"157 danışma hattı 10 binin üzerinde mülteciyi ölümden kurtardı"

"157 danışma hattı 10 binin üzerinde mülteciyi ölümden kurtardı"

Göç ve Uyum Alt Komisyonu Başkanı Uslu: "Yabancılar İletişim Merkezi (Alo 157) bugüne kadar 10 binin üzerinde mülteciyi Ege Denizi üzerinde ölümden kurtardı. Tamamen insani değerler üzerine kurulu bu merkez, hizmetlerinden dolayı İngiltere'de büyük ödüle

TBMM (AA) - İSMAİL ÇİMEN - TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Göç ve Uyum Alt Komisyonu Başkanı Atay Uslu, 6 dilde hizmet veren Yabancılar İletişim Merkezi'nin (Alo 157 YİMER) bugüne kadar 10 binin üzerinde mülteciyi Ege Denizi üzerinde ölümden kurtardığını belirterek, "Tamamen insani değerler üzerine kurulu bu merkez, hizmetlerinden dolayı İngiltere'de büyük ödüle layık görülmüştür." dedi.

Uslu, komisyonun iki yıllık çalışmaları sonucunda hazırladığı "Göç ve Uyum Raporu"na ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzunca bir süredir yürütülen çalışmalar neticesinde hazırlanan raporda, dünya genelinde yaşanan göç hareketliliğini ortaya çıkardıklarını söyledi.

Çalışmalar ışığında Türkiye'nin, son 6 yılda dünyanın en fazla sığınmacı alan ülkesi konumuna geldiğinin görüldüğünü vurgulayan Uslu, dünya geneline bakıldığında sığınmacı hareketliliği konusunun yanlış algı üzerinden değerlendirildiğini dile getirdi.

"İnsan hakları merkezi" kabul edilen Avrupa'da bu yanlış algının yükselerek devam etiğinin altını çizen Uslu, "Bundan 70 yıl önce dünyanın en fazla göç veren coğrafyası Avrupa iken 20 yıl önce ise en fazla göç alan ülkesi Suriye'ydi. Ortadoğu coğrafyasında yaşanan savaşlar nedeniyle bugün dünyanın en fazla göç veren yeri Suriye. Dolayısıyla dünyada kimin göçmen olacağı, nereye göç edeceği ile ilgili herhangi bir kural yok. Herkes göçmen olabilir." diye konuştu.

Sığınmacı konusunun, dünyanın her yerinde sorun olarak görüldüğünü anlatan Uslu, gerçekte sığınmacıların bir sorun değil sorunun mağduru olarak karşılarına çıktığını dile getirdi.

Hiçbir göçmenin kendi evini, yurdunu bırakıp başka bir ülkeye gitmek istemediğini belirten Uslu, "Sığınmacı sorununun sebebi, dünyadaki konjonktürel durumlar. Ortadoğu coğrafyasında birçok ülke bulunuyor ve o bölgeyle sınırları olmayan birçok ülke orada bulunuyor. Sığınmacılara konunun failleri gibi bakmak büyük bir yanılgı. Burada sığınmacılar sorun değil aksine sorunun mağdurları konumundadır." dedi.

Uslu, Türkiye'de bugün itibarıyla 3,5 milyon Suriyeli sığınmacının bulunduğunu, yapılan yurt içi ve yurt dışı incelemelerinde Türkiye'deki barınma merkezlerinin dünya ölçeğinin çok üzerinde olduğunu vurguladı.

Birçok ülkenin de Türkiye'deki barınma merkezlerine bu gözle baktıklarını net bir şekilde ifade ettiğine dikkati çeken Uslu, "Geçici koruma statüsüne sahip olan Suriyeliler şu anda mülteci statüsüne sahip kişilerle neredeyse aynı haklara sahip. Sosyal yaşamla ilgili mültecilere tanınan her türlü haklar onlara da tanınmış durumdadır." açıklamasını yaptı.

Türkiye'de bulunan Suriyelilerin statüsünün, geçici koruma niteliği taşıdığını belirten Uslu, saha çalışmalarında sığınmacılara sunulan hizmetler ile Türkiye'nin, bu statünün dünyaya örnek olacak şekilde içini doldurduğunu gördüklerini anlattı.

Komisyon çalışmalarında Suriyelilere yönelik geçici koruma statüsü devam ettirilmesi gerektiği düşüncesinin hakim olduğuna işaret eden Uslu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü Suriye coğrafyasından Türkiye'ye yönelik kitlesel bir göç hareketi mevcut. O coğrafya şu anda boş. Göçenlere kalıcı bir statü verilmesi durumunda geri dönme fikirleri ortadan kalkabilir. Oysa biz bu insanların savaş bittikten sonra kendi evlerine, coğrafyalarına dönmelerini istiyoruz. Aksi takdirde boş kalan o coğrafya istismar örgütlerinin, terör örgütlerinin, kötü niyetli grupların yerleşkesi haline gelir. O yüzden Suriyelilerin kafasındaki 'geri dönecek miyiz, dönmeyecek miyiz?' sorusuna cevap olması açısından geçici koruma statüsünün devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyorum. "

- "10 binin üzerinde mülteci Ege'de ölümden kurtarılmış"

Atay Uslu, Türkiye'nin, kendisine sığınan insanlarına diğer ülkelere nazaran daha farklı gözle baktığını bunun en açık örneğinin ise değişik ülkelerden toplam 5 milyona yakın insanı misafir etmesi olarak görüldüğünü söyledi.

Buna bağlı olarak İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü bünyesinde Yabancılar İletişim Merkezi (YİMER) kuran Türkiye'nin, sınırları içerisinde bulunan misafirlerine bu merkezin "Alo 157" danışma hattı üzerinden ücretsiz olarak her türlü danışma hizmeti verdiğine değinen Uslu, şöyle konuştu:

"Türkçe, İngilizce, Arapça, Rusça, Farsça ve Almanca dillerinde 24 saat esasına dayalı hizmet veren YİMER, yabancı uyrukluların her türlü hak ve taleplerine ilişkin destek hizmetinde bulunuyor. Tamamen insani değerler üzerine kurulu bu merkez, hizmetlerinden dolayı kısa süre önce İngiltere'de büyük ödüle layık görülmüştür. En iyi çağrı merkezi ödülünü alan YİMER'e ödül lanse edilirken 'Biz insani alanda hizmet veren böyle bir çağrı merkezinin hangi ödül kategorisinde yer alacağına karar veremedik. Bütün ödüllerin üzerinde bir ödül vermek istiyoruz' ifadelerinin kullanıldığı bilgisini edindik. Bunun sebebi ise Yabancılar İletişim Merkezi (Alo 157) bugüne kadar 10 binin üzerinde mülteciyi Ege Denizi üzerinde ölümden kurtardı. Bundan dolayı büyük ödüle layık görülmüş bir merkezimiz."

- "Akdeniz bugün dünyanın en büyük mezarlığı haline gelmiş"

Atay Uslu, Türkiye'nin sığınmacılara bakış açısı ile Avrupa'nın bakış açısı arasında büyük farklılıklar bulunduğunu söyledi.

Uluslararası örgütlerin, Akdeniz'de ölen mülteci ve sığınmacı insanları saymakla kendilerini görevli saydığına dikkati çeken Uslu, bu örgütlerin adeta istatistik tutan kuruluşlar haline geldiğinin görüldüğünü belirtti.

Söz konusu örgütlerin, ne bir uyum, ne de sığınmacıların korunması hakkında bir çalışma yaptığını gördüklerini ifade eden Uslu, şöyle devam etti:

"Özellikle Suriye'deki savaşı durdurması gereken NATO gemileri, savaşı durdurmak yerine savaştan kaçan insanları durdurmakla meşgul. İnsanlar Avrupa'ya geçmesin diye adeta Ege'de nöbet tutuyorlar. Bunun yerine bomba atılmasın, bu insanlar ölmesin diye nöbet tutmaları lazım. Bizim birebir anlaşmalarımızdan dolayı bugün Ege'de ölümler durdu ama Akdeniz'de devam ediyor. İtalya, İspanya, Yunanistan üzerinden geçişler var ve ciddi şekilde ölümler söz konusu. İtalyan şair Aldo Rossi bunu çok güzel bir şekilde ifade ediyor; 'Akdeniz'den gelen hiçbir balığı yemiyorum artık, balıklarla birlikte Libyalıları, Somalileri, Suriyelileri, Iraklıları yemekten korkuyorum.' diyor. Çünkü Akdeniz'de her yıl 5 bine yakın sığınmacı ölüyor. Son 4 yılda 20 bin insan Akdenizde ölmüş. Akdeniz bugün dünyanın en büyük mezarlığı haline gelmiş."

- " Doğu'da insanlar ölürken Batı'da insanlık ölüyor"

Atay Uslu, yaşanan göç hareketinin belki de gelecekte Avrupa'dan başka coğrafyalara gerçekleşebileceğini, bu olaya insani yönden bakılması gerektiğini anlattı.

Uluslararası örgütlerin bu konuda yeniden yapılandırılması gerektiğinin altını çizen Uslu, şunları kaydetti:

"Müslüman olarak Avrupa'ya giden insanlara; Danimarka'da, Almanya'da belli kiliselerde Hristiyan olmak koşuluyla başvurularının kabul edileceği söyleniyor. Bu noktada insanlar kendi kültürel kodlarından taviz vermek zorunda kalıyorlar. Yani asimile oluyorlar. Buna hiçbir uluslararası anlaşma 'dur' diyemiyor. Bu dramların ortadan kaldırılması gerekiyor ya da Cenevre Sözleşmesi'nin farklı maddelerle yenilenmesi gerekiyor. Biz ise 'Gelin yeni bir sözleşme yazalım ve adı da Anadolu Sözleşmesi olsun, insanlığın ölümüne dur desin' diyoruz. Doğu'da insanlar ölürken Batı'da bence insanlık ölüyor artık."



AA

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :