• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Konya 11 °C
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...

28 Şubat da dünde kaldı arkadaş!

Esat Çoğal

28 Şubat da dünde kaldı arkadaş!


29 Şubat darbesi olsaydı, ne güzel 4 yıla bir anacaktık. Ya da her 4 yıla bir seçimle birlikte ne zaman darbe olacak diye bakacaktık.

28 Şubat’ın tarihî süreci, çok öncelere dayanıyor. Osmanlı’dan başlayarak, cumhuriyet tarihiyle devam eden darbeler zincirinin, (Artık yeter) bir halkasıdır. 28 Şubat’ı diğer darbelerden ayıran en büyük özelliği ise, silahlı kuvvetlerin, “silahsız kuvvetleri” kullanarak darbeyi gerçekleştirmiş olmasıdır. Onun için adı bile farklıdır: “Post Modern Darbe!”

Post modern darbe olarak tanımlanan 28 Şubat süreci, artık daha sağlıklı değerlendiriliyor. Ben öyle değerlendiriyorum. O dönemlerde, sürecin en aktif ayağını ise medya meydana getiriyordu. Gazete manşetlerinde her gün bir “bomba” patlatılıyor, yeni bir heyecan ve korku fırtınası estiriliyordu. Bir kısım medya, tam anlamı ile darbecilerin maşası haline gelmişti.  Asılsız haberler, masa başı uydurmaları, Fadime Şahin-Ali Kalkancı senaryoları, Aczimendiler, Hizbullahçılar, hep bu medyanın mutfağında hazırlanıyordu. 28 Şubat 1997′deki MGK kararlarını hükümete bildirilmişti. Kararda, laiklik için yasaların uygulanması istendi. Hatırlarsanız şöyle deniliyordu: Tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB’e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı… Bu kararlar sonucunda Refahyol hükümeti istifa etmişti. Daha sonra da Refah Partisi temelli kapatıldı. Bu sürecin mağdurları ise, en başta İHL’ler olmak üzere, tüm meslek lisesi öğrencileri, Kur’an kursu ve hafızlık kurumları oldu. Din eğitimi alan öğrencilerin üniversite yolunu kapatmak için tüm meslek liselilere düşük katsayı uygulaması getirildi. Böylece meslek liselerin üniversiteye girişi önlenmiş oldu. İnsafsız katsayı uygulamaları ile İHL’lerinin kapanmaya zorlanması, daha sonra da sekiz yıl kesintisiz eğitim uygulaması ile bu okulların orta kısımlarının resmen kapatılması da,bu sürecin amacını açıkça ortaya koymuştu.

Geçdiğimiz günlerde de, Başbakan Yardımcısı Arınç, bir meslektaşımızın sorusu üzerine de “28 Şubat değil bin yıl, 10 yıl bile sürmedi” diye konuştu.

Artık insanlarımız 1960’lardan bu tarafa, darbelerden muhtıralardan sonra, ordunun  istediğinin tam tersini yapıyorlar. 27 Mayıs’tan sonra AP, 12 Eylül’den sonra ANAP iktidara gelmedi mi?Genelkurmay eski başkanı Yaşar Büyükanıt’ın üç yıl sonra “Muhtıra değildi” diye savunmaya geçtiği, 27 Nisan ‘e-muhtırası’ndan sonra AK Parti yüzde 47 ile seçimi kazanmadı mı? Son olarak da, Anayasa Mahkemesi’nin 367 zorlamasıyla Cumhurbaşkanlığı engellenmek istenen Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkmasına sebep olmadılar mı?

Her darbenin ülkeyi en az 20 yıl geriye götürdüğünü bu ülkedeki herkes bilir. Cumhuriyet tarihimiz boyunca, dört adet darbeye maruz kaldığımıza göre, bu da ileri ülkelerden en az 80 yıl geride bulunuyoruz demektir. Düşünün ki, cumhuriyetimiz darbelere maruz kalmamış ve demokratik bir sistem içinde yoluna devam edebilseydi eğer, bugün gelişmiş ülkelerin başında biz olacaktık. Türkiye’nin, tarihi, kültürel, ekonomik kaynakları birçok Avrupa ülkesinden daha zengin durumda. Şu an Avrupa, Yunanistan gibi üstünde kambur, sorunlu bir ülke yerine Türkiye’yi aralarında görmek istemez mi sizce? Ama bugün, kuruluşunda hedef olarak gösterilen“muasır medeniyet seviyesi”nin çok uzağında bulunuyoruz sanki. Bunun sorumluları ise bence; demokrasiyi kesintiye uğratanlar ve Cumhuriyetin de istediği nesiller olan, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller”in yetişmesine fırsat vermeyenlerdir.

Artık millet iradesini; hiç bir kurum, hiç bir parti, hiç bir ülke görmezden gelemez.28 Şubatlar dünde kaldı arkadaş. 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Halil AVCU
05 Mart 2010 Cuma 10:43
Eyvallah Esat kardeşim.
Vatansever görünenler aslında vatansatan larmış. Gerçek vatansever ler nihayet anlaşılıyor. Menfaatleri uğruna darbe yapmak isteyenlerin hiç bir şey umrunda değil. Bunlar millete insan gözüyle bile bakmamışlar. Halkı TEPELEME ye cüret etmişler..
Eyvallah. Eline sağlık ESAT kardeşim.
212.175.48.250
muhammed mertek
02 Mart 2010 Salı 19:39
eline sağlık
28 Şubat türkiyeyi 20 yıl geriye götürdü ancak ordunun Peygamber ordusu değil beyaz türklerin ordusu olduğunu ortaya çıkardı.
88.230.157.192
Orhan Çiftci
01 Mart 2010 Pazartesi 10:57
teşekkür
Darbesiz,Post Modern Darbesiz,E-Muhtırasız nice yıllara ve lider ülke olma dileklerimle yazınıza teşekkür ederim.Allah cc. kaleminizi güçlü eylesin.
194.54.35.224
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim