptıran ve önümüzdeki günlerde şimdi aklımıza gelmeyen hoyratlıkları yapacakta aynı zihniyet olacaktır.

                

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim