• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Konya -4 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

25. Kare Özelliği

Ufuk Karadavut

İnanların kendi istekleri ile kabul etmesi oldukça zor olan düşüncelerin rahatlıkla ve direnç oluşturmadan kabul ettirilmesi için yapılan ve asla yasal olmayan ama herkesin yaptığı bir propaganda aracı var. Bilinçaltını etkilemeyi amaçlayan bu çalışmanın temeli ise şu şekilde ifade edilmektedir*; “Gördüğümüz bir anlık görüntü, 655 satır ve frame/çerçeve denilen 24 küçücük kareden oluşur. Sinema bandında, saat, dakika, saniye olarak bir diziliş vardır. Saniyeden sonra kare gelir ve bir saniye 24 karedir. Her 24 kare ise bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327.5 satırda bir de “control-track” denilen aralık vardır. İşte bu aralıktaki görüntüler kesilip, aralarına başka görüntüler atılarak 25. kare oluşturulur ve bu son kare olan 25 inci kare anlıktır. Yani görüntü saniyede 1/24 olacakken, bu 1/25’e çıkar. Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü gelir ve anında kaybolur. Genellikle görünmez, daha doğrusu görülür ama bilinçaltında kalır. 25. karenin temel mantığı da mesajı bilinç-altına göndermek olduğu için, artık dünya sinema sanayisinde bu tekniği kullanmayan yok gibidir. Yani sizler evlerinizde rahat koltuklarınıza oturup herhangi bir televizyon kanalındaki herhangi bir dizi/ film ya da bir belgeseli seyrederken aynı zamanda 25. karelerle bilinçaltınıza gönderilen mesajlara/ telkinlere/ saldırılara maruz kalabiliyorsunuz. Göz bunları görmüyor ama saniyenin üç binde biri gibi bir zaman aralığında bu görüntü bilinçaltına ulaşıyor. Bu gizli mesajlar sayesinde, o reklâmı, diziyi, filmi ya da herhangi bir resmi hazırlayan kişi/ yapımcı/ yönetmen kendi hedefine, niyetine ve ideolojisine göre vermek istediği mesajı 25. karelerle bilinçaltına göndermiş oluyor.”

Bilinçaltına yönelik olarak yapılan bu çalışmalara subliminal çalışmalar denilmektedir. Burada asıl olan izleyicinin ya da dinleyicinin fark edemeyeceği bir şekilde beynine mesajlar göndermektir. Bu mesajlar insan beynine farklı şekillerden gönderilmektedir. Bunlardan birincisi “Billboard” olarak adlandırılan ve şehirlerimiz neredeyse tamamında yer alan büyük reklam tabelalarıdır. Buradaki reklam afişlerin ve benzer nitelikteki görsel malzemelerin içerisine bir şekilde saklanmış kelimeleri şekiller ya da anlamlı olmayan rakamlar yoluyla insanları etki altına alınmaktadır. Oldukça güzel ve etkileyici bir reklam afişinde sizin bilinçaltınıza etki yapabilecek çok sayıda etken olabilir. Ama bunu biz hiç bilemiyoruz. Çünkü o kadar profesyonel bir şekilde gizleniyor ki anlamak zorlaşıyor.

İkinci etkileme yolu ise, gözle algılanması oldukça zor olan ya da gözle algılanamayacak şekilde kısa sürede ve hızda olacak şekilde gösterimlerin yapılmasıdır. Televizyon ve sinema bu konuda en etkin olarak kullanılan araçlardandır. Gayet masumane bir şekilde koltuğunuza oturup televizyonda severek izlediğiniz dizilerin ya da filmlerin içerisine gizlenmiş olan çok sayıda etken aslında bizleri etkisizleştiriyor, duyarsızlaştırıyor. Filim değil de sevdiğiniz bir sanatçının hazırlamış olduğu “klip” inin seyrederken bile aslında ciddi anlamda bilinç altı saldırıya uğruyorsunuz. Bunun farkına varamıyorsunuz. Çünkü istenen bunun farkına varılmamasıdır.

Üçüncü olarak ise işitsel yollar ile beynimize gönderilen mesajlardır. Duyduğunuz şeylerin arasında aslında size gönderilen oldukça ciddi mesajlar yer alıyor. Örneğin önceki gün televizyonda bir diziye gözüm takıldı. O dizide sık sık bilinçaltına oynayan mesajlar veriliyordu. Hemen her alanda toplumuz ciddi olarak bu tehdidin altındadır. Adeta kımıldamayacak şekilde elleri kolları bağlanmış ve bilinçaltına sürekli olarak vurulmaktadır. Bizler ise bunun farkında olmadan sürekli olarak mesaj dayağı yiyoruz. Bu mesajlar sadece bir ürünün kabulüne yönelik olsa belki bir noktaya kadar kabul edilebilir ve belki de hoş karşılanabilir. Ancak bir ürünün reklâmını yapmaktan, bir inancın ya da görüşün propagandasını yapmaya kadar varan geniş bir perspektifte kullanılmaktadır. Hatta yapılan etkileşim ile inançlarınızı dahi sarsabilmekte ve imansızlaşabilmektesiniz. Ama maalesef bunun farkına dahi varamıyorsunuz. Bakış açınız her yönüyle değişiyor. Anlayışınız değişiyor. Değişen toplum yapımızın en üstten başlayarak en alta kadar değişimini görmemize rağmen tepki veremiyoruz. Peki neden?. Haftaya devam edeceğiz…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim