• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya -1 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

19. yüzyıl Fransa'sından DAEŞ'i anımsatan örnekler

19. yüzyıl Fransa'sından DAEŞ'i anımsatan örnekler
El Mücahidin Örgütü Başkanı İbadu:"Tarihte binlerce insanın kafasını kesen ve daha sonra bunları yüz yılı aşkın süre müzelerinde saklayan Fransa dışında bir ülke yok."- Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisi Genel Sekreteri Sadani:"Orayı 'İnsan Müzesi' diye isim

CEZAYİR (AA) - ABDURREZZAK BİN ABDULLAH - Fransa'nın başkenti Paris'teki İnsan Müzesi'nde bulunan 18 binden fazla kafatasından 36'sının Cezayirli direnişçilere ait olduğunun tespit edilmesi üzerine Cezayirli tarihçi ve araştırmacılar, "İnsanlığa karşı suç işlemede 'uzman' olan Fransız generaller, kafa kesme ve insan yakma konusunda terör örgütü DAEŞ'in öncüleri oldu, onları geride bıraktı." yorumunu yapıyor.

Fransa'ya karşı verilen mücadeleye katılan yarı resmi "El Mücahidin" Örgütü Başkanı Said İbadu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Tarihte binlerce insanın kafasını kesen ve daha sonra bunları yüz yılı aşkın süre müzelerinde saklayan Fransa dışında bir ülke yok." dedi.

Fransa'nın söz konusu kafataslarını saklamasını "affedilmesi mümkün olmayan suç ve eşi görülmemiş zulüm" olarak nitelendiren İbadu, Fransız yönetiminden kafataslarının ait oldukları topraklarda defnedilmeleri için 5 Temmuz 1962'de Fransa ile Cezayir arasında imzalanan Evian Anlaşması gereğince ülkelerine iade edilmesini istedi.

İbadu, Ocak 2016'da Cezayir yönetiminin bu mesele bağlamında Fransa'ya gönderdiği heyete başkanlık eden Mücahitler Bakanı Et-Tayyib Zeytuni'nin kafataslarının iadesi konusunda "umut" olduğunu söylediğini hatırlattı. "Fransızlar, sömürgeci zihniyete sahip. Bizler ise onların yanında güvende değiliz ve bunun için hazırlık yapıyoruz." diyen İbadu, "Özellikle 138 bin Cezayirlinin birinci ve ikinci dünya savaşları sırasında Fransa'nın özgürlüğü için Almanya'ya karşı savaşa katıldığı düşünülürse biz Fransa ile mütekabiliyet ilkesi temelinde muamele etmeye çalışıyoruz." diye konuştu.

Cezayirlilerin Fransa'nın istiklali için canlarını verdiğini söyleyen İbadu, Fransa da Nazilere karşı kazandığı zaferin kutlandığı 14 Temmuz 2014'teki törenlere Cezayir'i davet ederek bu gerçeği itiraf etmiş olduğunu savundu.

İbadu ayrıca birinci ve ikinci dünya savaşları sırasında Almanlara karşı Fransa'yı savunmak için ön saflarda savaşan on binlerce Cezayirli askerden binlercesinin hayatını kaybettiğini hatırlattı.

- Fransa'nın direnişçilere ait kafataslarını teşhir etmesi Cezayirlilere "ihanet"

Cezayir'de iktidardaki Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisi (NLF) Genel Sekreteri Ammar Sadani, Fransa'nın direnişçilere ait kafataslarını teşhir etmesini Cezayirlilere "ihanet" şeklinde yorumladı.

Sadani, "Neden kendisini dost olarak tanıtan bir ülke (Fransa) tarafından yeni aşağılanmalara maruz kalıyoruz. Paris'teki bir müzede muhafaza edilen Cezayirli direnişçilerin kafatasları konusunu neden açığa çıkardılar? Orayı 'İnsan Müzesi' diye isimlendirdiler. Oysaki ona 'Hayvan Müzesi' ismini vermeliydiler, çünkü orada Cezayir'in en şerefli adamlarına yönelik bir aşağılama var." değerlendirmesinde bulundu.

- "Fransızlar, kafa kesmede DAEŞ'in öncüleri"

Fransız güçlerine karşı mücadelede hayatını kaybedenlerin çocuklarıyla ilgilenen kurum olan Şehit Çocukları Örgütü Başkanı Et-Tayyib el-Havari, "Dünya, ikinci dünya savaşından sonra 1945'te insanlık dışı eylemleri nedeniyle Nazileri kınayan Fransa'nın Cezayirlilere karşı aynı suçları işlediğini ve gerçekleri gizlemek suretiyle bugüne kadar daha fazla suç işlemeyi sürdürdüğünü bir kere daha keşfedecek." dedi.

Kafataslarının saklanmasını "alçak ve ahlak dışı" olarak tanımlayan Havari, kafataslarının Fransızların sömürge döneminde el koyduğu Cezayir arşivleriyle birlikte iade edilmesi gerektiğini vurguladı.

Fransızların özellikle de aşırı sağcıların terör ile İslam ve Müslümanları ilişkilendirmeye yönelik çabalarına ilişkin, "Fransızlar, tarih önünde sömürgenin kafa kesme ve bedenleri yakma konusunda DAEŞ'in öncüleri olduğunu ortaya koyuyor." diyen Havari, "İnsanlık ve tarih, kafa kesmelerin sadece Müslümanların tasarrufunda bulunmadığını bilakis bu tür vahşetin kendileri (Fransızlar) tarafından da yapıldığını göstermiştir." ifadesini kullandı.

Havari ayrıca Fransızların 19. yüzyılda Cezayir'in batı kesiminde yer alan Ez-Zahre dağlarında Evlad Riyah kabilesinden bin 600 aileyi dumanla katlettiğini sözlerine ekledi.

- "Fransa'nın Cezayir'deki cinayetleri Hitler'i geçti"

Cezayirli tarihçi Mustafa Nuveysir de ülkesindeki Fransız sömürge dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fransa'nın Cezayir'deki sicilinin açılması durumunda şok edici gerçeklerle karşılaşılacağını belirten Nuveysir, "Cezayir'de insanların kafasını kesmekle yetinmeyen Fransa, insanları yakarak veya dumanlarla öldürdü. Hatta Fransızların Cezayir'de işlediği cinayetler ile Adolf Hitler'in cinayetlerini karşılaştıran bazı tarihçiler, Fransızların işlediği cinayetlerin daha ağır bastığı sonuca vardılar." diye konuştu.

Fransızların Cezayirlilere karşı "vahşice işlediği suçları" dünya kamuoyuna duyurma çağrısı yapan Nuveysir, "Fransız generaller, öldürme ve insanlık dışı suçlar işlemede uzmanlar." dedi. Nuveysir tüm bunların, Batı'ya "Fransızların işlediği cinayetlerin, DAEŞ ve Ortadoğu'daki radikal bazı grupların işlediklerini çok geride bıraktığını" göstermede kullanılabilecek net deliller olduğunu ifade etti.

Sosyal medyada bazı kullanıcıların Fransızların Cezayir'de işlediği cinayetler ile terör örgütü DAEŞ'in Suriye ve Irak'taki cinayetlerini karşılaştıran paylaşımlarda bulunduğuna işaret eden Nuveysir, "Bu cinayetlere karşı bir uyanış var. Fransızlara, 'Terörü kendi vahşetiniz ile sizler var ettiniz. Terör, işgalin vahşice uygulamalarına tepki olarak ortaya çıktı' diyorlar." ifadelerini kullandı.

-Katliam ve göç, Cezayirli direnişçilerin soyunu kuruttu

Söz konusu kafataslarının Cezayir'e teslim edilmesi talebinde bulunanlardan Cezayir Tarih Araştırması Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Tilmisani, Fransızlara karşı mücadele eden direnişçilerin torunlarının izini bulmanın iki sebepten dolayı zor olduğunu belirtti.

Tilmisani, "Şu anda Paris'teki müzede kafatasları muhafaza edilen direnişçilerin torunlarının nerelerde olduklarına dair bir harita çıkarmak zor. Çünkü sömürgecilere karşı mücadele eden direnişçiler sadece kendi bölgelerinde değil, zulme uğrayan tüm kardeşlerinin yardımına koşmak için farklı bölgelerde de savaştı. Ayrıca Fransızlar, Cezayir'i işgal ettikleri günden itibaren direnişçilerin azmini kırmak için köylerde yaptıkları toplu katliamları ve zorunlu göç politikasını ülkeyi tamamen terk ettiği 1962'ye kadar sürdürdü." dedi.

Tarihçi araştırmacı Muhammed Belhi de "Fransızlar tarafından katliamlarla yok edilen bölge (Zeatşe) halkının soyu veya torunlarından söz etmek çok zor." ifadesini kullandı.

Ulusal Kurtuluş Cephesi'ne yakınlığıyla bilinen Savtu Ahrar (Özgürlerin Sesi) gazetesi Editörü Nadir Bulkurun da Fransızların, 1849'da Zeatşe Halk Devrimi'nin çıkış yeri Lişene bölgesinde yaşayan insanları, toprakları ve ekinleriyle birlikte katlettiğini belirtti.

Ailesi Zeatşe bölgesi halkından olan Bulkurun, şunları söyledi:

"Fransız kaynakları, Zeatşe saldırısının 8 bin asker tarafından gerçekleştirildiğini dile getiriyor. Fransızlar, kılıçları ile savaşan Buzeyyan ve Şeyh Derkavi'yi öldürdükten sonra meydanda topladıkları bölge halkının önünde bu iki kişinin kafalarını kesiyor. Cinayetlerini kanıtlamak isteyen sömürgeciler, halkı korkutmak ve direnişin sona erdiği mesajı vermek için şehitlerin kafalarını Biskra kentinde 3 gün boyunca asılı bırakıyorlar."

- Zeatşe katliamı

Fransızların sömürge döneminde Cezayir'de gerçekleştirdiği en büyük katliamlardan biri 1849'da Zeateşe denilen bölgede yapıldı. Fransız güçleri, 26 Kasım 1849'da Zeatşe'de sömürgecilere karşı mücadele eden liderlerden Şeyh Ahmed Buzeyyan'ın kaldığı yaylaya 8 bin askerle saldırdı. Saldırı sonunda yerleşim yerleri tamamen yıkıldı, 10 bin hurma ağacı kesildi, enkazların altında kalanlar hariç 800 kişinin cesedi bulundu. Cezayir kaynaklarına göre, Zeatşe katliamından kurtulan kimse olmadı.

Cezayirli gazeteci Hafiz Savalili, 5 Temmuz 2015'te yayınlanan makalesinde katliama ilişkin şunları aktardı:

"Fransız askerleri, ülkenin güneydoğusundaki Biskra kentinin 30 kilometre güneybatısında yer alan Zeatşe'de direnişçilerin lideri Şeyh Ahmed Buzeyyan ve Musa ed-Derkavi'nin kafasını keserek, kesilen başları başkalarına 'ibret' olması için kışla ve daha sonra da Biskra kent merkezinde sergileme kararı aldı. Bunlar ve sömürgeyi reddeden Cezayirli direnişçilerin diğer simge isimlerine ait kafatasları hala Fransızlar tarafından aşağılayıcı bir şekilde muhafaza ediliyor."

-Fransa'nın Cezayir'deki sömürge geçmişi

İnsan hakları örgütleri ve tarihçiler, Fransa'nın 1830-1962 yıllarındaki sömürge döneminde Cezayirlilere yönelik katliamlar gerçekleştirdiğini ve yüz binlerce kişinin ise tehcir edildiğini belirtiyor.

Cezayir İnsan Hakları Savunma Birliği de Fransa sömürge yönetimi altında yaklaşık 10 milyon kişinin öldürüldüğünü kaydediyor.

Cezayir, Fransa'ya söz konusu suçları kabul edip mağdurlar için tazminat ödemesi çağrısında bulunurken, Fransa ise eski defterleri kapatıp geleceğe bakmak gerektiğini savunuyor.

Geçen hafta France 24 televizyonunda yayınlanan rapora göre Paris'te arkeoloji eserlerinin sergilendiği İnsan Müzesi'nde bulunan 18 binden fazla kafatasından 500'ünün kimlik tespiti yapıldı. Bunlardan 36'sının 19. yüzyıl ortalarında Fransız işgaline karşı mücadele eden Cezayirli direniş liderlerine ait olduğu belirlendi.

Aslında, Cezayirli direnişçilere ait kafataslarının Paris'teki İnsan Müzesi'nde bulunduğunu ilk defa 2011'de Cezayirli tarihçi Ali Ferid Bilkadi ortaya çıkardı. Bilkadi aynı yıl yaptığı açıklamalarda söz konusu kafataslarının ülkelerine iade edilmesini istedi ancak bu talep gereken ilgiyi görmedi. Geçen mayıs ayında ise Cergy-Pontoise Üniversitesinden İbrahim Senusi bu kafataslarının ülkelerine geri gönderilmesi için yaklaşık 30 bin imza topladı.

Bu arada Fransız "Le Monde" gazetesi de geçen mayıs ayında "Paris müzesinde, Cezayirli direnişçilerin kafataslarının yeri yok" başlığıyla Cezayirli direnişçilere ait kafataslarının, ülkelerine iade edilmesi talebinde bulunan Fransız aktivistlerin imzasını taşıyan bir belge yayınlandı.

Cezayir Haber Ajansı'nın (APS) haberine göre, Paris Doğa Tarihi Müzesi Müdürü de haziran ayında yaptığı açıklamada "Müzemizde korunan Cezayirlilere ait kafataslarını teslim etme talebini incelemeye hazırız. Teslim konusunda önümüzde herhangi bir engel bulunmuyor." ifadesini kullandı.

AA

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim