• BIST 94.437
  • Altın 194,212
  • Dolar 4,7316
  • Euro 5,4729
  • Konya 16 °C
  • Oylar hangi halde geçerli, hangi halde geçersiz sayılacak?
  • 24 Haziran seçimleri Milletvekili kesin aday listesi
  • 24 Haziran'da nasıl oy kullanılacak? Oylar nasıl sayılacak? Yeni sistemle ilgili bilinmeyenler
  • Oylar hangi halde geçerli, hangi halde geçersiz sayılacak?
  • 24 Haziran seçimleri Milletvekili kesin aday listesi
  • 24 Haziran'da nasıl oy kullanılacak? Oylar nasıl sayılacak? Yeni sistemle ilgili bilinmeyenler

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlanırken

Halit Aksungur

BİZİM KADINLARIMIZ                                                                                                 

                Sazını konuşturan, sözünü dinleten, Türk ozanlarının niteliklerinden biri de duygusallıkları ve sanat zevkiyle donatılmış olmalarıdır. Ellerinde sazları, dillerinde sözleriyle halkımızın duygu ve dertlerini sevinç ve umutlarını dile getirmişlerdir. Kanayan bir yaramız olan Kadın sorunlarına  bakışlarını dizelerine dökerek yapılacaklara yön vermede önder olmuşlardır. İşte iki örnek :

                DÖNDÜ GELİNİN GÜLÜŞÜ

 

Katlan katlan sonu bu                                                                                                                                                 Tüfekle geliyorlar üzerime                                                                                                                                             Ellerim, ellerim bir yerde tutsak 

Bağıracağım geleneğe aykırı                                                                                                                                     Acılardan savaş alanı yüzüm

Yaşamak diyor yasa bekçileri                                                                                                                                   Yaşamak beni kuşatan ölüme 

Buymuş söğüt ağacı, köy kadını, eşek  

Yırtıp atıyorum giysilerimi  

Katıla katıla gülüyorum düzene.

Bu dizeleri ünlü şairimiz, Başaran yazmış. 21. Yüzyılda toplumumuzun kadına bakışını genel çizgileriyle göz önüne serivermiş.  Bu gidişle vahşetin süreceğini kanıtlar gibi haykırıyor. Türk toplumunun kültürel, sosyo - ekonomik yapısını incelerken, her alanda görülen ilerleme atılım gelenekten çağdaşlığa doğru yürütülürken kadına bakışımız kaplumbağa adımlarıyla olmuştur.                Döndü Gelin, bu yaşam koşulları altında çıldırmasın da ne yapsın?  Yasa bekçileri uykuda. Gelenek var, kültür var, geçit vermiyor yaşamaya, gülmeye. Hiyerarşi bir kale olmuş önünde. Neylesin, böyle yazılmış aşama sırası, derece düzeni.  Geleceğe bakılınca  daha da bulanıklaşıyor.        Yüzbinlerce yıl önceleri Oğuz Kağan destanında Türk kadınları baş tacı ediliyordu. Peri masallarındaki güzeller gibi onlardan söz edilir övülür: “ Gökler, yıldızlar, ırmak dalgası gibi saçları, inci gibi dişleri, süt gibi teni, kımız akıcılığında” oldukları söylenir,  övgüler düzülürdü. Ne oldu şimdi bize?           XV. Yüzyılda kaleme alınan Dede Korkut öykülerinde, Kam Püre’nin oğlu Bamsı Beyrek  öyküsünde  kadın –erkek eşitliğini ve toplum yaşamındaki belirleyici rolünü okuyoruz. Aynı eserin Kazan Beyoğlu Uruz’un düşmana tutsak düşmesi üzerine tek başına savaşa giden Kazan Bey yenilir. Kazan Beyin Hatunu yanına 40 kız alarak onları kurtarmak üzere atlanırlar. Düşmanı yener, oğlunu kocasını kurtarır. Yakın tarihimizdeki örnekleri Kara Fatma’lar, Nene Hatunlar, gibi nice kadınlarımız vatanı, namusu uğruna ağır koşullar altında erkeklerle omuz omuza çalışmaktan geri kalmamışlar. Bunları bilirken,  geleneksel kabuğumuzu yırtarak kadınlarımıza gereken önemi vermek, bunun için eğitimi aileden başlayarak okulda ve sokakta yeni baştan düzenlemek çok mu güç geliyor?                           

Yukarıdaki dizeleri iyi okuyalım. “Yırtıp atıyorum giysilerimi- Katıla katıla gülüyorum düzene” Anlayana, anlamak isteyene neleri anlatıyor bu dizeler. Bunları okurken üzülmeyin diyorum.                       

 Duyarlı şairlerimiz hali melalimizi gözler önüne seren dizeler veriş toplum uyansın diye  Okuyalım.  Okuyalım da; utanılacak yüzümüz kaldıysa bir kez daha okuyalım..  Bu dizeler de şair Orhan Veli’nin.  50 Yıl önceleri,  21. Yüzyılı görmüş kaleme almış gibi :          

“Kim der ki, kadın 

 Sapsarı harman yerinde                                                                                                                                            Parmaklarına zil takıp oynatmak içindi

Kim der ki                                                                                                                                                                        Soğuk kış gecelerinde   

Alıp bir döşek gibi yatmak içindir

Kimi der, hamur yoğurur   

Kimi der, çocuk doğurur  

Kimi hayalim der, yaşıyorum   

Kimi vebalim der, taşıyorum

Bence kadın                                                                                                                                                                   Ne köçektir, ne döşek Ne hayaldir, ne vebal      

Kadın; o benim kolum kanadım 

Kadın; O benim açlık ve kavga arkadaşım”           

Bu dizeler rahmetli ozan Orhan Veli’nin yüreğinden doğmuş, damla olmuş kağıtlara dökülmüş. Gün olmuş bu damlalar yüreklerde bir kor gibi dağlamış kadınlarımızı.                                  

Bu dizelerde toplumun bir kesiminin kadına bakışını özetlemiş. Yirmi birinci yüz yıla girerken bu görüntülerin içimizde yer bulması bir utançtan başka nedir ki? Bağnazlığın günümüzde de sürüp geldiğini görerek, toplumun sosyo-ekonomik ve kültürel yapısını geliştirmeden sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Bütün olumsuzlukları kadere ve Allah’a (c.c.) yükleme aymazlığından kurtulmalıyız..        

Kadınları aydınlanmamış milletler uygarlıktan uzak kalmışlardır. Bunlar nüfus sayımında bile kadınları saymayan milletlerdir. Ülkemizde yaptığımız araştırmalarda kaç kişi var evinizde? Sorusunu yanıtlarken kız çocuklarını saymadıkları görülmüştür.  Oysa toplumun bütünlüğü kadınlarla tamamla- 

nır. Onlarsız uygarlıkta olmaz huzur ve düzen de olmaz. Çağdaşlığın sesini onlarla duyarız…       

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim